Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
açıkçası bir anda olmadı 4-5 yıllık bir süreç veganlığı ilk duyduğumda da "çok mantıklı keşke olsam" demiştim ama henüz etki alanıma girememişti.
hep bir terslik vardı ama et yememek, hayvanlar, sağlık, küresel iklim krizi filan bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu öğrenene kadar vegan olmak o kadar da gerekli bir şey gibi gelmemişti..
muhtemelen onlar da henüz gözlerinin içine bakmadığım ailem, bir çoğu hiç sevilmeden öldürüldü ve hala öldürülüyor.. tek başına hepsi bir "coco, daisy, pamuk, boncuk, paşa, prenses, köpük, çiço, çiko, şans..." diye hepimizin bi yerlerden tanıdığı o güzel hayvanlarken, akşam yemeğine hiç benzemiyorlar.. sağduyunuzla düşünseniz bir baksanız anlayabilirsiniz bunu..
öncesinde eti bıraktığım dönemler geçirdim ama "evet işte eti bıraktım bitti" bu kafadaydım başka bir şey düşünmüyordum, başka bir sorumluluk hissetmiyordum; vegan olduktan sonra hala her gün o kadar çok yeni bir sebebim oluyor ki temelde neden vegan olmam gerektiğini biliyorum
"oldum bitti tamam bu kadar işte başka şeyler beni ilgilendirmez" bu altını dolduramamış kendi yararına vegan olmayı düşünmüş kişiler bir süre sonra bunu sürdüremiyor..
Köy hayatını ve hayvanları seven biriyim. Kızım Zeynep doğduğu sıralar izlediğim bir video etkiledi beni ve vejetaryen olmaya karar verdim, ikinci kızım dOĞA doğdu. Doğa'da benim vegan olmamı sağladı. Garip bir durum; ben kızlarıma iyiden yana olan birçok şey öğretmeyi planlarken, onlar bana doğar doğmaz doğruyu öğretti. Yaşamda tek pişmanlığım şu; daha önce neden vegan olmadım!
YURTDIŞINDA VEGAN & VEJETARYEN BİR RESOTRANIN MUTFAK ŞEFİ OLMAYA BAŞLADIĞIMDA AYDINLANDIM. tABAĞIMI VE KALBİMİ KİRLETMEDEN, BAŞKA CANLILARIN HAYATLARINA SIRF 10 DK YEDİĞİM YEMEKTEN ZEVK ALACAM DİYE ZARAR VERMEME GEREK YOK DEDİĞİMDE BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTI. 2.5 YIL GEÇTİ VE HERGÜN İYİ KİYLE UYANIYORUM VE ÇOK ŞÜKÜR BUGÜNDE ZARAR VERMEDİM DÜNYAYA DİYE UYUYORUM.
3 yil once, esimle hayvansever, cevreci ve minimalistiz diye ortalikta dolastigimiz bir hafta sonuydu. ne izleyelim derken what the health belgeseline rastladik ve hadi izleyelim dedik. bu belgesel ve ardindan gelecek olanlarin hayatimizi ne kadar degistireceginden haberimiz yoktu. izledikten sonra cok sarsildik megerse karbon saliniminin onemli bir kismini et, sut sektoru uretiyormus, yeni ogrenmistik. universitede iklim degisikligi ve kuresel isinma ile ilgili 2 ders almistik ama bu bilgi bize verilmemisti. kendimi kandirilmis, tutarsiz ve ikiyuzlu hissettim. ardindan gary yourofsky'nin meshur konusmasini izledikten sonra mantiksal acidan hersey yerine oturdu. en son vurusu ise earthlings belgeseli yapmisti. temellendirdigimiz hersey o hafta sonu yikilmisti. ogrendiklerimizle eskisi gibi hayatimiza devam edemezdik. vicdanimiz artik agir bir yuk tasiyordu. yuku atacak gucu kendimizde bulduk ve o hafta sonundan beri her yedigimiz yemek bir yasam gayesi, tutarlilik, huzur, protesto ve gecmiste tukettigimiz hayvanlar icin anma toreni.
Sevgiyle, emekle, aşkla diye yanıtlamak istediğim başlık..
geç kalmışlık hissiyle,
"bir de saman sarısı, bir de özlem kırmızısı"yla,
Bir gün Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacak olmasına saygıyla,
İstanbul'dan, boğaz sırtlarından gelip Paris'te kök salan kestane ağacının umuduyla,
Onun gölgesinde sırt üstü yatmanın hasretiyle vegan olmuştum.
2016’nın ramazan ayında dindar annemin oruç baskısıyla sahte orucumu tutarken hem bu dini baskı hem de son yıllarımda daha da ciddileşen hayvanseverliğimle birlikte kendimi et yemezken buldum ve vejetaryen olmaya karar verdim. bu süreç boyunca ailem ve arkadaşlarım tarafından et olmadığı söylenen ve aslında 0 et olan ‘yemekleri’ yedim ve kendime güvenimi kaybetmemle beraber bu işe biraz daha sıkı sarılmam gerektiğine karar verdim. veganlığı biliyordum ama artık vegan olmam gerektiği için kendimi daha detaylı olarak bilgilendirmem gerekiyor ve veganlığı hayatıma nasıl sokabileceğime dair teoriler üretiyordum. 2 yıllık arayışlar ve sonunda benim gibi mutfaktan bağımsız olan biri için mutfak güveni kazandıktan sonra 2018’in nisan ayında vegan oldum. daha önce olamadığım ve tamamen gereksiz kaygılarım yüzünden uzattığım vejetaryenlik yıllarım en büyük pişmanlığım diyebilirim ama 15 yaşında bir çocuktum bu yüzden kendimi biraz da olsa affedebiliyorum. veganlık hayatıma bir sürü şey kattı. en önemli olan şey ise kendi bağımsızlığımı kazanmam oldu kesinlikle. hem çevre ve etik olarak bilinçli biri oldum hem de artık kendime daha saygılıyım.
komik bir not: vegan olduğum ayda aşırı derecede nutella tüketiyordum nerdeyse her gün 1-2 ekmekle beraber yerdim. vegan olduktan bir gün sonra tüm gün aşırı dikkatli davranarak yediğim her şeyi veganize etmiştim taaaa ki akşam bir alışkanlıkla kendimi nutella sürülmüş ekmek yerken bulana kadar... vegan olduğumu unutup nutella yemiştim.
beni hem covid-19 pandemisi hem de ryan murphy yapımlı the politician dizisininin iklim krizini vurgulayan bir bölümü veganlık yolculuğuna koyulmamı sağladı.
the politician 2. sezon 5. bölümde veganlığa, geri dönüşüme, iklim krizine dair giriş niteliğinde göndermeler var.
ben de haziran 2020'de 2. sezon yayınlandıktan ve izledikten sonra geri dönüşüm , sıfır atık , iklim krizi ve sonrasında veganlıkla ilgilenmeye ve araştırmaya başladım.
böyle birkaç ay süren araştırmalar ve aile evinden ayrılıp istanbula kendi evime döndüğüm eylül ayından itibaren sıfır atığa uygun yaşamaya, çöplerimi ayırmaya ve geri dönüşüm yapmaya ve bitkisel beslenmeye başladım.
şu an vegan ve cruelty free kozmetik ürünleri kullanıyorum.
katı şampuan ve katı sabun kullanıyorum.
bulaşık-çamaşır deterjanlarını kimyasal değil, bitkisel kullanıyorum.
bitkisel ve vegan besleniyorum.
paketli gıdaları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.
palm yağı nı tamamen kesmeye çalışıyorum.
hedefim kompost yapmaya başlamak, yani gıda atıklarımı da geri dönüştürmek.
Kuzenimin sahiplendiği köpek ile kurduğum güçlü sevgi ( teyzecilik) bir şeyleri sorgulamaya itti. Bunu seviyorum ve canının yanmasını istemem asla ama diğer hayvanları neden yiyorum? Onların farkı ne? Hiç.... Bu düşünceye girdiğiniz an gerçekten merhametli ve duyarlı iseniz sonunuz kesinlikle veganlık olacaktır ? bir şeylerin farkında olmak ve sorgulamak bizim elimizde.
iki haftalığına, vegan olan arkadaşlarımızda kalmıştık; nasıl yaşadıklarını gözlemleme ve onların neden vegan olduklarını anlama şansımız olmuştu.. sonrasında "yok ya çok saçma!", "öyle şey mi olur?" dedik.. Sonra benim bir lise arkadaşım bize kalmaya gelmişti; o da vegandı.. Sabaha kadar sohbet muhabbet, tabi ben o'na vegan yemekler hazırladım, kahvaltılıklar aldım; dolayısıyla biz de öyle yedik içtik.. kendisi de bilim insanı olduğu için ben o'ndan işin bilimsel kısmını, sağlık boyutunu öğrenmek istedim.. meğer ne kadar yanlış biliyormuşuz, nasıl yanlış yaşıyormuşuz.. eşim ve ben, arkadaşımı ertesi gün uğurladığımız an itibariyle vegan olmaya karar verdik; bir buçuk sene oldu.. navegan ürünleri, bitsin diye beklemedik; o gün çöpe attım hayatımın son israfı oldu.. belgeselleri, çeşitli araştırmaları sonradan izledik, okuduk.. eşim hep sorgulardı aklında hep vardı ben taraftar değildim zaten acı itiraf: benim vicdani ve etik yönüm vegan olduktan sonra gelişti :( geç farkettim biliyorum ama bundan sonra daha da iyi bir insan olacağım! iyi ki veganız!
4 yıl önce kedi sahiplenmemle hayvanlarla olan bağım kuvvetlendi. onların insanlar için var olduklarını düşünürdüm daha doğrusu hiç aksi yönde farkındalığım ve bilincim olmamıştı. Sonrasında neden bazı hayvanların katledilmesine ortak oluyorken, bazılarına ailemin bir üyesi gibi davrandığımı sorgulamaya başladım. Tatmin edici bir cevabım yoktu fakat bunu benim doğamın zorunlu kıldığı bir şey sanıyordum. Covid-19 salgını benim için bir dönüm noktası oldu ve insanların diğer hayvanlara yaşam alanı bırakmadığını, asıl doğaya aykırı olanın insanın her şeye hükmetmek ve rant sağlamak için önüne gelen her şeyi yağmalaması ve bunda hiç etik ya da doğaya, geleceğe karşı bir sorumluluk gözetmemesi beni artık buna ortak olmama konusunda harekete geçirdi.
belgrad üniversitesindeki sırp meslektaşımla yugoslavyanın neden bölündüğü ve bosna katliamı gibi konularla başlayan sohbetimiz iklim krizi ile devam etti. o gece otel odasında önerdiği makaleleri bir çırpıda okudum. ilk vegan kıvılcımı orada çaktı. eşimle birlikte
ve dr.murat kınıkoğlu videolarını da izleyince transformasyon tamamlandı.28 yıl navegan, 1.5 yıl vejetaryen beslendikten sonra 2020'nin kasım ayına günler kala 1 Kasım'ın dünya vegan günü olduğunu gördüm ve dedim ki veganlığı denemek icin kasımdan daha iyi fırsat mı olur? Vejetaryen olduğum dönemde bile asssssssssla vegan olamam abi o da aşırılık artık dememe rağmen denemek istedim çünkü ne kaybederim.
Yeni bir şey denemenin verdiği keyif, challange hissi cok iyi geldi. Bu sırada okuduğum makaleler izlediğim belgeseller iyice tetikledi ve hazır gıdadan artık ayağınızın 'nı kesen bir yaşam biçimi olmasına rağmen artık hayvansal hiçbir ürünü tüketemeyeceğimi farkettim. elbette kaçırdığım anlar olmadı mı oldu? ilk bir iki ay hazır gıdalara bazen karsı koyamadım. Cikolataya, fırınlarda uzeri yumurtalı acmalara pogacalara.
Ama her sey zamanla oturuyor. Benim gibi 28 yıl etçilliğin dibine vurmus birinden bu mesaj.
İki yıl boyunca vejetaryen beslenen ve bunun vicdani ve ahlaki olarak yeterli olduğunu düşünüp kendimi kandırmaktan öteye gitmeyen biriydim.
İçinde olduğum bu iki yüzlü tutumun farkına ilk olarak vegan bir arkadaşım olduğunda fark ettim.
Akabinde tanıştığım bütün veganlar ve okuduğum kitaplar içinde olduğum durumu utanç verici bir şekilde gözler önüne seriyordu ve bu durumdan duyduğum vicdani ve ahlaki rahatsızlık nedeniyle vegan olmaya karar verdim.
6-7 yaşlarında köye gitmiştim, o sıralar et nedir, ne değildir bilmiyorum bile. İlkokul birinci sınıftım. Köyde babaannemler kuzu getirmiş, nasıl sevinçliyim ama. Küçücük bir şey. Eve girmiyorum kuzuyla oynamaktan. Uyumaya gittiğimde sabah onunla hangi oyunları oynasam diye düşünüyorum. Bahçe genişti, her yer yeşillikti, çok eğlenceli vakit geçirirdik. İsmini de koymuştum. Lülük :) tüyleri lüle lüleydi, çok güzeldi.. ikimiz de çocuktuk. Kardeşim yoktu, yakın arkadaşım da yoktu o yaşta. Tek arkadaşım olmuştu kendisi. Yine bir gün gün bitti, uyuma vaktim. Yarın lülükle ne oynasak diye düşünüyorum.uyandım bir sabah. Aşağı indim, lülüğün kafası kesilmiş. Ölmüş lülük. Kıyameti koparttım. etkisinden çıkamadım. O tek arkadaşımdı. Babam da dedi ki " ama o ölmeseydi sen köfte yiyemezdin akşama" o akşam dahil hiçbir akşam o yaşımdan beri et yemedim. En az 11 yaşına kadar ne zaman et görsem hep yiyenlere nefret dolu gözlerle baktım. Ve şimdi 18 yaşındayım. Bir şeyleri rayına oturttuğum dönemdeyim ve hiçbir hayvansal gıda tüketmiyorum. Sütünü içtiğim inek bir buzağının hakkı. Köftesini yediğim kuzu bir başkasının arkadaşı. Yazarken o ana yeniden döndüm. Çıkamıyorum etkisinden hala. Umarım beni affedersin lülük. Bilseydim seni o son gece bahçeden kaçırırdım. Git derdim, gidebildiğin kadar.. çok özür dilerim arkadaşım. Çok..