ikinci olarak söyleyeceğim şey ise bu iki makale de "bitkilerin tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan, mutluluk, üzüntü, korku gibi duygusal tepkiler veren canlılar olduğu" iddiasına gerçek dışı dememi çürütmüyor ki. oradaki "tıpkı" kelimesi önemli. bitkilerin kökleri aracılığıyla akrabalarını tanıyabilmesi tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kuran, aile bağları olan canlılar olduğu anlamına gelmiyor. şu iletişim yöntemleri tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kurma yöntemleri değil çünkü: "Plants do not see, hear, smell or taste. But they communicate with each other in other ways, including chemical signalling among roots; unknown mechanisms for pollen–stigma recognition; chemical signals between parasitic plants and their hosts; volatile molecules emitted as warning signals by leaves damaged by attack; gases in smoke from burning plants; and neighbour-altered light-wavelength ratios."
bu yüzden part 2'nin sonuna, bir canlının insanlar ve hayvanlar gibi iletişim kurabilmesi için bir beyne sahip olması gerekiyor diye yazdım.