cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

18 + 2 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • nasıl vegan oldunuz

    vegan olma motivasyonlarınız neler ? kesinlikle amacım yargılamak değil tabi ki ancak kimi etik nedenlerden kimisi sağlık nedeniyle veganlıkla tanışıyor.

    benim hikayem sinema televizyon okurken sürekli belgesel yapma isteğimle ve bu nedenle çok sayıda belgesel izlemem sonucu başladı. bu etkiyi yaratan belgesellerin başında tabi ki earthlings geliyor baya zorlanarak da olsa izledikten sonra benim için çok şeyi değiştirdi earthlings. o güne kadar kendisini hayvan sever olarak tanımlayan ben, kedi-köpek sever olduğumu fark ettim ve bununla ilgili bir şeyler yapmak istedim.
    13 yaşında bir çocuk, vegan olmak istediğine dair bir sosyal medya paylaşımı yapıyor ve merak edip Google a ''Vegan nedir?'' sorusunu soruyorum. Öğrendiğimi sanmıştım ama sağlıklı hiçbir bilgiye ulaşamamışım, diyete indirgenmiş beslenme üzerinden bir veganlık tanımı. Yıl 2017(2 senede gerçekten çok mesafe katedildi) ve medyada görünürlüğü olmayan insanlardan hiç duymadığım bir şeydi bu. Ortada bir yanlış olduğunu algılayabiliyorsun ama çözüme gidemiyorsun, bilgiye ulaşamıyorsun. Dedim ki kendime ''İneği bizden başka kimse yemiyor, ben yemezsem yaşayabilir ama büyük balık, küçük balığı yiyor o zaman ben de yiyebilirim nasıl olsa biri yiyor.''-şimdi ki gibi bir görünürlük, yol gösterici olmayınca anca bu kadar:( -ve pesketaryen oldum. Araştırmalara devam ettim, bir önceki saçma düşüncemin yerini mantıklı cevaplarla doldurdum ve vegan oldum.Bize ait olmayan, yaşamak isteyen biri var ve insanlar keyif, zevk adı altında onu sömürmeye, vahşete devam ediyor, akıl alır gibi değil. Birey olarak görmek, her şeyi o kadar çok değiştirdi ki...
    Yukarıda belirtilen malûm belgeseli izlediğimin ertesi sabahı, her sabah yediğim peynir ve yumurtayı yiyemeyip yarım bıraktım. O günden sonra bu konuyla alakalı beynimde sanki tahtalar yerine oturuyor gibi olunca aynı gün vegan oldum.
    Geçen yıl sakaryada bacakları kesilip işkece edilen yavru köpekten sonra et yemeği bıraktım. İnekte onun gibi bir hayvandı tamamiyle. Biz insanlar ne yaptık köpeğe üzülüp diğer hayvanları yemeye devam ettik. Ben o gün et yemeği kestim. Sorgulamak önemli olan şey. Dayatılanların sorgulanabilecek olması ve insanların sorgulayabilecek kapasitede olması. Eğer ki biri körü körüne bir şeye inananmaktaysa yargıları kırmak zor olabiliyor. Sorgulamak sorgulamak be yine sorgulamak..
    Yıllarca yanlış olduğunu bildim içten içe ama kafamı çevirdim, birkaç yıl önce vejeteryan olmuştum ama çok kısa sürmüştü. Benim veganlık hikayem tek akşamda gelişen, hayatımda çok ayrı yeri olan bir akşam.

    Herkesin saydığı etik sebepler, çevresel faktörler gibi sebeplerin yanı sıra yaşadığım spiritüel bir deneyim benim kafamı artık çevirememe sebep oldu. O akşam hayatımda artık yeri olmayan şeyler içerisinde alkol, sigara ile vedalaşmamın ardından veganlığa merhaba dedim. “Sanki hep böyleymişsin gibi geliyor bana” demişti bir arkadaşım. Gerçekten de öyleydi. Özüme dönmüştüm, olması gereken doğal hale. Yaşayan bir bedene Güneş’in öptüğü, pırıl pırıl parlayan, ceset ve sömürü içermeyen besinler lazım.

    2020 insanların artık uzun uykularından uyandıkları ve onlara yıllarca söylenen yalanlardan arındırıldıkları bir yıl olsun.

    Sevgi ve ışıkla kalın.
    Vegan olmaya yaklaştığım zamanlardı - ama henüz veganlıktan haberim yoktu- ve sağlıklı yemek üzerine yaptığım araştırmalar ve izlediğim belgeseller ile bu konu üzerine iyice yoğunlaşmıştım.Neredeyse hiç paketli ürün almıyodum ve birsürü sağlıklı sebze yemekleri öğrenmiştim, kitaplar filimler derken yavaş yavaş et ve süt ürünlerinin zararlı oluşunu kabul etmeye başladım.Ve bunun üzerine gitmeye başladım ama bilinçli değilim hani vegan kelimesini henüz bilmiyordum mesela.Sonra Food,inc. belgeselini izledim ve boşluk sanki dolmaya başladı. Veganlık kelimesini de öğrenmem ile hayvan hakları ve çevre için de araştırmaya başladım. Bu önceki araştırmalarımdan çok farklıydı çünkü huzursuzluk ve suçluluk hissi beni kamçılıyordu, neredeyse sabahtan akşama kadar bu konuyla ilgilendim.Et yemeyi bıraktım, bıraktıktan bir hafta kadar sonra da vegan oldum. O günden beri de hiç tereddüt etmeden ve hiç olmadığım kadar huzurlu bir şekilde yolluma devam ediyorum.
    Kendimi hep haksızlıklara karşı çıkan, dezavantajlı kişi/kişiler/grupların yanında olmaya özen gösteren biri olarak tanımladım. Geçen yıl askerliğimi tamamlayıp döndüğümde bir süre evde vakit geçirdim. Vakit geçirdiğim süre zarfında internette vakit geçirdim. Birgün internette dolaşırken bir arkadaşımın twitterda bir tweeti beğenmesi ile vegan kelimesi ile tanıştım. Kelimeyi araştırıp ne olduğunu öğrendim ve birkaç gün sürekli olarak veganlığı araştırdım. Kafamda artık sorular oluşmaya veganlığın ne olduğu aslında bir diyet olmadığını, bir felsefesi olduğu gerçeğini gördüm. İşte o zaman hep yarım mücadele ettiğimi,aslında hep insan merkezli düşündüğümü belkide yeryüzündeki en dezavantajlı grubun hayvan dostlarımız olan gerçeği görmezden geldiğimi fark ettim. Bir ineğin, farenin, domuzun, tavuğun kedi ve köpekten hiçbir farkının olmadığı hepsinin de biz insanlar gibi duyguları olduğunu öğrendim. Veganlık kelimesini paylaşan kişiye sorular sormam ve onunda bilgisi dahilinde sorularıma içtenlik ile cevap vermesi takıldığım nokta da sorularımı soracağım başka vegan birisine yönlendirdi ve yönlendirdiği kişi sorularımı yanıtlayarak 10'larca vegan olan bir wp grubuna aldı. Gruba dahil olmamla birlikte veganlığa dair birçok şey öğrendim. Bir süre sonra artık kendime de veganım dedim. Hala o gruptayım ve öğrenmeye devam ediyorum. İyi ki varsınız öfkeli veganlar :)
    Çoğu kişi ile aynı başlıyor durum, yıllarca bir şekilde yememeye çalıştım. Köfte veya kıymalı yemek yiyordum sadece çünkü tam bir canlı yiyormuşsun gibi gelmiyordu diğer etli yemeklere göre. Ailem sürekli et yedirmeye çalışırdı, annem “et ile rakı tatarın hakkı” der ve ekler “et yemezsen salak olursun, adını unutursun bak” diye sürekli, hayır annem salak olmam :D
    Vegan olma sürecine büyük bir araştırmayla başladım önce kullandığım ürünleri araştırdım, değiştirdim, et yememe konusunda net duruşlar sergilemeye başladım. Arkadaşım bebeğim Merve’nin destekleriyle belgeselleri izledim, konuşmaları dinledim, kitaplar okudum. Sonunda vegan yaşıyorum ya da elimden geldiğinden yaşamaya çalışıyorum diyebiliyorum. Bunu da dışarıda yemek zorunda kaldığımda çorbanın içine bir şey ekleyip, sorduğumda söylemezlerse diye ekliyorum.
    Hayatımı böyle sürdürmek dileğiyle..
    Nasıl olduysa çok iyi oldu dedirten başlık..

    Keşke çok daha önce ayikabilseymisim.. Geçen 8 ay boyunca arınmanın ötesinde vicdanen çelişki yaşamamak.. tarifsiz..

    Darısı tüm perdeli kalplerin başına..
    meşhur bir zincir kahvecide başlayan kariyerimde eğitimler esnasında duymuştum bu veganlık mevzusunu üstün körü anladığım et yemeyen süt içmeyen insanlardı olabilir dedim geçtim. Aradan biraz zaman geçti veg festte kahve ikramı yaparken buldum kendimi, katılım sağladığımız ilk yıl fikirlerine biraz kulak kabarttım çocuklar haklıydı haklı olmasına ama zor dedim falan dedim geçiştirdim. Bir sonraki katılımımızda festivale sohbet ettiğim vegan insanlar can sıkıcı şeyler anlattılar biraz ve kendi kendimi suça ortak gibi hissettim sanırım o gece tüm vegan dünyasını tanıdım 24 saatte aşırı dozda bilgi yüklenmesinden beynim yanacaktı neredeyse ve insan bildiğinden meshuldur ya kanlı ellerinle yürümeye devam edecek yada sevdiğin bu canlara karşı daha samimi olacaksın diyerek o günün sonrası vegan olarak yaşamımı sürdürmeye başladım. Biraz karmaşık olmuş anlatımım
    Benim hikayem çoğunuza göre oldukça yeni ve şöyle başlıyor;

    Youtubeda gezinirken önüme "Ailem vegan olmama neden karşı çıktı" başlıklı bir video çıktı, açtım ve izledim. Kızın önerdiği belgeseller arasında çoğumuzu veganlığa, vejetaryenliğe iten 'earthlings' vardı. Aynı akşam açtım onu da izledim, izlemeye çalıştım, durdurdum ağladım devam ettim... Çok kötü bir deneyimdi ama hepsinin gerçek olduğu ve her gün artarak yaşanmaya devam ettiği gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı. Sokaktaki kedilere köpeklere bir şey olunca vicdanımız sızlıyorken neden bir ineğe veya keçiye bunların yapılmasına göz yumuluyordu ki? Sonraları 1.5 ay kadar et yiyemedim fakat süt ve süt ürünleri tüketmeye devam ettim. Belgeseli unutmaya başlayınca maalesef yedim. Fakat biyoloji öğretmenimin önerisi üzerine izlediğim (kendisi ve ailesi vejetaryen) What the health beni gerçekten bu yola itti. Düşünmeye başladım, neden ölü bedenleri yiyoruz ki? Besin değerleri, yiyecekler ve bütçe konusunda araştırmalar yaptım, bir çok önyargım olsa da aslında hiç öyle olmadığını gördüm. Artık buradayım ve bu halimden çok mutluyum, ölü bedenleri tüketmiyorum, kullanmıyorum, çevremi uyarıyorum. 1 aylık çömez bir vejetaryenim, bırakmayı asla düşünmüyorum. Ailem bir takım zorluklar çıkartsa da hallediliyor. (bkz:et yemezsen protein alamazsın)Hepinize kucak dolusu çiçekler ?
    Vejetaryen olduğum için kendimi hayvan hakları savunucusu sanıp gercekleri hiç sorgulamadan bal yerken geldi bana farkındalik. Arıların balı kendileri için urettiginden bizim onu çaldığımizdan 26 yaşıma kadar haberdar olmamak sadece insan merkezci dünyanın değil gerçeklere ulaşmaya çalışmayan benim de hatamdi. Gerçekleri gördüm ve 4 yıldan uzun bir zamandir yaşam hakkı savunucusu olarak daha çok öğrenmeye devam ediyorum.
    Yaşam hakkı ?
    internette dolaşırken tesadüfen gary yourofsky'in 'hayatınızda duyabileceğiniz en iyi konuşma' başlıklı videosuna denk geldim. Vegan kelimesini ilk defa o zaman duydum. Şimdi düşününce zekice atılmış, insanları videoyu izlemeye yönlendiren bir başlık olduğunu görüyorum :).Videoyu izlerken bir yandan konuştuklarının ne kadar mantıklı olduğunu diğer yandan da bunun benim için ne kadar zorlayıcı olacağını düşünüyordum. Sevdiğim yoğurdumdan nasıl vazgeçerdim, peynirsiz nasıl kahvaltı yapabilirdim. Sağlık, protein vs.den çok kendi hazzımdan nasıl vazgeçebileğimi düşünüyordum. O zaman bunların bağımlılık yarattığından habersiz sadece kendi damak zevkini düşünen bir insandım o hayvanın bir yaşam hakkı olduğunu düşünmeden neler yaşadığından bihaber ineklerin insanlar için sürekli süt üreten canlılar olduğunu ve bunun normal olduğunu düşünüyordum. Halbuki ezenler ile ezilenler arasındaki savaşta hep ezilenler tarafında yer almış, doğrunun haklının tarafında onlar ile mücadele etmeyi seçmiştim. Ne kadar insan merkezli düşündüğümü o günün akşamı earthlings belgeselini izlediğimde fark ettim. Belgeselin yarısına bile gelmeden doğru tarafta durmadığımı; bir yandan haktan, adaletten bahsederken bir yandan birilerine haksızlık yaptığımı, adaletsiz davrandığımı, kötülerin tarafında olduğumu fark ettim ve o an artık vegan olmuştum. Bunca zaman nasıl olur da bunu fark etmem içimde hala bunun vicdan azabı var. Bu vicdan azabını yok etmenin de onların seslerini duyurarak ve her ne şekilde olursa olsun aktivizm yaparak geçeceğini düşünüyorum. Giden canlar geri gelmeyecek belki ama daha fazla can kaybı olmaması için çabalamalıyız.
    çocukluğumdan beri sokaktaki kedi ve köpekleri severek, onları besleyerek büyüdüm diyebilirim. 20'li yaşların ortalarında tabağımdaki eti yerken bunun kaynağını sorgulamaya başladım. ben eti kesmeye götüren sürecin en büyük halkası birçokları gibi eartlings belgeselini izlemek oldu. bu belgesel o kadar sert vurdu ki, yıllarca etkisinden ilk günkü gibi çıkamadım.
    İnekleri nasıl sevdiğimi hatta aşk derecesinde bağlı olduğumu ailede bilmeyen yoktu Ankara'dan Datça'ya giderken Dinar 'da bir inek gördük eşimde sevmem için durdu yavaş yavaş yaklaştım kalbim deli gibi çarparken benden kaçtı o an ne kadar mutlu olduğumu ve onu görmekten ne kadar heyecanlandığımı farkettim. Arabaya bindim ve dedim ki onu hem sevip hem yiyemem ben vejetaryen oluyorum dediğimin 4. Günü süt endüstrisini araştırdım ve vegan oldum.
    Bir zamanlar cahildim. Hayvanları çok sevmeme rağmen bazılarının etinden, sütünden yararlanmak bana doğal geliyordu çünkü bizlere aksini öğreten olmamıştı. Bazı hayvanlar sevilmek için bazıları sömürülmek için vardı. Yani HAYVANSEÇERdim. Bizlere gerçeklerden ziyade süslü masallar anlatıldı. O masallarda mutlu inekler, sevimli tavuklar vardı ve yaşamımızı sürdürebilmek için o hayvanlara ihtiyacımız olduğu öğretilmişti. Sonra bir gün "Vegan" kelimesini duydum ve başladım araştırmaya. Yediğim et, peynir, içtiğim süt... Bütün bunlar nasıl, hangi koşullarda önüme sunuluyor? Bu çark nasıl dönüyor? Her şey cidden bu kadar mükemmel mi? Sorgulamalar daha fazla bilgi edinme çabaları derken hakikat suratıma çarpıverdi. Farkında olmadan bunca yıl bu sömürüye ortak oluşum! Bir gecede vegan oldum ben ve her vegan gibi keşke daha önce olsaydım dedim. Gerçeklerden kaçmak yerine perdeleri açıp, duvarları yıkmalı insan! Hayvanlar bizim için değil, bizimle yaşamak için var!

    açıkçası bir anda olmadı 4-5 yıllık bir süreç veganlığı ilk duyduğumda da "çok mantıklı keşke olsam" demiştim ama henüz etki alanıma girememişti.


    hiç duymasaydım kendi kendime evde bir gün vegan olabilir miydim? sanmıyorum; o kadar zeki biri değilim.


    hep bir terslik vardı ama et yememek, hayvanlar, sağlık, küresel iklim krizi filan bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu öğrenene kadar vegan olmak o kadar da gerekli bir şey gibi gelmemişti..


    vegan sağlık profesyonelleri sayfasını facebooktan tesadüfen takip etmeye başlamıştım ve orada okuduğum şeylerle o 4-5 yıllık süreç birden bir ay bile geçmeden vegan oldum, teşekkürler.)


    bir diğer büyük etken de 1,5 yaşındaki köpeğim coco; başıma gelen en güzel şey, en sevdiğim, gerçek ailemin yeni üyesi-henüz gerçek ailemle tanışmadığımı düşünürüm hep-.. diğer hayvanların da onun kadar sevgi dolu canlılar olduğunu düşününce


    muhtemelen onlar da henüz gözlerinin içine bakmadığım ailem, bir çoğu hiç sevilmeden öldürüldü ve hala öldürülüyor.. tek başına hepsi bir "coco, daisy, pamuk, boncuk, paşa, prenses, köpük, çiço, çiko, şans..." diye hepimizin bi yerlerden tanıdığı o güzel hayvanlarken, akşam yemeğine hiç benzemiyorlar.. sağduyunuzla düşünseniz bir baksanız anlayabilirsiniz bunu..


    hayvanlarla duygusal bağım vegan olduktan sonra güçlendi gelişti; hatta insanlarla bile, dünya ve evrenle daha çok bağlantı kurmaya başladım..
    çevre krizinde hayvancılığın bu kadar etkili olduğunu öğrendiğimde vegan olmaya karar verdim hala her gün yeni şeyler öğreniyorum alışkanlıklarımı daha adil olanla değiştirmeye çalışıyorum..


    öncesinde eti bıraktığım dönemler geçirdim ama "evet işte eti bıraktım bitti" bu kafadaydım başka bir şey düşünmüyordum, başka bir sorumluluk hissetmiyordum; vegan olduktan sonra hala her gün o kadar çok yeni bir sebebim oluyor ki temelde neden vegan olmam gerektiğini biliyorum


    "vegan oldum bitti" demedim hiç diyedebilirdim ki tahminimce bu tarz insanlar veganlığı bırakıyor..


    "oldum bitti tamam bu kadar işte başka şeyler beni ilgilendirmez" bu altını dolduramamış kendi yararına vegan olmayı düşünmüş kişiler bir süre sonra bunu sürdüremiyor..


    1 kasımda vegan olmuştum nerdeyse bir yıl olmak üzere bitkisel süt kullanmaya başlamıştım birkaç yıldır ama pizza yiyordum mesela, ki hala yiyorum çok güzel vegan peynirler de var alternatifleri olduğunu vegan olmaya karar verene kadar farketmemişim bile ki o kararı verdiğimde eminim bu alternatifler olmasa da vegan olma kararımı sürdürürdüm..

    Ne earthlings ne de bir başka belgesel veya kitap... Burnuna takılı bir aparat sebebiyle annesini ememeyen bir buzağıyı görmek...
    Bir köpek sahiplenmemle başladı herşey.

    Onunla birlikte sokak hayvanlarına karşı farkındalığım gelişti. Hayvanlarla ilgili en ufak şiddet olayına büyük tepkiler göstermeye başladım. Apartman bahçesine koyduğum mama kabına laf edenle gırtlak gırtlağa kavga ettim. hayvanlar için bu kadar çırpınırken, dişimden tırnağımdan arttırıp tedavi masraflarını karşılamaya çalışırken, karda kışta besleme yapmaya çalışırken benim damak tadım yüzünden ölen hayvanlar olduğunu idrak etmeye başladım.

    Bu ikiyüzlülüğüm başımı öne eğdi, Sesim o kadar gür çıkamıyordu artık. Artık benim yüzümden bir hayvan ölmemeliydi.

    buna rağmen yaklaşık iki yıl direndim eti bırakamamaya. Kendime argüman bulmaya çalıştım o en sevdiğim hamburgerden vazgeçmemek için. "Bitkilerin de canı" var ", "doğamız bu etçiliz" dedim, tatmin olmasam da.

    Bir gün mutlaka olacaktım. Ama önce adanaya gidip bir adana kebap, mersine gidip bir tantuni yemeliydim (utanıyorum yazarken).

    Sonra bir gün dedim ki bir hafta hiç et yemeyeceğim, geri dönüşü olabilecek bir denemeydi benim için.

    Kendimi vejeteryanliğimin ilk gününde yemekhanede insanlara; et yiyerek hayvan sömürüsünün bir parçası olmamamlarını söylerken buldum (ilk günden aktivist :) sanki dün akşam koca bir tabak kıymalı makarna yememişcesine)

    Ha bu arada şunu eklemeden geçemeyeceğim bu süreçte bana en büyük yol gösterici, kafama bir şeyleri dank ettiren başta vegan, hayvan hakaları savunucusu instagam hesaplarıdır. Hepsine teşekkür ederim. (Öğütme makinesinden geçen civcivlerden daha etkili ne olabilir ki)

    Not: adanada kebap ve mersinde tantuni yememiş olmanın gururunu yaşıyorum :)
    ben daha yeniyim. 2019 haziran sonu, 21 yaşıma sadece 2 hafta kalmış. birkaç aydır veganlığı düşünüyordum ama hep erteliyordum. ilk diyordum ki üniversite bitsin.(üniversite 24 yaşımda bitecek düşünün ne kadar ileri atmışım) sonra dedim en azından şu yılı atlatayım. en son düşündüm ki zaten okullar 2.5 ay tatil, araştırmak için zaman bol. en azından bir deneyeyim diye başlamıştım ki neredeyse 5 ay olmuş :)
    Bir gün marketten aldığım ekmekle eve dönerken gördüğüm tavukları o ekmekle biraz besledim ve onların çevreme korkusuzca üşüşmesi, benden ekmeği vermemi beklemesi beni mutlu etmişti ama bu mutluluk eve dönüp yemeğimi yemek için sofraya oturduğumda ve tabağımdakinin bir tavuk olduğunu gördüğümde son bulmuştu. İçimden şöyle söyledim: Hem o hayvanı sevme duygum ve bir yandan da onun acı çekmesi sonuncunda benim onu yeme eylemim kesinlikle birbirlerine ters şeylerdi. Bu çelişkiyi kaldıramadığım o günden beri veganım ve böyle olmaktan kendim adına huzurluyum ama diğer insanlar için huzursuzluğum devam etmekte..
    Yavaş bir süreçti benim için ama gerçekleşti. Vejetaryendim daha öncesinde, veganlığa geçiş dönemimdi kendimi hazırlıyordum. Sonra birgün bir video izledim yavru ineğin annesinden koparılışı belki yüzlerce video izlemiştim ama bana çok ağır geldi. Ve vegan oldum. İyi ki!
    Benim bile farkında olmadığım yavaş yavaş küçük bazı etkilerin birleşip dağ olmasıyla gerçekleşti vegan oluşum. Vejeteryan bir eski sevgili, olur olmadık gözümün önüne gelen bir ağlayan inek görseli, bir yerde okuduğum 'Kedilerini seviyorsun diğerlerini neden yiyorsun?' sorusu.. Sonra aniden ablam vegan olmayı deneyeceğini söyledi. Onu desteklemek için araştırmaya başladıkça açıkça bir karar almamış olmakla birlikte öğrendiğim şeyler zaten et ve süt ürünlerini yiyemez hale gelmeme neden oldu. Ama birşey vardı beni tutan ve ne olduğunu anlamıyordum. Bir akşam bir arkadaşımın evinde davetliyken 'Yeaa var mı sende veganlık vejeteryanlık falan?' diye sordu pek de onaylamadığı belli bi tonda. 'Aslına bakarsan aklımı kurcalayan bir konu.' dememle 'Yeaa bırakın bu işleri yeaa, kasmayın yeaa, raatt olun yaa' diye parlaması bir oldu. Ertesi gün bunu düşününce beni engelleyen şeyin ne olduğunu buldum. Böyle insanlardan korkuyordum.. Yargılanmaktan, söyleneceklerden, yalnız kalmaktan.. Korkmamaya karar verdim ve bir yıldır
    veganım.
    Bir gecede vegan olmaya karar verdim. Hatta vegan olma kararını veremeden bile kendimi vegan olmuş buldum. Bu yolda çok yeniyim. Şu anki halimle deneyimlediğim şey şu ki, veganlığı seçmek insanın kalbinden bir perdenin kalkması hali. Bir gönül birliği, bir kararlılık. Kalbin, mantığın, fizik bedenin, vicdanın hemfikir olunca anlamını kazanıyor. Emek vermek, empati kurmak, diğerlerini de kendin kadar sevip varlıklarına saygı duymak. Yeryüzünde ve gök yüzündeki hiçbir hayvanın amacı insanlara canları ve "ürünleri" ile hizmet etmek olamaz. Acı çekmeden doğamızı yaşamak hepimizin eşit şekilde hakkı. Her sabah bir kez daha emin olarak uyanıyorum buna.
    Yanlışlıkla bir kedinin ölüm videosunu izledim. Kapıda kafası sıkışıyordu ve insanlar yardım etmiyordu. Kendime gelemedim ağla ağla... Sonra videonun altındaki yorumlara baktığımda biri aynen şöyle yazmıştı "siz hayvansever değilsiniz, ineğe kuzuya üzülmüyorsunuz buna üzülüyormuş gibi yapmayın..." ve tınn bende film koptu. teşekkür ederim güzel kadın. Kim olduğunu bilmiyorum ama çok teşekkür ederim. 30 yaşına gelmiş bir kadının gözünü açtın.. Ben ağlarken birinin böyle bana hayvansever değilsin demesi çok zoruma gitmişti o zaman. İyiki gitmiş...
    2 yıllık bir okulda ailemden ilk kez uzaklaşmanın verdiği özgürlükle yeni fikirlerle tanışıyor ve kendimi keşfediyordum. Bu süreçte fikirsel olarak anarşizme kaymıştım ve veganlığa karşı ilk hissiyatlarımı Kropotkin'in Anarşist Ahlak kitabında hayvanlarla ilgili değindiri bir kaç şeyden hissetmiştim. Bu süreçte okulumda kendini anarşist olarak tanımlayan bi arkadaşla ilk kez benim evde buluşmuş, çay sigara ortamında kendisinin vegan olduğunu öğrenmiştim ve bu çok ilgimi çekmişti. İlk duyduğumda veganlığı kendimce daha önceleri vejetaryen yani zengin elitist kesimin tutarsız diyeti gibi düşünüp arkadaşa çok yüklenmiştim, o kendisini gayet tutarlı savunmuştu ve benim kafamda soru işaretleri bırakmıştı.
    ..
    O çocuğu 2 ya da belki 3 ay sonra ilçe merkezindeki bi dönercide döner yerken görmüştüm ve çok şaşırmıştım, nedenini ona sorduğumda b12'sinin azaldığını ve et yemesi gerektiğini söylemişti ve bende konunun çok üzerine gidip demek ki sağlıklı bir şey değil geçiştirmiştim...
    ...
    Yıl 2015 ve abimin o sıralar bi ilişkisi başlamıştı. Ve kadın arkadaşının vegan olduğunu söylemişti. Kısa bi süre içinde buluşup tanışmıştık ve bu veganlık meselesiyle daha fazla yüzleşmeme neden olmuştu. O buluşmamızda 3 erkek kardeş o vegan arkadaşa saçma sapan yüklenmiştik ve kendimi birine haksızlık ediyor durumda bulmama üzülmüştüm. İlk kez ciddi bir şekilde veganlığı araştırmıştım ve her anlamda tutarlı bir duruş olduğunu keşfetmiştim. Beynimde herşey tamamdı geriye uygulaması kalmıştı ve duygusal birazda depresif bir dönemdeydim. O dönemlerde bir rüya gördüm, şöyleydi: her yıl gelenek halina gelen kurban bayramı merasimini yine çocukluğumdaki gibi köşeden izliyorum, dedem her kurbandan 2-3 ay önce ineği alıyor ve besliyor sonrada kurbanda o inek kesiliyordu, rüyamda yine böyleydi ama şöyle bir fark vardı, inekle arkadaşmışım ve inek ağlayarak gözlerimin içine bakıyor ve beni kurtarmayacak mısın diyor. Ben de onu böyle bi durumda kurtarmamın imkansız olduğunu söyleyip ağlamaya başlıyorum ve uyandığımda hala ağlıyordum. Artık konu her anlamda kesinleşmişti vegan olacaktım. Bir kaç gün sonra memlekete gittim ve bu 2-3 günlük bir gidişti, dönüşte otobüsteyken meseleler meseleleri açmış ve konu yine veganlığa gelmişti, otobüs karanlığın içinde okuduğum ilçeye doğru ilerlerken, sabah saatlerine doğru bundan sonra hayatımın geri kalanında vegan olacağımı otobüs o ilçeye vardıktan sonra vegan biri olarak oranın otogarına adım adacağıma kendime söz vermiştim.. Şubat 2015.. :))
    bir çiftliğe yaptığım ziyaret sonrasında hayatım değişmeye başladı. aslında vegan olduğumda vegan olduğumu da bilmiyordum. böyle aşağı yukarı 1.5 sene geçti. bu dönemde doğrudan süt ve ürünleri, yumurta ve ceset yemeyi bırakmıştım. bıraktım ama örnek olarak sütlaç ya da benzer şeyler geldiğinde yerdim. evde de genellikle sebze yemekleri pişerdi. bir problem yaşamadım. açıkçası yemeklere de düşkün bir kişi hiç olmadığım için lezzetten öte karnımın doyması bana yetiyordu.

    çevremde yolda sokakta devamlı olarak vegan kelimesini görüyordum ama internete girip de ne olduğunu hiç araştırmamıştım. bir sohbet sırasında arkadaşım "haa vegansın yani" dedi. ben de ne olduğunu sordum. sonrasında bambaşka bir dünya ve bana da benzer kimselerin olduğunu görmek mutlu etti.
    veganlığı ilk simpson’ların bir bölümünde lisa ve john lennon’dan duymuştum. o zaman çok küçüktüm ve ailem ne derse doğruydu benim içim. onlar da bana veganlığın saçma olduğunu ve hastalandıklarını vs söylemişlerdi. bunun üzerine tekrar düşünmemiştim.
    bir süredir süt ürünleri ve balık yiyen, çocukluğundan beri ise aile zoruyla et yiyen bünyem hayatıma (ve annemlerin evine) kedi girmesi ile hayvanlarla empatisini arttırdı. böceklerde bile kedimin mimiklerini, davranışlarını görür oldum.
    netekim bir gün bir kamyonet arkasındaki ineklerin gözlerindeki mutsuzluğu görünce o gün son oldu. bu beş sene kadar falan önceydi. veganlığı ve etik veganlığı bu karar anından çok sonra öğrendim.
    üç senelik vejetaryenlik dönemimde de ondan öncesinde de asla veganlığa karşı ve veganlık felsefesini saçma bulan biri olmadım. her zaman eninde sonunda vegan olacağımı biliyordum. vejetaryenken, özellikle vejetaryenliğimin son demlerinde, her zaman en küçük konuda bile çok fazla kararsız biri olarak artık neyi seçmem gerektiğine karar vermiştim. bu benden çıkmıştı artık, bir zorunluluktu. kesinlikle bununla ilgili bir belgesel izlemedim, hatta çok az resim gördüm bu vahşet ve sömürü üzerine. ben her şeyin farkına çok fazla detaylı olmasa bile okuduklarımdan sonra, ama özellikle ruhsal olarak vardım. bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum görsel açıdan ikna edilmeye ihtiyaç duymadığım için. darısı vegan olmayanların başına. :)

    Köy hayatını ve hayvanları seven biriyim. Kızım Zeynep doğduğu sıralar izlediğim bir video etkiledi beni ve vejetaryen olmaya karar verdim, ikinci kızım dOĞA doğdu. Doğa'da benim vegan olmamı sağladı. Garip bir durum; ben kızlarıma iyiden yana olan birçok şey öğretmeyi planlarken, onlar bana doğar doğmaz doğruyu öğretti. Yaşamda tek pişmanlığım şu; daha önce neden vegan olmadım!

    Büyük bir bosluktaydim. işim yok, genis bir arkadaş ortamim yoktu. Ailemle yaşıyordum hayatta hiç bir şeyden memnun değildim. Hiç bir konuda kendimi başarılı hissetmiyordum.
    Bisiler yapmam gerekiyor diye düşünürken gönüllü olarak barinaklara gidip temizlik yapan yardım eden bi grupla tanıştım sosyal medyada haftada bir gün barinaklara gidip yardım ediyordum.
    Bu arada yeni edindiğim arkadaşlar vegan ve herşeye karşı duyarlı insanlardı. Geri dönüşüm konusundan hayvan haklarına azınlıkların özgürlüğüne her konuda bilgi birikimleri var ve dolu yapıcı yorumlar yapıyorlardı.

    Uzun zamandır zaten vicdani bi rahatsızlık duyuyordum vegan olmadığım için bir de bu grupla tanıştıktan sonra bu his iyice arttı neden onlar kadar duyarlı olamadin dedim kendime.

    Ve bir gün kahvaltıda peynir görüp midem bulandı. Buzagiyi düşündüm annesinin iltihap kapmış memelerini düşündüm ve vegan oldum.

    Sonrasında hayatımda eksik olan parça tamamlanmış gibi hissettim. Bir işe yarıyor gibi hissettim.
    uzun zamandır istiyordum zaten sonra okja filmine denk geldim beni acayip etkiledi ardından belgeseller yiyeceklerimi kontrol etmeler derken 57 gündür sömürüsüz yaşıyorum hayvanların da yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorum çok mutluyum
    Vegan büyümedim ve hayvanlara karşı hassas bir insan sayılmazdım,eti severek yer,36 yaşında hala neden deli gibi süt içtiğimi sorgulamaz,peynire tapardım ve bunlar bana çok normal gelirdi.eşim çok yoğun iş seyehati temposuna ayak uydurabilmek için bir süre vejetaryenliği denemek istedi ve ben de ona destek olmayı kabul ettim.aldığımız karar neticesinde yıllarca et yiyen bir insan olarak besin eksikliği paronayasına kapıldım ve sürekli araştirdim,okudum,izledim.süt endüstrisinin gerçeğini idrak ettiğimde kendim de bir anne olarak kendi türüm olsun olmasin baska bir anne ile çok yoğun bir empati yaşadım.tam o dönemde eşim,kızım ve ben kısa bir tatile çıktık,gittiğimiz otelin harika yemekleri vardı ama ben kararlı bir vejetaryendim,hem nasılsa sütlü tatlıları muhteşemdi ve onlardan yiyebilirdim...ama olmadı, tek bir tanesini bırakın yemeyi elimi bile süremedim,yavrusunun peşinden koşan annenin görüntüsü gitmiyordu gözümün önünden, ve ben, en zor denilen yerde, tatilde, adımı koydum, artık bir vegandım,çünkü sütle gelen vicdan azabı sırf erkek doğdukları için doğdukları gün katledilen civcivler düşüncesiyle yumurta yememe de engel oldu.ben veganlığı sağlık için seçmedim,bu bir vicdan meselesiydi,sağlık getirisi ise benim ödülüm oldu,çoķ mutluyum,asla pişman değilim.sütü deli gibi özlüyorum ama sırf kendi damak tadım için bir anne ile yavrusunun vahşice ayrılması olayına asla dahil olamam.

    YURTDIŞINDA VEGAN & VEJETARYEN BİR RESOTRANIN MUTFAK ŞEFİ OLMAYA BAŞLADIĞIMDA AYDINLANDIM. tABAĞIMI VE KALBİMİ KİRLETMEDEN, BAŞKA CANLILARIN HAYATLARINA SIRF 10 DK YEDİĞİM YEMEKTEN ZEVK ALACAM DİYE ZARAR VERMEME GEREK YOK DEDİĞİMDE BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTI. 2.5 YIL GEÇTİ VE HERGÜN İYİ KİYLE UYANIYORUM VE ÇOK ŞÜKÜR BUGÜNDE ZARAR VERMEDİM DÜNYAYA DİYE UYUYORUM.

    3 yil once, esimle hayvansever, cevreci ve minimalistiz diye ortalikta dolastigimiz bir hafta sonuydu. ne izleyelim derken what the health belgeseline rastladik ve hadi izleyelim dedik. bu belgesel ve ardindan gelecek olanlarin hayatimizi ne kadar degistireceginden haberimiz yoktu. izledikten sonra cok sarsildik megerse karbon saliniminin onemli bir kismini et, sut sektoru uretiyormus, yeni ogrenmistik. universitede iklim degisikligi ve kuresel isinma ile ilgili 2 ders almistik ama bu bilgi bize verilmemisti. kendimi kandirilmis, tutarsiz ve ikiyuzlu hissettim. ardindan gary yourofsky'nin meshur konusmasini izledikten sonra mantiksal acidan hersey yerine oturdu. en son vurusu ise earthlings belgeseli yapmisti. temellendirdigimiz hersey o hafta sonu yikilmisti. ogrendiklerimizle eskisi gibi hayatimiza devam edemezdik. vicdanimiz artik agir bir yuk tasiyordu. yuku atacak gucu kendimizde bulduk ve o hafta sonundan beri her yedigimiz yemek bir yasam gayesi, tutarlilik, huzur, protesto ve gecmiste tukettigimiz hayvanlar icin anma toreni.

    Sevgiyle, emekle, aşkla diye yanıtlamak istediğim başlık..


    geç kalmışlık hissiyle,


    "bir de saman sarısı, bir de özlem kırmızısı"yla,


    Bir gün Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacak olmasına saygıyla,


    İstanbul'dan, boğaz sırtlarından gelip Paris'te kök salan kestane ağacının umuduyla,


    Onun gölgesinde sırt üstü yatmanın hasretiyle vegan olmuştum.

    2016’nın ramazan ayında dindar annemin oruç baskısıyla sahte orucumu tutarken hem bu dini baskı hem de son yıllarımda daha da ciddileşen hayvanseverliğimle birlikte kendimi et yemezken buldum ve vejetaryen olmaya karar verdim. bu süreç boyunca ailem ve arkadaşlarım tarafından et olmadığı söylenen ve aslında 0 et olan ‘yemekleri’ yedim ve kendime güvenimi kaybetmemle beraber bu işe biraz daha sıkı sarılmam gerektiğine karar verdim. veganlığı biliyordum ama artık vegan olmam gerektiği için kendimi daha detaylı olarak bilgilendirmem gerekiyor ve veganlığı hayatıma nasıl sokabileceğime dair teoriler üretiyordum. 2 yıllık arayışlar ve sonunda benim gibi mutfaktan bağımsız olan biri için mutfak güveni kazandıktan sonra 2018’in nisan ayında vegan oldum. daha önce olamadığım ve tamamen gereksiz kaygılarım yüzünden uzattığım vejetaryenlik yıllarım en büyük pişmanlığım diyebilirim ama 15 yaşında bir çocuktum bu yüzden kendimi biraz da olsa affedebiliyorum. veganlık hayatıma bir sürü şey kattı. en önemli olan şey ise kendi bağımsızlığımı kazanmam oldu kesinlikle. hem çevre ve etik olarak bilinçli biri oldum hem de artık kendime daha saygılıyım.

    komik bir not: vegan olduğum ayda aşırı derecede nutella tüketiyordum nerdeyse her gün 1-2 ekmekle beraber yerdim. vegan olduktan bir gün sonra tüm gün aşırı dikkatli davranarak yediğim her şeyi veganize etmiştim taaaa ki akşam bir alışkanlıkla kendimi nutella sürülmüş ekmek yerken bulana kadar... vegan olduğumu unutup nutella yemiştim.

    beni hem covid-19 pandemisi hem de ryan murphy yapımlı the politician dizisininin iklim krizini vurgulayan bir bölümü veganlık yolculuğuna koyulmamı sağladı.


    the politician 2. sezon 5. bölümde veganlığa, geri dönüşüme, iklim krizine dair giriş niteliğinde göndermeler var.


    ben de haziran 2020'de 2. sezon yayınlandıktan ve izledikten sonra geri dönüşüm , sıfır atık , iklim krizi ve sonrasında veganlıkla ilgilenmeye ve araştırmaya başladım.


    böyle birkaç ay süren araştırmalar ve aile evinden ayrılıp istanbula kendi evime döndüğüm eylül ayından itibaren sıfır atığa uygun yaşamaya, çöplerimi ayırmaya ve geri dönüşüm yapmaya ve bitkisel beslenmeye başladım.


    şu an vegan ve cruelty free kozmetik ürünleri kullanıyorum.

    katı şampuan ve katı sabun kullanıyorum.

    bulaşık-çamaşır deterjanlarını kimyasal değil, bitkisel kullanıyorum.

    bitkisel ve vegan besleniyorum.

    paketli gıdaları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.

    palm yağı nı tamamen kesmeye çalışıyorum.

    hedefim kompost yapmaya başlamak, yani gıda atıklarımı da geri dönüştürmek.


    Kuzenimin sahiplendiği köpek ile kurduğum güçlü sevgi ( teyzecilik) bir şeyleri sorgulamaya itti. Bunu seviyorum ve canının yanmasını istemem asla ama diğer hayvanları neden yiyorum? Onların farkı ne? Hiç.... Bu düşünceye girdiğiniz an gerçekten merhametli ve duyarlı iseniz sonunuz kesinlikle veganlık olacaktır ? bir şeylerin farkında olmak ve sorgulamak bizim elimizde.

    iki haftalığına, vegan olan arkadaşlarımızda kalmıştık; nasıl yaşadıklarını gözlemleme ve onların neden vegan olduklarını anlama şansımız olmuştu.. sonrasında "yok ya çok saçma!", "öyle şey mi olur?" dedik.. Sonra benim bir lise arkadaşım bize kalmaya gelmişti; o da vegandı.. Sabaha kadar sohbet muhabbet, tabi ben o'na vegan yemekler hazırladım, kahvaltılıklar aldım; dolayısıyla biz de öyle yedik içtik.. kendisi de bilim insanı olduğu için ben o'ndan işin bilimsel kısmını, sağlık boyutunu öğrenmek istedim.. meğer ne kadar yanlış biliyormuşuz, nasıl yanlış yaşıyormuşuz.. eşim ve ben, arkadaşımı ertesi gün uğurladığımız an itibariyle vegan olmaya karar verdik; bir buçuk sene oldu.. navegan ürünleri, bitsin diye beklemedik; o gün çöpe attım hayatımın son israfı oldu.. belgeselleri, çeşitli araştırmaları sonradan izledik, okuduk.. eşim hep sorgulardı aklında hep vardı ben taraftar değildim zaten acı itiraf: benim vicdani ve etik yönüm vegan olduktan sonra gelişti :( geç farkettim biliyorum ama bundan sonra daha da iyi bir insan olacağım! iyi ki veganız!

    4 yıl önce kedi sahiplenmemle hayvanlarla olan bağım kuvvetlendi. onların insanlar için var olduklarını düşünürdüm daha doğrusu hiç aksi yönde farkındalığım ve bilincim olmamıştı. Sonrasında neden bazı hayvanların katledilmesine ortak oluyorken, bazılarına ailemin bir üyesi gibi davrandığımı sorgulamaya başladım. Tatmin edici bir cevabım yoktu fakat bunu benim doğamın zorunlu kıldığı bir şey sanıyordum. Covid-19 salgını benim için bir dönüm noktası oldu ve insanların diğer hayvanlara yaşam alanı bırakmadığını, asıl doğaya aykırı olanın insanın her şeye hükmetmek ve rant sağlamak için önüne gelen her şeyi yağmalaması ve bunda hiç etik ya da doğaya, geleceğe karşı bir sorumluluk gözetmemesi beni artık buna ortak olmama konusunda harekete geçirdi.

    belgrad üniversitesindeki sırp meslektaşımla yugoslavyanın neden bölündüğü ve bosna katliamı gibi konularla başlayan sohbetimiz iklim krizi ile devam etti. o gece otel odasında önerdiği makaleleri bir çırpıda okudum. ilk vegan kıvılcımı orada çaktı. eşimle birlikte


    ve dr.murat kınıkoğlu videolarını da izleyince transformasyon tamamlandı.

    ben arkadaşlarımla, ailemle konuşamadıklarımı sizinle paylaşmak istiyorum. 2018de bambaşka bir alandaki bölümümü bırakıp gastronomi okumaya karar verdim. ama aslında buna karar verirken hayvansal ürünleri neredeyse tüketmeyen bir sebze aşığıydım. inandığım şey de bir sürü beslenme tarzına hitap eden bir eğitim olacağıydı. Ama 2018 eylülden beri gördüm ki "gastronomi ve mutfak sanatları" tamamen hayvan sömürüsüne hizmet eden, çoğu üniversitenin müfredatında "et, süt sağlıktır" gibi eskimiş bilgilerin ezberletildiği bir bölüm. covid nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesi, araştırmak için bolca vaktimin olmasını sağladı. uzun süre kendimde geçiş için cesaret bulamasam da 1 mart itibariyle veganım. sömürünün her türlüsü midemi bulandırıyor artık. e madem ki bu bölüme başladım insanların talep ettiği hayvansal içerikli her yiyeceğin bir bitkisel karşılığı olduğunu anlatmak için elimden geleni yapacağım.

    28 yıl navegan, 1.5 yıl vejetaryen beslendikten sonra 2020'nin kasım ayına günler kala 1 Kasım'ın dünya vegan günü olduğunu gördüm ve dedim ki veganlığı denemek icin kasımdan daha iyi fırsat mı olur? Vejetaryen olduğum dönemde bile asssssssssla vegan olamam abi o da aşırılık artık dememe rağmen denemek istedim çünkü ne kaybederim.


    Yeni bir şey denemenin verdiği keyif, challange hissi cok iyi geldi. Bu sırada okuduğum makaleler izlediğim belgeseller iyice tetikledi ve hazır gıdadan artık ayağınızın 'nı kesen bir yaşam biçimi olmasına rağmen artık hayvansal hiçbir ürünü tüketemeyeceğimi farkettim. elbette kaçırdığım anlar olmadı mı oldu? ilk bir iki ay hazır gıdalara bazen karsı koyamadım. Cikolataya, fırınlarda uzeri yumurtalı acmalara pogacalara.


    Ama her sey zamanla oturuyor. Benim gibi 28 yıl etçilliğin dibine vurmus birinden bu mesaj.

    İki yıl boyunca vejetaryen beslenen ve bunun vicdani ve ahlaki olarak yeterli olduğunu düşünüp kendimi kandırmaktan öteye gitmeyen biriydim.

    İçinde olduğum bu iki yüzlü tutumun farkına ilk olarak vegan bir arkadaşım olduğunda fark ettim.

    Akabinde tanıştığım bütün veganlar ve okuduğum kitaplar içinde olduğum durumu utanç verici bir şekilde gözler önüne seriyordu ve bu durumdan duyduğum vicdani ve ahlaki rahatsızlık nedeniyle vegan olmaya karar verdim.



    2017 senesinde barınaktan bir köpek sahiplendim o zaman navegandım. Sonra zamanla köpeğimi evladım gibi sevmeye başladım, yeri geldi kendimden daha çok sevdim onu ( ki hala öyle ), sonra o an çok basit bir aydınlanma yaşadım. köpeğimi bu kadar çok severken, gözünün içine bakarken, nasıl olur başka bir hayvanın etini sütünü tüketirim dedim. Türcülüktü yaptığım, en ağır şekilde bir türcülük. sonra araştırmalara başladım önce et yemeyi kesinlikle bırakmak istiyordum,sonra Earthlings belgeseli izledim, ilk 20 dakikasında sonra kapattım ve ertesi gün kırmızı et yemeyi bıraktım, kısa bir zaman sonra madem kırmızı eti bıraktım artık bir daha hiçbirini yeme dedim kendime :) daha sonra ise madem eti komple bıraktın artık hayatında hayvansal ne varsa sıfır olsun dedim,ve oldu :)

    6-7 yaşlarında köye gitmiştim, o sıralar et nedir, ne değildir bilmiyorum bile. İlkokul birinci sınıftım. Köyde babaannemler kuzu getirmiş, nasıl sevinçliyim ama. Küçücük bir şey. Eve girmiyorum kuzuyla oynamaktan. Uyumaya gittiğimde sabah onunla hangi oyunları oynasam diye düşünüyorum. Bahçe genişti, her yer yeşillikti, çok eğlenceli vakit geçirirdik. İsmini de koymuştum. Lülük :) tüyleri lüle lüleydi, çok güzeldi.. ikimiz de çocuktuk. Kardeşim yoktu, yakın arkadaşım da yoktu o yaşta. Tek arkadaşım olmuştu kendisi. Yine bir gün gün bitti, uyuma vaktim. Yarın lülükle ne oynasak diye düşünüyorum.uyandım bir sabah. Aşağı indim, lülüğün kafası kesilmiş. Ölmüş lülük. Kıyameti koparttım. etkisinden çıkamadım. O tek arkadaşımdı. Babam da dedi ki " ama o ölmeseydi sen köfte yiyemezdin akşama" o akşam dahil hiçbir akşam o yaşımdan beri et yemedim. En az 11 yaşına kadar ne zaman et görsem hep yiyenlere nefret dolu gözlerle baktım. Ve şimdi 18 yaşındayım. Bir şeyleri rayına oturttuğum dönemdeyim ve hiçbir hayvansal gıda tüketmiyorum. Sütünü içtiğim inek bir buzağının hakkı. Köftesini yediğim kuzu bir başkasının arkadaşı. Yazarken o ana yeniden döndüm. Çıkamıyorum etkisinden hala. Umarım beni affedersin lülük. Bilseydim seni o son gece bahçeden kaçırırdım. Git derdim, gidebildiğin kadar.. çok özür dilerim arkadaşım. Çok..

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk