cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

7 + 14 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • nasıl vegan oldunuz

    /
    7

    4 yıl önce kedi sahiplenmemle hayvanlarla olan bağım kuvvetlendi. onların insanlar için var olduklarını düşünürdüm daha doğrusu hiç aksi yönde farkındalığım ve bilincim olmamıştı. Sonrasında neden bazı hayvanların katledilmesine ortak oluyorken, bazılarına ailemin bir üyesi gibi davrandığımı sorgulamaya başladım. Tatmin edici bir cevabım yoktu fakat bunu benim doğamın zorunlu kıldığı bir şey sanıyordum. Covid-19 salgını benim için bir dönüm noktası oldu ve insanların diğer hayvanlara yaşam alanı bırakmadığını, asıl doğaya aykırı olanın insanın her şeye hükmetmek ve rant sağlamak için önüne gelen her şeyi yağmalaması ve bunda hiç etik ya da doğaya, geleceğe karşı bir sorumluluk gözetmemesi beni artık buna ortak olmama konusunda harekete geçirdi.

    iki haftalığına, vegan olan arkadaşlarımızda kalmıştık; nasıl yaşadıklarını gözlemleme ve onların neden vegan olduklarını anlama şansımız olmuştu.. sonrasında "yok ya çok saçma!", "öyle şey mi olur?" dedik.. Sonra benim bir lise arkadaşım bize kalmaya gelmişti; o da vegandı.. Sabaha kadar sohbet muhabbet, tabi ben o'na vegan yemekler hazırladım, kahvaltılıklar aldım; dolayısıyla biz de öyle yedik içtik.. kendisi de bilim insanı olduğu için ben o'ndan işin bilimsel kısmını, sağlık boyutunu öğrenmek istedim.. meğer ne kadar yanlış biliyormuşuz, nasıl yanlış yaşıyormuşuz.. eşim ve ben, arkadaşımı ertesi gün uğurladığımız an itibariyle vegan olmaya karar verdik; bir buçuk sene oldu.. navegan ürünleri, bitsin diye beklemedik; o gün çöpe attım hayatımın son israfı oldu.. belgeselleri, çeşitli araştırmaları sonradan izledik, okuduk.. eşim hep sorgulardı aklında hep vardı ben taraftar değildim zaten acı itiraf: benim vicdani ve etik yönüm vegan olduktan sonra gelişti :( geç farkettim biliyorum ama bundan sonra daha da iyi bir insan olacağım! iyi ki veganız!

    YURTDIŞINDA VEGAN & VEJETARYEN BİR RESOTRANIN MUTFAK ŞEFİ OLMAYA BAŞLADIĞIMDA AYDINLANDIM. tABAĞIMI VE KALBİMİ KİRLETMEDEN, BAŞKA CANLILARIN HAYATLARINA SIRF 10 DK YEDİĞİM YEMEKTEN ZEVK ALACAM DİYE ZARAR VERMEME GEREK YOK DEDİĞİMDE BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTI. 2.5 YIL GEÇTİ VE HERGÜN İYİ KİYLE UYANIYORUM VE ÇOK ŞÜKÜR BUGÜNDE ZARAR VERMEDİM DÜNYAYA DİYE UYUYORUM.

    Kuzenimin sahiplendiği köpek ile kurduğum güçlü sevgi ( teyzecilik) bir şeyleri sorgulamaya itti. Bunu seviyorum ve canının yanmasını istemem asla ama diğer hayvanları neden yiyorum? Onların farkı ne? Hiç.... Bu düşünceye girdiğiniz an gerçekten merhametli ve duyarlı iseniz sonunuz kesinlikle veganlık olacaktır ? bir şeylerin farkında olmak ve sorgulamak bizim elimizde.

    beni hem covid-19 pandemisi hem de ryan murphy yapımlı the politician dizisininin iklim krizini vurgulayan bir bölümü veganlık yolculuğuna koyulmamı sağladı.


    the politician 2. sezon 5. bölümde veganlığa, geri dönüşüme, iklim krizine dair giriş niteliğinde göndermeler var.


    ben de haziran 2020'de 2. sezon yayınlandıktan ve izledikten sonra geri dönüşüm , sıfır atık , iklim krizi ve sonrasında veganlıkla ilgilenmeye ve araştırmaya başladım.


    böyle birkaç ay süren araştırmalar ve aile evinden ayrılıp istanbula kendi evime döndüğüm eylül ayından itibaren sıfır atığa uygun yaşamaya, çöplerimi ayırmaya ve geri dönüşüm yapmaya ve bitkisel beslenmeye başladım.


    şu an vegan ve cruelty free kozmetik ürünleri kullanıyorum.

    katı şampuan ve katı sabun kullanıyorum.

    bulaşık-çamaşır deterjanlarını kimyasal değil, bitkisel kullanıyorum.

    bitkisel ve vegan besleniyorum.

    paketli gıdaları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.

    palm yağı nı tamamen kesmeye çalışıyorum.

    hedefim kompost yapmaya başlamak, yani gıda atıklarımı da geri dönüştürmek.


    2016’nın ramazan ayında dindar annemin oruç baskısıyla sahte orucumu tutarken hem bu dini baskı hem de son yıllarımda daha da ciddileşen hayvanseverliğimle birlikte kendimi et yemezken buldum ve vejetaryen olmaya karar verdim. bu süreç boyunca ailem ve arkadaşlarım tarafından et olmadığı söylenen ve aslında 0 et olan ‘yemekleri’ yedim ve kendime güvenimi kaybetmemle beraber bu işe biraz daha sıkı sarılmam gerektiğine karar verdim. veganlığı biliyordum ama artık vegan olmam gerektiği için kendimi daha detaylı olarak bilgilendirmem gerekiyor ve veganlığı hayatıma nasıl sokabileceğime dair teoriler üretiyordum. 2 yıllık arayışlar ve sonunda benim gibi mutfaktan bağımsız olan biri için mutfak güveni kazandıktan sonra 2018’in nisan ayında vegan oldum. daha önce olamadığım ve tamamen gereksiz kaygılarım yüzünden uzattığım vejetaryenlik yıllarım en büyük pişmanlığım diyebilirim ama 15 yaşında bir çocuktum bu yüzden kendimi biraz da olsa affedebiliyorum. veganlık hayatıma bir sürü şey kattı. en önemli olan şey ise kendi bağımsızlığımı kazanmam oldu kesinlikle. hem çevre ve etik olarak bilinçli biri oldum hem de artık kendime daha saygılıyım.

    komik bir not: vegan olduğum ayda aşırı derecede nutella tüketiyordum nerdeyse her gün 1-2 ekmekle beraber yerdim. vegan olduktan bir gün sonra tüm gün aşırı dikkatli davranarak yediğim her şeyi veganize etmiştim taaaa ki akşam bir alışkanlıkla kendimi nutella sürülmüş ekmek yerken bulana kadar... vegan olduğumu unutup nutella yemiştim.

    Sevgiyle, emekle, aşkla diye yanıtlamak istediğim başlık..


    geç kalmışlık hissiyle,


    "bir de saman sarısı, bir de özlem kırmızısı"yla,


    Bir gün Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacak olmasına saygıyla,


    İstanbul'dan, boğaz sırtlarından gelip Paris'te kök salan kestane ağacının umuduyla,


    Onun gölgesinde sırt üstü yatmanın hasretiyle vegan olmuştum.

    3 yil once, esimle hayvansever, cevreci ve minimalistiz diye ortalikta dolastigimiz bir hafta sonuydu. ne izleyelim derken what the health belgeseline rastladik ve hadi izleyelim dedik. bu belgesel ve ardindan gelecek olanlarin hayatimizi ne kadar degistireceginden haberimiz yoktu. izledikten sonra cok sarsildik megerse karbon saliniminin onemli bir kismini et, sut sektoru uretiyormus, yeni ogrenmistik. universitede iklim degisikligi ve kuresel isinma ile ilgili 2 ders almistik ama bu bilgi bize verilmemisti. kendimi kandirilmis, tutarsiz ve ikiyuzlu hissettim. ardindan gary yourofsky'nin meshur konusmasini izledikten sonra mantiksal acidan hersey yerine oturdu. en son vurusu ise earthlings belgeseli yapmisti. temellendirdigimiz hersey o hafta sonu yikilmisti. ogrendiklerimizle eskisi gibi hayatimiza devam edemezdik. vicdanimiz artik agir bir yuk tasiyordu. yuku atacak gucu kendimizde bulduk ve o hafta sonundan beri her yedigimiz yemek bir yasam gayesi, tutarlilik, huzur, protesto ve gecmiste tukettigimiz hayvanlar icin anma toreni.

    Vegan büyümedim ve hayvanlara karşı hassas bir insan sayılmazdım,eti severek yer,36 yaşında hala neden deli gibi süt içtiğimi sorgulamaz,peynire tapardım ve bunlar bana çok normal gelirdi.eşim çok yoğun iş seyehati temposuna ayak uydurabilmek için bir süre vejetaryenliği denemek istedi ve ben de ona destek olmayı kabul ettim.aldığımız karar neticesinde yıllarca et yiyen bir insan olarak besin eksikliği paronayasına kapıldım ve sürekli araştirdim,okudum,izledim.süt endüstrisinin gerçeğini idrak ettiğimde kendim de bir anne olarak kendi türüm olsun olmasin baska bir anne ile çok yoğun bir empati yaşadım.tam o dönemde eşim,kızım ve ben kısa bir tatile çıktık,gittiğimiz otelin harika yemekleri vardı ama ben kararlı bir vejetaryendim,hem nasılsa sütlü tatlıları muhteşemdi ve onlardan yiyebilirdim...ama olmadı, tek bir tanesini bırakın yemeyi elimi bile süremedim,yavrusunun peşinden koşan annenin görüntüsü gitmiyordu gözümün önünden, ve ben, en zor denilen yerde, tatilde, adımı koydum, artık bir vegandım,çünkü sütle gelen vicdan azabı sırf erkek doğdukları için doğdukları gün katledilen civcivler düşüncesiyle yumurta yememe de engel oldu.ben veganlığı sağlık için seçmedim,bu bir vicdan meselesiydi,sağlık getirisi ise benim ödülüm oldu,çoķ mutluyum,asla pişman değilim.sütü deli gibi özlüyorum ama sırf kendi damak tadım için bir anne ile yavrusunun vahşice ayrılması olayına asla dahil olamam.
    uzun zamandır istiyordum zaten sonra okja filmine denk geldim beni acayip etkiledi ardından belgeseller yiyeceklerimi kontrol etmeler derken 57 gündür sömürüsüz yaşıyorum hayvanların da yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorum çok mutluyum
    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk