cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

10 + 10 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • bitkilerin yaşam hakkı

    /
    2

    Bitkilerin bilincli deneyimleri, bu sebeple de aci hisleri yoktur (Bitkilerde bilinc olmadigiyla ilgili makale ).


    Kendi yasamimiza devam etmek icin bitkiler tuketmemiz bir mecburiyet. Nasil su ictigimizde suyun yasam hakkini veya bakterileri yok etmek icin antibiyotik kullandigimizda bakterilerin yasam hakkini goz ardi ediyorsak; bitkilerin de yasam hakkini ayni sekilde goz ardi edebiliriz. Ayrica su, bakteriler ve bitkilerin kisisel, bilincli deneyimleri ve aci hisleri olmadigini tekrardan belirtmeliyiz.


    Sebze ve meyveleri tuketirken 'istemeden' boceklere zarar vermis olabiliriz, o yuzden sebze ve meyve yerken bile yediklerimizi abartmamaliyiz belki de...


    Ancak bitkilerin yasam hakki dile getirildiginde, insanlarin gercekten bitkileri umursadigi kanaatinde degilim. Daha cok vegan olmamak icin Dogaya basvuru adi altinda bahaneler one suruluyor. Bir asci bana hayvanlarin gubrelerinin topraga karistigini ve bu yuzden tam olarak vegan olunamayacagini soyleyerek bahaneler one surmeye devam etmisti.


    Insanlarin da ait oldugu hayvanlar grubuna geldigimizdeyse, hayvanlarin bilincli deneyimleri olduklarini ve aci hissettiklerini biliyoruz. Aslinda bu konuyu bu kadar soyut bir bicimde aktarmama hic gerek yok, sadece bir inegin boynuna bicak dayanma goruntusunu izlerseniz ve kendi bilincinizi o inegin yerine koyarsaniz, her sey o kadar acik ki...




    bitkilerin yaşam hakkı yoktur. moral consideration bakımından bir taştan farkları yoktur. iletişim kuruyo olmaları,aile bağları olmaları, mutluluk veya üzüntü gibi adamakıllı tanımlanmamış insani özelliklere benzeyen analoglara sahip olmaları bunu değiştirmez. bitkilerin benliği yoktur, acı çekemezler. bilinci olan hayvanlardan farkları budur. zarar gördüğünde tepki veren objelerin acı çektiğini ima ederseniz tekmelenince alarmı çalan arabaları da kullanmamaya başlarken bulursunuz kendinizi. iletişim kurabilen objelerin benliğinin olduğunu ima ederseniz bilgisayarınızın canlı olduğuna inanmaya başlarsınız.bizi etik olarak önemli kılan şey düşünebilmemiz ve acı ve zevk kapasitelerimizin olması. bu kadar.

    veganlar hayvan kullanımına karşı, acı çeken veya yaşam hakkı olan tüm canlıların kullanımına değil. vegan olmayanlarla tartışırken bitkilerin acı çekmediği vs argümanları işi çıkmaza sürüyor sadece. bitki yemek zorundayız ve onların acı çekmesi ya da çekmemesi bizim vegan olmamızla ilgili bir durum değil. hayatta kalmak için beslenmek zorundayız ve bu, bitki yememiz için yeterli bir sebep. hayvanları ise yemek zorunda değiliz, hayvanlar özgür olabilecekken mutlu olabilecekken onların bu haklarını ellerinden almamızı gerektiren bir sebep yok. bitkilerin de yaşam haklarını ellerinden almıyoruz, yani bitkiyi kökünden almıyorsak, o bitki yeniden büyüyecek meyve sebze verecektir zaten bu öldürmek değil. belki de kökten aldığımız yani yaşam hakkını aldığımız bir bitkiyi yemek de gelecekte etik olmayacak, bunu savunan insanlar çıkacak. bitkilerle empati yapamayız bu yüzden onları yemek için kesiyorsak, öldürüyorsak bunu umursamayız fakat onları gereksiz yere öldürmek ormanları yok etmek vs. bunları umursarız bu da empatiden değil, doğaya zarar vermek olarak gördüğümüzden sanırım.

    sadece şunu eklemek isterim: "aile bağı" antroposentrik, insan toplulukları arasında dahi seviyesi ve ölçüleri değişiklik gösteren çok subjektif bir ifade. yani, bitkilerin aile bağı vs olamaz. iddianın üzerine kurgulanmaya çalıştığı fikir baştan hükümsüz ve yanlı.


    bir ekvator kabilesinin aile bağı ile türkiye'deki çerkez komünitesinin aile bağı ya da bir leeds'te yaşayan bir ailenin aile bağından anladığı birbirinden çok farklı olabilir ya da zaten öyledir.


    makaleler için teşekkürler. Gayet keyifliydi okuması, gerçi ilkinin Abstract kısmını okudum sadece. bilimsel anlamda son derece yetkin olan bu iki makale ile bitkilerin kökleri aracılığıyla akrabalarını tanıyabildiğini öğrendik. fakat bunun bir akraba seçilimine yol açıp açmadığı konusunda emin değil nature makalesi: "As Hans De Kroon remarked to one of us, for kin recognition to be interpreted as kin selection, one must demonstrate that recognizing kin results in increased progeny among the group of relatives — that is, in increased fitness. The plants in Dudley and File's experiment showed no such reproductive increase, but this may have been because they were grown in pots."


    ikinci olarak söyleyeceğim şey ise bu iki makale de "bitkilerin tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan, mutluluk, üzüntü, korku gibi duygusal tepkiler veren canlılar olduğu" iddiasına gerçek dışı dememi çürütmüyor ki. oradaki "tıpkı" kelimesi önemli. bitkilerin kökleri aracılığıyla akrabalarını tanıyabilmesi tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan canlılar olduğu anlamına gelmiyor. şu iletişim yöntemleri tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kurma yöntemleri değil çünkü: "Plants do not see, hear, smell or taste. But they communicate with each other in other ways, including chemical signalling among roots; unknown mechanisms for pollen–stigma recognition; chemical signals between parasitic plants and their hosts; volatile molecules emitted as warning signals by leaves damaged by attack; gases in smoke from burning plants; and neighbour-altered light-wavelength ratios."


    bu yüzden part 2'nin sonuna, bir canlının insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kurabilmesi için bir beyne sahip olması gerekiyor diye yazdım.



    part 2


    bugün bilimin söylediği şey bir canlının acıyı hissedebilmesi için bir beyne, o beyinle bağlantılı bir sinir sistemine ve o sinir sistemiyle bağlantılı acı reseptörlerine sahip olması gerektiğidir. bitkilerde bu üçü de olmadığı için hayvanlar gibi acı çekebilmeleri mümkün değil. hücresel düzeyde mekanik elektrik sinyalleri iletmenin acı çekme ile aynı şey olduğu hatasına düşmemeliyiz. "bitkilerin tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan, mutluluk, üzüntü, korku gibi duygusal tepkiler veren canlılar olduğu" iddiası ise tamamıyla absürt, mantıksız ve gerçek dışı bir iddia. çünkü bir canlının bunları yapabilmesi için bir beyne sahip olması gerekiyor.


    do plants feel pain? (britannica)


    kendisi de bir vegan ve iç hastalıkları uzmanı olan dr. oğuzcan kınıkoğlu'nun konuyla ilgili yazdığı yazı


    evrim ağacı'nın konuyla ilgili yazısı


    earthling ed'in konuyla ilgili yapmış olduğu video

    part 1


    entry çok uzun olduğu için entryi 2 parçaya böleceğim. başlık sahibi arkadaşımız, "bitkilerin tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan, mutluluk, üzüntü, korku gibi duygusal tepkiler veren canlılar olduğu artık bilimsel* olarak da kanıtlandı." diye yazdığı için ben de yeni bir bilimsel araştırmanın ışığında bunları söylüyor zannetmiştim. fakat bilimsel kaynak olarak, 1973'de yani 47 sene önce yazılan bir kitabı kaynak olarak verince ve kitabın içeriğine göz atınca meseleyi hemen anladım. bu kitapta bitkilerin acı çektiği yönünde ifadeler var. öncelikle bilim dünyası tarafından, bitkilerin yendiklerinde yapraktan yaprağa hücresel düzeyde mekanik elektrik sinyalleri ilettiği zaten yıllardır bilinen bir gerçek. fakat bunu, bitkilerin de biz hayvanlar gibi acı çektiği yönünde yorumlamak tamamıyla bilimsel gerçeklerden uzaklıktan kaynaklanıyor. 47 sene önce yazılmış bir kitapta veya yapılan araştırmalarda bunun böyle yorumlanması normaldir. çünkü bilimin bildiği şeyler 47 senede o kadar değişti ki aklınız almaz. hatta bilimin bildiği şeylerin ne kadar değiştiğine hemen bir örnek vereyim: sigaranın zararlı olduğunu söyleyen ilk bilimsel araştırma 1975 senesinde yapılmıştır. yani "bitkilerin acı çektiği artık kanıtlandı" diye verilen bilimsel araştırmaların derlendiği kitabın yazılış tarihinden bile daha sonra. 1975 tarihinden önceki sigara ile ilgili abd'de yapılan bilimsel araştırmalarda sigaranın sağlığa faydalı olduğu söyleniyordu.

    keşke küçük bir kapsül olsa da öğünlerde onu alıp yaşamımızı idame ettirebilsek. tadında falan değilim artık hiçbir şeyin, obsesif oldum iyice. sofraya gelen ekmeği yerken bile çiftçi hakkını, buğday hakkını falan düşünüyorum. yediğim hiçbir şeyden zevk alamıyorum.


    t: bir sürü şeyin hakkı ile birlikte düşünmekten kendimi alamadığım bitki hakkı.

    et yiyenlerle kıyasladığımızda daha az bitki ölümüne sebep olduğundan, vegan yaşamın bitkilerin yaşam hakkı için en iyi ve en makul yaşam şekli olduğunu düşünüyorum.



    Evet doğru bitkilerin birbirleri ile iletişim kurduğu, akrabalarını tanıdığı lakin bitkiler aktif hareket edebilen canlılar değiller coğalmak, tohumlarini salmak, yeni bir yerde cimlenmesi için otçul canlılari kullaniyor. Zaten meyve vermesinin amacı yenilmesi ve tohumunu hareket eden bir canli sayesinde baska yere tasinip orada neslini devam ettirmesi. Aslında bitkiler beyinsiz olarak adlandırılır fakat en uzun süre evrim geçirmiş canlilardir. Dunyanin yuzde 99 u bitkilere ait. Bence bitkiler bizleri kullanan super canlılar. Onlarsiz yasayamayiz asil biz onlarin kolesiyiz ☺️. Üstüne zooloji ve botonik bilimleri birbirinden ayrıdır ve ikisi biyolojiyi olusturur. İkisini ortak payda da buluşturup ahlaki yonden incelemek ciddi bilgi birikimi gerektirir.
    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk