cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

12 + 11 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • nasıl vegan oldunuz

    /
    6

    beni hem covid-19 pandemisi hem de ryan murphy yapımlı the politician dizisininin iklim krizini vurgulayan bir bölümü veganlık yolculuğuna koyulmamı sağladı.


    the politician 2. sezon 5. bölümde veganlığa, geri dönüşüme, iklim krizine dair giriş niteliğinde göndermeler var.


    ben de haziran 2020'de 2. sezon yayınlandıktan ve izledikten sonra geri dönüşüm , sıfır atık , iklim krizi ve sonrasında veganlıkla ilgilenmeye ve araştırmaya başladım.


    böyle birkaç ay süren araştırmalar ve aile evinden ayrılıp istanbula kendi evime döndüğüm eylül ayından itibaren sıfır atığa uygun yaşamaya, çöplerimi ayırmaya ve geri dönüşüm yapmaya ve bitkisel beslenmeye başladım.


    şu an vegan ve cruelty free kozmetik ürünleri kullanıyorum.

    katı şampuan ve katı sabun kullanıyorum.

    bulaşık-çamaşır deterjanlarını kimyasal değil, bitkisel kullanıyorum.

    bitkisel ve vegan besleniyorum.

    paketli gıdaları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.

    palm yağı nı tamamen kesmeye çalışıyorum.

    hedefim kompost yapmaya başlamak, yani gıda atıklarımı da geri dönüştürmek.


    Kuzenimin sahiplendiği köpek ile kurduğum güçlü sevgi ( teyzecilik) bir şeyleri sorgulamaya itti. Bunu seviyorum ve canının yanmasını istemem asla ama diğer hayvanları neden yiyorum? Onların farkı ne? Hiç.... Bu düşünceye girdiğiniz an gerçekten merhametli ve duyarlı iseniz sonunuz kesinlikle veganlık olacaktır 🌱 bir şeylerin farkında olmak ve sorgulamak bizim elimizde.

    YURTDIŞINDA VEGAN & VEJETARYEN BİR RESOTRANIN MUTFAK ŞEFİ OLMAYA BAŞLADIĞIMDA AYDINLANDIM. tABAĞIMI VE KALBİMİ KİRLETMEDEN, BAŞKA CANLILARIN HAYATLARINA SIRF 10 DK YEDİĞİM YEMEKTEN ZEVK ALACAM DİYE ZARAR VERMEME GEREK YOK DEDİĞİMDE BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTI. 2.5 YIL GEÇTİ VE HERGÜN İYİ KİYLE UYANIYORUM VE ÇOK ŞÜKÜR BUGÜNDE ZARAR VERMEDİM DÜNYAYA DİYE UYUYORUM.

    iki haftalığına, vegan olan arkadaşlarımızda kalmıştık; nasıl yaşadıklarını gözlemleme ve onların neden vegan olduklarını anlama şansımız olmuştu.. sonrasında "yok ya çok saçma!", "öyle şey mi olur?" dedik.. Sonra benim bir lise arkadaşım bize kalmaya gelmişti; o da vegandı.. Sabaha kadar sohbet muhabbet, tabi ben o'na vegan yemekler hazırladım, kahvaltılıklar aldım; dolayısıyla biz de öyle yedik içtik.. kendisi de bilim insanı olduğu için ben o'ndan işin bilimsel kısmını, sağlık boyutunu öğrenmek istedim.. meğer ne kadar yanlış biliyormuşuz, nasıl yanlış yaşıyormuşuz.. eşim ve ben, arkadaşımı ertesi gün uğurladığımız an itibariyle vegan olmaya karar verdik; bir buçuk sene oldu.. navegan ürünleri, bitsin diye beklemedik; o gün çöpe attım hayatımın son israfı oldu.. belgeselleri, çeşitli araştırmaları sonradan izledik, okuduk.. eşim hep sorgulardı aklında hep vardı ben taraftar değildim zaten acı itiraf: benim vicdani ve etik yönüm vegan olduktan sonra gelişti :( geç farkettim biliyorum ama bundan sonra daha da iyi bir insan olacağım! iyi ki veganız!

    4 yıl önce kedi sahiplenmemle hayvanlarla olan bağım kuvvetlendi. onların insanlar için var olduklarını düşünürdüm daha doğrusu hiç aksi yönde farkındalığım ve bilincim olmamıştı. Sonrasında neden bazı hayvanların katledilmesine ortak oluyorken, bazılarına ailemin bir üyesi gibi davrandığımı sorgulamaya başladım. Tatmin edici bir cevabım yoktu fakat bunu benim doğamın zorunlu kıldığı bir şey sanıyordum. Covid-19 salgını benim için bir dönüm noktası oldu ve insanların diğer hayvanlara yaşam alanı bırakmadığını, asıl doğaya aykırı olanın insanın her şeye hükmetmek ve rant sağlamak için önüne gelen her şeyi yağmalaması ve bunda hiç etik ya da doğaya, geleceğe karşı bir sorumluluk gözetmemesi beni artık buna ortak olmama konusunda harekete geçirdi.

    belgrad üniversitesindeki sırp meslektaşımla yugoslavyanın neden bölündüğü ve bosna katliamı gibi konularla başlayan sohbetimiz iklim krizi ile devam etti. o gece otel odasında önerdiği makaleleri bir çırpıda okudum. ilk vegan kıvılcımı orada çaktı. eşimle birlikte


    ve dr.murat kınıkoğlu videolarını da izleyince transformasyon tamamlandı.

    ben arkadaşlarımla, ailemle konuşamadıklarımı sizinle paylaşmak istiyorum. 2018de bambaşka bir alandaki bölümümü bırakıp gastronomi okumaya karar verdim. ama aslında buna karar verirken hayvansal ürünleri neredeyse tüketmeyen bir sebze aşığıydım. inandığım şey de bir sürü beslenme tarzına hitap eden bir eğitim olacağıydı. Ama 2018 eylülden beri gördüm ki "gastronomi ve mutfak sanatları" tamamen hayvan sömürüsüne hizmet eden, çoğu üniversitenin müfredatında "et, süt sağlıktır" gibi eskimiş bilgilerin ezberletildiği bir bölüm. covid nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesi, araştırmak için bolca vaktimin olmasını sağladı. uzun süre kendimde geçiş için cesaret bulamasam da 1 mart itibariyle veganım. sömürünün her türlüsü midemi bulandırıyor artık. e madem ki bu bölüme başladım insanların talep ettiği hayvansal içerikli her yiyeceğin bir bitkisel karşılığı olduğunu anlatmak için elimden geleni yapacağım.

    28 yıl navegan, 1.5 yıl vejetaryen beslendikten sonra 2020'nin kasım ayına günler kala 1 Kasım'ın dünya vegan günü olduğunu gördüm ve dedim ki veganlığı denemek icin kasımdan daha iyi fırsat mı olur? Vejetaryen olduğum dönemde bile asssssssssla vegan olamam abi o da aşırılık artık dememe rağmen denemek istedim çünkü ne kaybederim.


    Yeni bir şey denemenin verdiği keyif, challange hissi cok iyi geldi. Bu sırada okuduğum makaleler izlediğim belgeseller iyice tetikledi ve hazır gıdadan artık ayağınızın 'nı kesen bir yaşam biçimi olmasına rağmen artık hayvansal hiçbir ürünü tüketemeyeceğimi farkettim. elbette kaçırdığım anlar olmadı mı oldu? ilk bir iki ay hazır gıdalara bazen karsı koyamadım. Cikolataya, fırınlarda uzeri yumurtalı acmalara pogacalara.


    Ama her sey zamanla oturuyor. Benim gibi 28 yıl etçilliğin dibine vurmus birinden bu mesaj.

    vegan olmama sebep olan tohumu yuttuğum günleri hatırlıyorum.


    2011'de Berlin'e yeni taşındığım dönemde iki-üç ayda bir ev değiştiriyordum. ilk olarak pflügerstr'de bir evde, üç ay vegan bir çiftle yaşadım. yanlarında yediğim peynire, pişirdiğim sucuklu yumurtaya ses çıkarmamaya çalıştılar ve nazikçe vegan alternatifleri benimle paylaştılar. <3


    ardından weserstr'de budist vegan bir ev arkadaşım oldu. ben yine sucuklu yumurta yaparken, karşıma geçip civcivlerin öğütücüye atılmasını, buzağıların annelerinden koparılıp kesime gönderilmesini anlattı ve hüngür hüngür ağladı. canımın içi dostumun gözyaşlarıyla sulanan tohumlar, 2013 eylül'ünde 30 yaşıma kadar yediğim cesetlerin ve hayvansal salgıların artık kronik hastalıklar olarak başgöstermeye başlamasıyla girdiğim kendimi tedavi arayışının da etkisiyle filizlendi.


    kendime bile çaktırmadan et yememeye başladım. 6 ay sonunda işten çıkıp bi döner aldım. ısırdım, tükürdüm ve artık vegan olduğumu anladım.


    yine de çevre bilinci, sağlık, vicdan ve bilimin temelini oluşturduğu bir vegan farkındalığa ikna olmak için yıllar boyunca araştırmalarımı sürdürmem gerekti. gary yourofsky 'nin 'dünyanın en iyi konuşması'' bu konuda çok yardımcı oldu. earthlings keza.. ve başucu kitabım, arnold ehret 'in mukussuz beslenme isimli kitabı. beslenmeye bakış açımı değiştiren bir kitaptır. bu da benim hikayem işte..

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk