cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

8 + 15 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • nasıl vegan oldunuz

    /
    7
    Eşitliğin olmadığı, adaletin işlemediği bu dünyaya karşı politik bir tavır almak istiyordum. Vegan olmadan önce yıllardır hayvanlara yapılan zulüm üzerine konuşmuşluğum, düşünmüşlüğüm vardı. Konuyu daha dar kapsamda ele alıyordum. Hayvanlara yapılan muameleyi onların yaşam hakkı üzerinden değil de, refahları üzerinden eleştiriyordum. Daha çok kulaktan dolma bilgiler de olduğu için belki, veganlığın umutsuz bir çaba olduğunu ve vegan olmanın sadece o etiketi almaktan öteye gitmeyeceğini düşünüyordum. Sonraları çevremde daha çok sayıda vegan arkadaşım olunca kendimi vegan bir 'network'ün içinde buldum ve katıldığım ilk kış kampı sonrası vegan oldum. Dünyayı değiştirmek için küçük ama önemli bir adımdı benim için vegan olmak. O nedenle veganlığı aktivizmden bağımsız düşünemiyorum ve öyle görmesem vegan da olamazdım herhalde.

    açıkçası bir anda olmadı 4-5 yıllık bir süreç veganlığı ilk duyduğumda da "çok mantıklı keşke olsam" demiştim ama henüz etki alanıma girememişti.


    hiç duymasaydım kendi kendime evde bir gün vegan olabilir miydim? sanmıyorum; o kadar zeki biri değilim.


    hep bir terslik vardı ama et yememek, hayvanlar, sağlık, küresel iklim krizi filan bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu öğrenene kadar vegan olmak o kadar da gerekli bir şey gibi gelmemişti..


    vegan sağlık profesyonelleri sayfasını facebooktan tesadüfen takip etmeye başlamıştım ve orada okuduğum şeylerle o 4-5 yıllık süreç birden bir ay bile geçmeden vegan oldum, teşekkürler.)


    bir diğer büyük etken de 1,5 yaşındaki köpeğim coco; başıma gelen en güzel şey, en sevdiğim, gerçek ailemin yeni üyesi-henüz gerçek ailemle tanışmadığımı düşünürüm hep-.. diğer hayvanların da onun kadar sevgi dolu canlılar olduğunu düşününce


    muhtemelen onlar da henüz gözlerinin içine bakmadığım ailem, bir çoğu hiç sevilmeden öldürüldü ve hala öldürülüyor.. tek başına hepsi bir "coco, daisy, pamuk, boncuk, paşa, prenses, köpük, çiço, çiko, şans..." diye hepimizin bi yerlerden tanıdığı o güzel hayvanlarken, akşam yemeğine hiç benzemiyorlar.. sağduyunuzla düşünseniz bir baksanız anlayabilirsiniz bunu..


    hayvanlarla duygusal bağım vegan olduktan sonra güçlendi gelişti; hatta insanlarla bile, dünya ve evrenle daha çok bağlantı kurmaya başladım..
    çevre krizinde hayvancılığın bu kadar etkili olduğunu öğrendiğimde vegan olmaya karar verdim hala her gün yeni şeyler öğreniyorum alışkanlıklarımı daha adil olanla değiştirmeye çalışıyorum..


    öncesinde eti bıraktığım dönemler geçirdim ama "evet işte eti bıraktım bitti" bu kafadaydım başka bir şey düşünmüyordum, başka bir sorumluluk hissetmiyordum; vegan olduktan sonra hala her gün o kadar çok yeni bir sebebim oluyor ki temelde neden vegan olmam gerektiğini biliyorum


    "vegan oldum bitti" demedim hiç diyedebilirdim ki tahminimce bu tarz insanlar veganlığı bırakıyor..


    "oldum bitti tamam bu kadar işte başka şeyler beni ilgilendirmez" bu altını dolduramamış kendi yararına vegan olmayı düşünmüş kişiler bir süre sonra bunu sürdüremiyor..


    1 kasımda vegan olmuştum nerdeyse bir yıl olmak üzere bitkisel süt kullanmaya başlamıştım birkaç yıldır ama pizza yiyordum mesela, ki hala yiyorum çok güzel vegan peynirler de var alternatifleri olduğunu vegan olmaya karar verene kadar farketmemişim bile ki o kararı verdiğimde eminim bu alternatifler olmasa da vegan olma kararımı sürdürürdüm..

    Ne earthlings ne de bir başka belgesel veya kitap... Burnuna takılı bir aparat sebebiyle annesini ememeyen bir buzağıyı görmek...
    Bir köpek sahiplenmemle başladı herşey.

    Onunla birlikte sokak hayvanlarına karşı farkındalığım gelişti. Hayvanlarla ilgili en ufak şiddet olayına büyük tepkiler göstermeye başladım. Apartman bahçesine koyduğum mama kabına laf edenle gırtlak gırtlağa kavga ettim. hayvanlar için bu kadar çırpınırken, dişimden tırnağımdan arttırıp tedavi masraflarını karşılamaya çalışırken, karda kışta besleme yapmaya çalışırken benim damak tadım yüzünden ölen hayvanlar olduğunu idrak etmeye başladım.

    Bu ikiyüzlülüğüm başımı öne eğdi, Sesim o kadar gür çıkamıyordu artık. Artık benim yüzümden bir hayvan ölmemeliydi.

    buna rağmen yaklaşık iki yıl direndim eti bırakamamaya. Kendime argüman bulmaya çalıştım o en sevdiğim hamburgerden vazgeçmemek için. "Bitkilerin de canı" var ", "doğamız bu etçiliz" dedim, tatmin olmasam da.

    Bir gün mutlaka olacaktım. Ama önce adanaya gidip bir adana kebap, mersine gidip bir tantuni yemeliydim (utanıyorum yazarken).

    Sonra bir gün dedim ki bir hafta hiç et yemeyeceğim, geri dönüşü olabilecek bir denemeydi benim için.

    Kendimi vejeteryanliğimin ilk gününde yemekhanede insanlara; et yiyerek hayvan sömürüsünün bir parçası olmamamlarını söylerken buldum (ilk günden aktivist :) sanki dün akşam koca bir tabak kıymalı makarna yememişcesine)

    Ha bu arada şunu eklemeden geçemeyeceğim bu süreçte bana en büyük yol gösterici, kafama bir şeyleri dank ettiren başta vegan, hayvan hakaları savunucusu instagam hesaplarıdır. Hepsine teşekkür ederim. (Öğütme makinesinden geçen civcivlerden daha etkili ne olabilir ki)

    Not: adanada kebap ve mersinde tantuni yememiş olmanın gururunu yaşıyorum :)
    ben daha yeniyim. 2019 haziran sonu, 21 yaşıma sadece 2 hafta kalmış. birkaç aydır veganlığı düşünüyordum ama hep erteliyordum. ilk diyordum ki üniversite bitsin.(üniversite 24 yaşımda bitecek düşünün ne kadar ileri atmışım) sonra dedim en azından şu yılı atlatayım. en son düşündüm ki zaten okullar 2.5 ay tatil, araştırmak için zaman bol. en azından bir deneyeyim diye başlamıştım ki neredeyse 5 ay olmuş :)
    Bir gün marketten aldığım ekmekle eve dönerken gördüğüm tavukları o ekmekle biraz besledim ve onların çevreme korkusuzca üşüşmesi, benden ekmeği vermemi beklemesi beni mutlu etmişti ama bu mutluluk eve dönüp yemeğimi yemek için sofraya oturduğumda ve tabağımdakinin bir tavuk olduğunu gördüğümde son bulmuştu. İçimden şöyle söyledim: Hem o hayvanı sevme duygum ve bir yandan da onun acı çekmesi sonuncunda benim onu yeme eylemim kesinlikle birbirlerine ters şeylerdi. Bu çelişkiyi kaldıramadığım o günden beri veganım ve böyle olmaktan kendim adına huzurluyum ama diğer insanlar için huzursuzluğum devam etmekte..
    Yavaş bir süreçti benim için ama gerçekleşti. Vejetaryendim daha öncesinde, veganlığa geçiş dönemimdi kendimi hazırlıyordum. Sonra birgün bir video izledim yavru ineğin annesinden koparılışı belki yüzlerce video izlemiştim ama bana çok ağır geldi. Ve vegan oldum. İyi ki!
    Benim bile farkında olmadığım yavaş yavaş küçük bazı etkilerin birleşip dağ olmasıyla gerçekleşti vegan oluşum. Vejeteryan bir eski sevgili, olur olmadık gözümün önüne gelen bir ağlayan inek görseli, bir yerde okuduğum 'Kedilerini seviyorsun diğerlerini neden yiyorsun?' sorusu.. Sonra aniden ablam vegan olmayı deneyeceğini söyledi. Onu desteklemek için araştırmaya başladıkça açıkça bir karar almamış olmakla birlikte öğrendiğim şeyler zaten et ve süt ürünlerini yiyemez hale gelmeme neden oldu. Ama birşey vardı beni tutan ve ne olduğunu anlamıyordum. Bir akşam bir arkadaşımın evinde davetliyken 'Yeaa var mı sende veganlık vejeteryanlık falan?' diye sordu pek de onaylamadığı belli bi tonda. 'Aslına bakarsan aklımı kurcalayan bir konu.' dememle 'Yeaa bırakın bu işleri yeaa, kasmayın yeaa, raatt olun yaa' diye parlaması bir oldu. Ertesi gün bunu düşününce beni engelleyen şeyin ne olduğunu buldum. Böyle insanlardan korkuyordum.. Yargılanmaktan, söyleneceklerden, yalnız kalmaktan.. Korkmamaya karar verdim ve bir yıldır
    veganım.
    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk