cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

12 + 4 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • nasıl vegan oldunuz

    /
    7

    Köy hayatını ve hayvanları seven biriyim. Kızım Zeynep doğduğu sıralar izlediğim bir video etkiledi beni ve vejetaryen olmaya karar verdim, ikinci kızım dOĞA doğdu. Doğa'da benim vegan olmamı sağladı. Garip bir durum; ben kızlarıma iyiden yana olan birçok şey öğretmeyi planlarken, onlar bana doğar doğmaz doğruyu öğretti. Yaşamda tek pişmanlığım şu; daha önce neden vegan olmadım!

    Bazen beyninizde derin düşüncelere dalarsınız ya, vegan felsefesine konu geldiğinde hep üç maymunu oynardım. üç öğün hayvansal gıda tüketen biriydim ama kendimi hayvansever olarak tanımlardım, aslında onları severdim ama bazılarını da yerdim (?) Burada utanç duyduğum şey benim başından beri veganlık ve bunun felsefesini tamamen ince ayrıntısını bilmesem de mantığını bilmemdi, buna rağmen kabullenemedim.



    Daha sonra bir köpek aldık. Oğlumu odama aldım, onun için ciddi emek verdim. Bu sırada daha fazla seçimlerimi sorgulamaya başladım. Oğlum geldikten bir süre sonra instagramda Elif Taştekne'nin bir gönderirsine denk geldim, İlgimi çekince takibe aldım.



    Ona veganlık hakkında gelen sorular olduğu için çeşitli sayfaların linklerini hikayesine koyuyordu, zaten okumayı seven biri olarak bardağı taşıran son damla bu oldu, Deli gibi blog yazıları ve makaleler okumaya başladım. Okuyamadığım vakitler podcast dinliyordum. Daha hiçbir video - belgesel seyretmememe rağmen (şimdilik) vejetaryen (sadece tavuk eti ve yoğurt tüketeceğim, böyle bir vejetaryenlik kategorisi yok ama daha sonra yoğurdu, sonra tamamen tavuğu da bırakacağım) karar verdim.



    Vejetaryen olduğum süreçte de vegan ürünler (makyaj, giysi vs) kullanmaya karar verdim. Şuan Açıklama yapmam gerekeceği için Pandemi zamanının geçmesini bekliyorum. Doğrusunun veganlık olduğunu biliyorum ama aile evinde vegan olmanın hem öğrenci olan ben hem başta ailem için zorlayıcı olacağına eminim.


    Eee vegan olma hikayesi istemiştik, sen daha vejetaryen bile değilsin ki... Biliyorum. İleride zamanı geldikçe bu girdiye güncelleme gireceğim. Belki araştırma yapan birisi denk gelir de bu girdiden güç alır..
    Büyük bir bosluktaydim. işim yok, genis bir arkadaş ortamim yoktu. Ailemle yaşıyordum hayatta hiç bir şeyden memnun değildim. Hiç bir konuda kendimi başarılı hissetmiyordum.
    Bisiler yapmam gerekiyor diye düşünürken gönüllü olarak barinaklara gidip temizlik yapan yardım eden bi grupla tanıştım sosyal medyada haftada bir gün barinaklara gidip yardım ediyordum.
    Bu arada yeni edindiğim arkadaşlar vegan ve herşeye karşı duyarlı insanlardı. Geri dönüşüm konusundan hayvan haklarına azınlıkların özgürlüğüne her konuda bilgi birikimleri var ve dolu yapıcı yorumlar yapıyorlardı.

    Uzun zamandır zaten vicdani bi rahatsızlık duyuyordum vegan olmadığım için bir de bu grupla tanıştıktan sonra bu his iyice arttı neden onlar kadar duyarlı olamadin dedim kendime.

    Ve bir gün kahvaltıda peynir görüp midem bulandı. Buzagiyi düşündüm annesinin iltihap kapmış memelerini düşündüm ve vegan oldum.

    Sonrasında hayatımda eksik olan parça tamamlanmış gibi hissettim. Bir işe yarıyor gibi hissettim.
    uzun zamandır istiyordum zaten sonra okja filmine denk geldim beni acayip etkiledi ardından belgeseller yiyeceklerimi kontrol etmeler derken 57 gündür sömürüsüz yaşıyorum hayvanların da yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorum çok mutluyum
    Vegan büyümedim ve hayvanlara karşı hassas bir insan sayılmazdım,eti severek yer,36 yaşında hala neden deli gibi süt içtiğimi sorgulamaz,peynire tapardım ve bunlar bana çok normal gelirdi.eşim çok yoğun iş seyehati temposuna ayak uydurabilmek için bir süre vejetaryenliği denemek istedi ve ben de ona destek olmayı kabul ettim.aldığımız karar neticesinde yıllarca et yiyen bir insan olarak besin eksikliği paronayasına kapıldım ve sürekli araştirdim,okudum,izledim.süt endüstrisinin gerçeğini idrak ettiğimde kendim de bir anne olarak kendi türüm olsun olmasin baska bir anne ile çok yoğun bir empati yaşadım.tam o dönemde eşim,kızım ve ben kısa bir tatile çıktık,gittiğimiz otelin harika yemekleri vardı ama ben kararlı bir vejetaryendim,hem nasılsa sütlü tatlıları muhteşemdi ve onlardan yiyebilirdim...ama olmadı, tek bir tanesini bırakın yemeyi elimi bile süremedim,yavrusunun peşinden koşan annenin görüntüsü gitmiyordu gözümün önünden, ve ben, en zor denilen yerde, tatilde, adımı koydum, artık bir vegandım,çünkü sütle gelen vicdan azabı sırf erkek doğdukları için doğdukları gün katledilen civcivler düşüncesiyle yumurta yememe de engel oldu.ben veganlığı sağlık için seçmedim,bu bir vicdan meselesiydi,sağlık getirisi ise benim ödülüm oldu,çoķ mutluyum,asla pişman değilim.sütü deli gibi özlüyorum ama sırf kendi damak tadım için bir anne ile yavrusunun vahşice ayrılması olayına asla dahil olamam.

    3 yil once, esimle hayvansever, cevreci ve minimalistiz diye ortalikta dolastigimiz bir hafta sonuydu. ne izleyelim derken what the health belgeseline rastladik ve hadi izleyelim dedik. bu belgesel ve ardindan gelecek olanlarin hayatimizi ne kadar degistireceginden haberimiz yoktu. izledikten sonra cok sarsildik megerse karbon saliniminin onemli bir kismini et, sut sektoru uretiyormus, yeni ogrenmistik. universitede iklim degisikligi ve kuresel isinma ile ilgili 2 ders almistik ama bu bilgi bize verilmemisti. kendimi kandirilmis, tutarsiz ve ikiyuzlu hissettim. ardindan gary yourofsky'nin meshur konusmasini izledikten sonra mantiksal acidan hersey yerine oturdu. en son vurusu ise earthlings belgeseli yapmisti. temellendirdigimiz hersey o hafta sonu yikilmisti. ogrendiklerimizle eskisi gibi hayatimiza devam edemezdik. vicdanimiz artik agir bir yuk tasiyordu. yuku atacak gucu kendimizde bulduk ve o hafta sonundan beri her yedigimiz yemek bir yasam gayesi, tutarlilik, huzur, protesto ve gecmiste tukettigimiz hayvanlar icin anma toreni.

    Sevgiyle, emekle, aşkla diye yanıtlamak istediğim başlık..


    geç kalmışlık hissiyle,


    "bir de saman sarısı, bir de özlem kırmızısı"yla,


    Bir gün Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacak olmasına saygıyla,


    İstanbul'dan, boğaz sırtlarından gelip Paris'te kök salan kestane ağacının umuduyla,


    Onun gölgesinde sırt üstü yatmanın hasretiyle vegan olmuştum.

    2016’nın ramazan ayında dindar annemin oruç baskısıyla sahte orucumu tutarken hem bu dini baskı hem de son yıllarımda daha da ciddileşen hayvanseverliğimle birlikte kendimi et yemezken buldum ve vejetaryen olmaya karar verdim. bu süreç boyunca ailem ve arkadaşlarım tarafından et olmadığı söylenen ve aslında 0 et olan ‘yemekleri’ yedim ve kendime güvenimi kaybetmemle beraber bu işe biraz daha sıkı sarılmam gerektiğine karar verdim. veganlığı biliyordum ama artık vegan olmam gerektiği için kendimi daha detaylı olarak bilgilendirmem gerekiyor ve veganlığı hayatıma nasıl sokabileceğime dair teoriler üretiyordum. 2 yıllık arayışlar ve sonunda benim gibi mutfaktan bağımsız olan biri için mutfak güveni kazandıktan sonra 2018’in nisan ayında vegan oldum. daha önce olamadığım ve tamamen gereksiz kaygılarım yüzünden uzattığım vejetaryenlik yıllarım en büyük pişmanlığım diyebilirim ama 15 yaşında bir çocuktum bu yüzden kendimi biraz da olsa affedebiliyorum. veganlık hayatıma bir sürü şey kattı. en önemli olan şey ise kendi bağımsızlığımı kazanmam oldu kesinlikle. hem çevre ve etik olarak bilinçli biri oldum hem de artık kendime daha saygılıyım.

    komik bir not: vegan olduğum ayda aşırı derecede nutella tüketiyordum nerdeyse her gün 1-2 ekmekle beraber yerdim. vegan olduktan bir gün sonra tüm gün aşırı dikkatli davranarak yediğim her şeyi veganize etmiştim taaaa ki akşam bir alışkanlıkla kendimi nutella sürülmüş ekmek yerken bulana kadar... vegan olduğumu unutup nutella yemiştim.

    beni hem covid-19 pandemisi hem de ryan murphy yapımlı the politician dizisininin iklim krizini vurgulayan bir bölümü veganlık yolculuğuna koyulmamı sağladı.


    the politician 2. sezon 5. bölümde veganlığa, geri dönüşüme, iklim krizine dair giriş niteliğinde göndermeler var.


    ben de haziran 2020'de 2. sezon yayınlandıktan ve izledikten sonra geri dönüşüm , sıfır atık , iklim krizi ve sonrasında veganlıkla ilgilenmeye ve araştırmaya başladım.


    böyle birkaç ay süren araştırmalar ve aile evinden ayrılıp istanbula kendi evime döndüğüm eylül ayından itibaren sıfır atığa uygun yaşamaya, çöplerimi ayırmaya ve geri dönüşüm yapmaya ve bitkisel beslenmeye başladım.


    şu an vegan ve cruelty free kozmetik ürünleri kullanıyorum.

    katı şampuan ve katı sabun kullanıyorum.

    bulaşık-çamaşır deterjanlarını kimyasal değil, bitkisel kullanıyorum.

    bitkisel ve vegan besleniyorum.

    paketli gıdaları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.

    palm yağı nı tamamen kesmeye çalışıyorum.

    hedefim kompost yapmaya başlamak, yani gıda atıklarımı da geri dönüştürmek.


    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk