cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

17 + 10 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • bitkilerin yaşam hakkı

    /
    2

    sadece şunu eklemek isterim: "aile bağı" antroposentrik, insan toplulukları arasında dahi seviyesi ve ölçüleri değişiklik gösteren çok subjektif bir ifade. yani, bitkilerin aile bağı vs olamaz. iddianın üzerine kurgulanmaya çalıştığı fikir baştan hükümsüz ve yanlı.


    bir ekvator kabilesinin aile bağı ile türkiye'deki çerkez komünitesinin aile bağı ya da bir leeds'te yaşayan bir ailenin aile bağından anladığı birbirinden çok farklı olabilir ya da zaten öyledir.

    veganlar hayvan kullanımına karşı, acı çeken veya yaşam hakkı olan tüm canlıların kullanımına değil. vegan olmayanlarla tartışırken bitkilerin acı çekmediği vs argümanları işi çıkmaza sürüyor sadece. bitki yemek zorundayız ve onların acı çekmesi ya da çekmemesi bizim vegan olmamızla ilgili bir durum değil. hayatta kalmak için beslenmek zorundayız ve bu, bitki yememiz için yeterli bir sebep. hayvanları ise yemek zorunda değiliz, hayvanlar özgür olabilecekken mutlu olabilecekken onların bu haklarını ellerinden almamızı gerektiren bir sebep yok. bitkilerin de yaşam haklarını ellerinden almıyoruz, yani bitkiyi kökünden almıyorsak, o bitki yeniden büyüyecek meyve sebze verecektir zaten bu öldürmek değil. belki de kökten aldığımız yani yaşam hakkını aldığımız bir bitkiyi yemek de gelecekte etik olmayacak, bunu savunan insanlar çıkacak. bitkilerle empati yapamayız bu yüzden onları yemek için kesiyorsak, öldürüyorsak bunu umursamayız fakat onları gereksiz yere öldürmek ormanları yok etmek vs. bunları umursarız bu da empatiden değil, doğaya zarar vermek olarak gördüğümüzden sanırım.

    bitkilerin yaşam hakkı yoktur. moral consideration bakımından bir taştan farkları yoktur. iletişim kuruyo olmaları,aile bağları olmaları, mutluluk veya üzüntü gibi adamakıllı tanımlanmamış insani özelliklere benzeyen analoglara sahip olmaları bunu değiştirmez. bitkilerin benliği yoktur, acı çekemezler. bilinci olan hayvanlardan farkları budur. zarar gördüğünde tepki veren objelerin acı çektiğini ima ederseniz tekmelenince alarmı çalan arabaları da kullanmamaya başlarken bulursunuz kendinizi. iletişim kurabilen objelerin benliğinin olduğunu ima ederseniz bilgisayarınızın canlı olduğuna inanmaya başlarsınız.bizi etik olarak önemli kılan şey düşünebilmemiz ve acı ve zevk kapasitelerimizin olması. bu kadar.

    Bitkilerin bilincli deneyimleri, bu sebeple de aci hisleri yoktur (Bitkilerde bilinc olmadigiyla ilgili makale ).


    Kendi yasamimiza devam etmek icin bitkiler tuketmemiz bir mecburiyet. Nasil su ictigimizde suyun yasam hakkini veya bakterileri yok etmek icin antibiyotik kullandigimizda bakterilerin yasam hakkini goz ardi ediyorsak; bitkilerin de yasam hakkini ayni sekilde goz ardi edebiliriz. Ayrica su, bakteriler ve bitkilerin kisisel, bilincli deneyimleri ve aci hisleri olmadigini tekrardan belirtmeliyiz.


    Sebze ve meyveleri tuketirken 'istemeden' boceklere zarar vermis olabiliriz, o yuzden sebze ve meyve yerken bile yediklerimizi abartmamaliyiz belki de...


    Ancak bitkilerin yasam hakki dile getirildiginde, insanlarin gercekten bitkileri umursadigi kanaatinde degilim. Daha cok vegan olmamak icin Dogaya basvuru adi altinda bahaneler one suruluyor. Bir asci bana hayvanlarin gubrelerinin topraga karistigini ve bu yuzden tam olarak vegan olunamayacagini soyleyerek bahaneler one surmeye devam etmisti.


    Insanlarin da ait oldugu hayvanlar grubuna geldigimizdeyse, hayvanlarin bilincli deneyimleri olduklarini ve aci hissettiklerini biliyoruz. Aslinda bu konuyu bu kadar soyut bir bicimde aktarmama hic gerek yok, sadece bir inegin boynuna bicak dayanma goruntusunu izlerseniz ve kendi bilincinizi o inegin yerine koyarsaniz, her sey o kadar acik ki...




    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk