2013’ün haziranının güzide bir gününde ankaraya kuzenimin düğününe gitmek üzere yola koyulduk. Ablam elindeki telefonda bir minik kuzu resmi açmıştı ve şunu söylemişti; “kardişim biz evde bir sürü kedi bakıyoruz ama birini bile yemek aklımıza gelmedi, şunun tatlılığına bak, bu da hayvan sonuçta ne farkı var niye bunları yiyoruz?”
pastırmalı sakız üretilmesini isteyen kahvaltılarda ançuez emikleyen bir insan için çok ilginç bir yüzleşme olmuştu bu. hele ki bu soruyu kendisinden çok daha etçil ve iştahlı ablasından duymak. bu bir uyanıştı.
“harbi doğru dedin haa çok mantıklı o’lom yemeyelim” dedim. dudulludan etçil olarak bindiğimiz otobüsten polatlıda vejetaryen olarak inmiştik. düğünde aç kalmamız ve dayaktan kaçış başka günün konusu olsun.
istanbula döndüğümüzde et yememeleri için çekirdek aileye küçük bir ikna çalışması gerçekleştirdik. sonuçlar olumlu oldu. vejetaryenlikten çok kısa bir süre sonra, yine bir “haydi vakti geldi” dürtüşmesiyle vegan olduk.
velhasıl başka türlerin duygularını hissedince kolaylıkla vegan olunuyor. darısı tüm insanların başına (amin)
pastırmalı sakız üretilmesini isteyen kahvaltılarda ançuez emikleyen bir insan için çok ilginç bir yüzleşme olmuştu bu. hele ki bu soruyu kendisinden çok daha etçil ve iştahlı ablasından duymak. bu bir uyanıştı.
“harbi doğru dedin haa çok mantıklı o’lom yemeyelim” dedim. dudulludan etçil olarak bindiğimiz otobüsten polatlıda vejetaryen olarak inmiştik. düğünde aç kalmamız ve dayaktan kaçış başka günün konusu olsun.
istanbula döndüğümüzde et yememeleri için çekirdek aileye küçük bir ikna çalışması gerçekleştirdik. sonuçlar olumlu oldu. vejetaryenlikten çok kısa bir süre sonra, yine bir “haydi vakti geldi” dürtüşmesiyle vegan olduk.
velhasıl başka türlerin duygularını hissedince kolaylıkla vegan olunuyor. darısı tüm insanların başına (amin)