cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

19 + 18 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • zülal kalkandelen

    Vegan olmama neden olan şahane insan. Benj hiç tanımadığı halde sorduğum saçma sorulara bile sabırla yanıt veren, destek olan, keşke ablam olsa dediğim, alçakgönüllü bir iyilik timsali kişilik. Gerektiği yerde hayvanlar için sert sözler ederek toplumu sarsabilecek kadar da güçlü. Bunca yıldır pes etmeden verdiği mücadeleye saygı duyuyorum.,
    Cumhuriyet yazarı vegan, insan söylemleri keskindir, veganlık onun için bir tercih meselesi değil zorunluluktur. bir üst girdide instagram hesabına ve eserlerine ulaşmak mümkün
    ilk vegan olduğumda bir videosuna denk gelmiştim ,aşırı gergin, öfkeli gelmişti .o hafta veganlığı sadece mutfakta yemek yapmak olarak düşünen ponçik, etrafa sevgi saçan bir vegandım. Sonraki hafta bir kitaba denk geldim.Veganizm:Ahlakı,siyaseti ve mücadelesi.o zaman taşlar yerine oturdu. Yani belki sadece mutfak olarak kalsaydı aklımda veganlık sonrasında devamı gelmeyebilirdi.Ama durum hayvan hakları,hayvan özgürlüğü ve etik olduktan sonra veganlık daha doğru bir yöne evrildi.O hafta o kitapla iyi ki karşılaştım.
    Twitter'da sözlüğü paylaşmış, başarılar dilemiş. Orda bile "benim için" başlık açılmış diyor. Gerçekten sıkıldım kendisinin "ben, ben, ben" söylemlerinden. Bu başlık olmasaydı bu sözlüğü paylaşır mıydı merak ediyorum.
    Sözlüğü daha önce Instagram'da duyurmuştu. Ayrıca hiç de "ben, ben" söylemi olan birisi değil. Politik hassasiyetleri olunca sustuğuna da hiç tanık olmadım. Hangi parti olursa olsun hayvan hakları söz konusu olduğunda eleştiriyor. Bu sözlük gerçek dışı suçlamaların merkezi olmaz umarım. Veganlık adına bu ülkede herkesten çok emeği olan bir aktivist kendisi.
    sigara endüstrisine karşı bir yaklaşım daha çok. hem hayvanlar üzerinde deneniyor hem de insanın da bir hayvan olduğu düşünülürse milyonlarca insanı öldürüyor. kendi sigarasını sarıp içene karşı değil. can başkent ile yazdıkları kitapta da var bu konu. orada da hayvanlar üzerinde denenmediği sürece isteyen içer deniyor. ama bence de dev kapitalist holdingler, hayvanlar üzerinde denenen zehir dolu sigararaları satmasın, isteyen sigarasını kendi sararak yapıyor.
    İyi ki var dediğim insandır. Veganlık, vegan aktivizmi konusunda birçok kişiden daha bilgili ve faal bir insandır. Ayrıca Cumhuriyet'teki yazılarını da günü gününe takip eden biri olarak diyebilirim ki, veganlık ve aktivizmini de gayet güzel aktaran bir insandır. Yeni vegan olmuş ya da vegan olmayı düşünen kişilere, yazılarını okuması için ilk tavsiye edeceğim kişidir.
    Ben ona dair farklı ve onu, benim için diğer aktivistlerden bir tık daha özel kılan bir konuya değinmek istiyorum; müzik konusundaki bilgisi ve doyurucu yorumları benim için oldukça öğretici olmuştur çünkü. Radyo programının kayıtlarını fırsat buldukça mixcloud (ülkemizde erişimi yasaklı) üzerinden dinlemeye çalışıyorum. Hayatım boyunca muhtemelen isimlerini duyamayacağım müzik parçalarını, vegan logic adlı programında o gün işlediği konuyu, seçtiği müzikler ile oluşturduğu konsept etrafında, bazen müziğin oluşumuna dair aktardığı notlar ile bezen ise müziğin barındırdığı detayları mercek altına alarak bize sunduğu bilgilerle, bize dolu dolu bir saat sunabilen bir radyo programcısıdır Zülâl. Ne yazık ki müzik konusunda bilgisi olan radyo programcıları tükenmek üzeredir.
    bağımsız hayvan hakları topluluğu olarak yaptıkları Gerçeklik Küpü eylemlerinin çok etkili olduğunu düşündüğüm, çok saygı duyduğum insanlardan biridir. mücadelesini pek çok açıdan örnek alıyorum. özellikle ilk vegan olduğum zamanlarda düşüncelerimin oturmasına ve başka insanlara doğru, etkili bir şekilde veganlığı nasıl anlatacağım konusunda çok faydası dokunmuştur. birçok insanın onun sayesinde vegan olduğundan, vegan olanların onun sayesinde işlerinin biraz daha kolaylaştığından eminim. aktivistlik hakkında bilgisi olmayan insanların mücadelesini eleştirmesini komik buluyorum. onun dışında, veganlar olarak her konuda hepimiz aynı düşünmek zorunda değiliz elbette, onu eleştirenler veya onun eleştirdikleri olması normal…
    veganlığı sadece beslenme-diyet bakış açısıyla yaklaşan belirli bir etik değeri var mıdır diye düşündüğüm bolca insanlar var. sanki sadece belirli bir etkileşim kurabilmek için varlar gibime geliyor. burger king'den vegan menü almak ne kadar etik bunu sorduğum bazı insanlar anlamsız çok saldırganlaşıyor mesela, o yüzden birçok kişiye de kuruldum dersem yanlış olmaz. sosyal ağlardan gördüğüm kadarıyla 50 vegandan 49'u böyle. olay sadece paylaşım, yeme-içme.

    zülal kalkandelen kendisi aktivisttir, entellektüel kimliği de zengindir, aşağı yukarı her veganın bir şekilde olması gerekendir rol modeldir.
    olayın, tabiri caizse "ön cephe"sinde yer aldığı için, ilk ve en ağır darbelere maruz kalan kişidir. x,y,z, olaylara tutumu, yaklaşımı ya da kişiliği vs beni ilgilendirmemekle beraber, beni ilgilendiren kısım olarak hayvan hakları adına çok ciddi mücadele vermektedir. klavyeden aktivizm yapmayıp, sahaya indiği için, saygı duyduğum aktivisttir. mesele kişisel egoları kenara bırakıp, hayvan hakları adına mücadele vermekse, kimsenin kimseye sataşmaması, herkesin elinden geleni yapması dileğiyle...
    türkiye'de vegan camianın gelişmesinde katkıları çok büyük olan ve büyük ihtimalle bu yüzden zaman zaman egosunun esiri olan hanımefendi. özellikle yazdıklarında öne çıkan "vegan olmayan ölsün" tavrı oldukça itici. fakat aynı derecede konuşmaları ve açıklamaları da son derece yerinde. kendisinin seveni de çok sevmeyeni de. fakat sevmeyenleri çok edepsiz insanlar. tavrını, tarzını beğenmiyor olabiliriz (şahsen ben kendisine karşı nötrüm) ama bu kişiye küfür etme, hakaret etme hakkını kimseye vermez.

    birçok insanın kendisi sayesinde vegan olduğu gerçektir. fakat aynı zamanda kendisi ve onunkilere benzer davranışlar sergileyen veganlar bazı çevreler tarafından veganların saldırgan ilan edilmesinin ve veganlığa karşı ön yargılı olunmasının da baş sebeplerindendir.

    kendisi aynı zamanda vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü kitabının yazarıdır. bu kitap birçok kişi tarafından türkiye'de veganlık denince akla gelen kitaplardan biri olarak kabul edilse de şahsen ben bu kitabı 4 sayfadan fazla okuyamadım. belki de bu benim konuyla ilgili daha kapsamlı bilgilere sahip olmam ve yabancı dillerde birçok eseri okumuş olmam yüzündendi bilemiyorum. belki hiçbir şey bilmeyen biri olsaydım kitap akar giderdi. ne olursa olsun emek verilerek yazılmış bir eseri de toptan itelememek gerekir. netice olarak ben okuyamadım fakat başkaları için yol gösterici olabilir.
    faytonların kaldırılması için yıllarca mücadele veren fakat bazı veganlar tarafından beğenilmeyip linç edilen cumhuriyet gazetesi yazarı. veganlık hakkında türkiye'de röportaj veren en deneyimli ve donanımlı kişi.
    Fayton konusunda müthiş etkili aktivizm yapmış ve başarmıştır. Çok yaşasın!
    Veganlar bile kendisini eleştiriyorsa doğru yoldadır.

    bir kere kadıköy'de hayvanlar için eylem yapıyordu, yanına gittim. çok içten konuştu. hayvanlardan söz ederken sesi titreyen, hayatını bu mücadeleye adamış bir gazeteci-yazar. Vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü kitabından çok faydalandım. türkiye'de veganizmin yayılıp güçlenmesinde en büyük katkıyı yapan aktivist. bunca yıldır her tür saldırıya rağmen yılmadan aktif bir şekilde mücadele ediyor. müthiş saygı duyuyorum. iyi ki var.

    şu sıralar yazdığı "at yarışının gerisindeki sistematik zulüm" başlıklı yazısıyla çok fazla tepki görmekte olan kişi, twitter kullanıcıları varsa eğer, hayvan hakları adına ön cephe'de kendisine yardımcı olabilir aslında.

    dün itibariyle ''av cinayettir.'' dediği için küfürler, hakaretler ve çeşitli saygısızlıklara maruz kalmıştır. üzücü olan kısım ise bu kadar düz mantık bir cümle kullanmasına rağmen böyle tepkiler alması bence. en en en üzücüsü ise buna artık alışmış olması... böyle bir şeyi kanıksamak pek mümkün değil ama. zaman zaman çeşitli fikir ayrılıkları yaşanıp tartışılsa da, ben kendisine sadece bunlara tahammülü sebebiyle bile çok büyük bir saygı duyuyorum.

    neden bu kadının üzerine bu kadar gidildiğini anlamıyorum aynı dava için savaşıyoruz üstelik kendisi her gün ölüm tehditleri almasına rağmen veganlığı savunup yaymaya çalışıyor ki olması gereken de budur bence. niyet okumayı bırakmanız gerekiyor

    İnstagramda vegan olmayanlardan olduğu kadar veganlardan da saldırıya uğradığını söyleyen büyük saygı duyduğum hayvan hakları aktivisti. Kim bu veganlar ve tam olarak hangi noktada ters düşüyorlar zülal hanım ile gerçekten merak ediyorum. Bilgisi olanlar paylaşırlarsa sevinirim.

    Dün twitter'da bir sayfa tarafından veganizm: ahlakı, siyaseti ve mücadelesi kitabından "vegan devrim aslında anneler mutfakta et pişirmeyi reddettiğinde başlayacak." Diye bir alıntı paylaşıldı. Oysa kitaptaki o söz ona ait değil, kitabı birlikte hazırladıkları can başkent'e ait. Birçok hesap da bunu bilmeden zülal kalkandelen'i cinsiyetçi olmakla suçladı ağır ifadelerle ve çok dalga geçtiler. Ben sözün ona ait olmadığını açıkladıktan sonra da bu tartışma bir şekilde devam etti. Kadının siyasi görüşleri (ki bu da laik cumhuriyetçilik) sebebiyle ve kendini lider olarak konumlandırmasa bile ülkedeki ilk veganlardan biri olduğunu daha öncelerde belirttiği için veganizmde bir hiyerarşi yaratmaya çalıştığını sandıklarından onu vegan hareketten dışladıklarını belirtmiş birçok kişi.

    @zeynepersin, bir kişiyle kitap yazıyorsanız o kitaptaki her fikir size ait olacak diye bir kural yok. yazarın, diğer yazarın kimi fikirlerine katılmadığına ilişkin beyanı varsa böyle bir şey söz konusu olamaz. nitekim Zülal kalkandelen birçok konuda neye katılıp katılmadığını açıkça belirtiyor o kitapta. kaldı ki kitap zaten diyalog şeklinde. diyalog şeklinde olan kitaplarda kimin fikri kimindir, açıkça bellidir. lütfen bu tür şeylere dikkat edelim. insanlara söylemediği şeyleri söylemişler gibi davranmayalım. çünkü bu bizi iftiracı konumuna düşürür.

    insanlar cahil üstadım ne yapacaksınız.. gerçekten artık her yerde her konuda cehalet görmekten bıkmış vaziyetteyim. yaşasın mizantropi ?

    son zamanlarda bir klipte yer alan horoz dövüşü sahnelerinden dolayı tepki gösteren ve bundan dolayı ağır küfürler içeren tepkiler alan aktivist. ne veganlığı kaldı, ne kadınlığı, ne insanlığı, her türlü hakareti işitti maalesef.

    Çok seviyorum kendisini tek başına mücadele etmesi gerçekten takdire şayan. Elinden gelen her şeyi hayvanların yaşam hakkı için yapıyor. bazen nasıl bir motivasyon buluyor böyle bir toplumda insan gerçekten hayret ediyor. Nitekim istese yurtdışına çıkıp orada yaşayabilecekken bu kadar ilkel bir toplumda karşılık bulmayı beklemesi işini daha da zorlaştırıyor. Bazen sesini her yerde duyuramadigi icin üzüldüğünü belirtiyor daha çok etki yaratmak istiyor fakat bunun pek bir imkanı yok gibi özellikle böyle bencil dünyalilar arasinda. Faytonlar, hayvan hapishaneleri, barınakların durumu, hayvan yarışları, hayvana eziyet ve birçok adaletsizliği her seferinde ilk paylaşan tepki gösteren elinden geldiğince eylem yapan birisi. sosyal medyada ona ve veganlara hakaret yağdıran ve dalga geçen aşağılık insanlarin dünyadan yok olmasını tüm benliğimle istiyorum.

    Meyve veren ağaç taşlanır! Haksız yere saldıran kişiler, Hanginiz onun kadar mücadele ettiniz acaba? Diye sormak istiyorum. Hayvan hakları ve özgürlüğü için gece, gündüz demeden emek veren aktivist duruşuyla örnek olabilecek bir kişiye bu tarz saldırılar özellikle bu sayfada yakışmadı, hayal kırıklığı! Kendisini kutluyorum, ve doğru yolda olduğunu biliyorum Mücadeleye devam..?

    'yasakçı zihniyete sahip bomboş bir insan' dedikleri ama neden yasakçı zihniyete sahip olduğunu bir türlü öğrenemediğim güzeller güzeli, temiz kalpli, art niyetsiz bir vegan aktivisttir.

    avcılar tarafından ölüm tehdidi alan, havaalanında gözaltına alınan, faytoncuların, deve güreşçilerinin, at yarışçılarının, hayvancılık sektöründe hayvan sömürenlerin taciz ve hakaretlerine yıllardır maruz kalan ama yılmadan mücadele eden gazeteci-aktivist.

    çok seviyorum ve saygı duyuyorum. hayvanlar için ve veganizmin yayılması için benim yaşımdan daha fazla zamandır didinen iyi yürekli bir aktivist. fazlasıyla kıskanıldığını düşünüyorum. veganizmi en yetkin şekilde anlatan bana göre o.

    tbmm'de hayvan hakları ile ilgili toplantıda sadece kedi köpekleri savunan bazı stk'ların aksine tüm hayvanlar için konuşan ve engellenmek istenen hayvan özgürlüğü aktivisti. link

    kendisini severek takip ediyorum ve mücadelesine, azmine saygım var.ancak sürekli olarak neyin daha vegan olduğuna karar vermesi, şunu şunu yapan vegan olamaz diye üst perdeden ifadeleri bana 0 vegan olmak mümkün değildir o zaman vegan olmak mümkün değildir ne anlamı var diyen na-veganları hatırlatıyor.vegan değilken almış olduğum eski deri ayakkabılarımı giydiğimi ama yenileri asla ama asla deri almadığımı söylediğim bir yorumuma, benim kürk giyen bülent ersoy'dan farkım olmadığını yazmış.var bir farkım, hem de çok farkım var.bu, veganlar arasında kimin daha çok vegan olduğuna ya da olmadığına karar verme olayı vegan olmayan insanların argümanlarına benziyor, o zaman ben de bu açıdan kendisini vegan olmayanlardan farklı göremiyorum.


    edit: tam tahmin ettiğim gibi, benim vegan olmadığıma karar vermiş, hiç şaşırmadım, çünkü kendisi bu konuda karar mercii, kimseye bırakmıyoru bu alanı, bir tek kendisi haklı.Madem öyle hemen akşama gidip ceset yemeliyim, çünkü 10 yıl önce aldığım deri ayakkabılarımı giyiyorsam bunu da yapayım yani nedir?


    instagramda ki yazışmalarınıza baktım deri kullanımını kürk kullanımıyla kıyasladığınız ve derinin yan ürün olduğunu bu nedenle kürke kıyasla nispeten daha masum olduğunu ima ettiğiniz için çok yükselmiş gibi geldi bana. Çünkü geçen haftalarda bir soru cevap yapmıştı vegan olmadan önce alınan deri botlar vs. soruldu o soru cevapta. Cevabı "buzlukta kalan eti yemekten farksız, benim tavsiyem çöpün kenarına bırakın" oldu. Kimseye "kullanıyorsanız vegan değilsiniz" demedi düşüncesi bu olsa bile. size de daha tavsiye niteliğinde bir cevap verebilirdi ama deri-kürk kıyaslamanız germiş belli ki.

    geçen hafta bir arkadaşım daha onun kitabı sayesinde vegan oldu. burada yazılan çoğu şeyin aksine son derece iyi niyetli, alçakgönüllü ama çok haksız önyargılara maruz kalan değerli bir gazeteci, yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti. iyi ki var.


    vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü üzerine kitap yorumu

    Destek verilmedi dediği sosyal medyada eylem yapıldıktan sonra duyurulması için destekti. eylemi bilerek duyurmadan yaptıklarını, çünkü duyurulsa TJK'nın engellemek için girişimde bulunacağını bildiklerini bağımsız hayvan hakları topluluğu'ndaki bir arkadaşımdan öğrendim. zülal kalkandelen'in söylediğini farklı yansıtmak doğru değil. twitter'da yazdığı şuydu: "Et markası Aytaç bitkisel köfte çıkarınca yüzlerce paylaşım yapılıyor, bir vegan aktivist grup gidip Veliefendi Hipodromu’nda at yarışını protesto ediyor tık yok, destek yok..."


    O kadar haklı ki. eylem yapılmış, bunu yayalım bunu diye destek vermiyor çoğu kişi. neyse medyada çok yer aldı eylem, tv'de bile gördüm bu sabah. katılan aktivistlere teşekkürler!

    açıkçası bu tür keskin tavırlar genellikle ters tepiyor. bir şeyi savunurken onun polisi olmamaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum. veganlık polisi, din polisi, edebiyat polisi, x polisi, y polisi...


    mağdurların ofansif mizah malzemesi olmasına ben de karşıyım. ama bu beni bağlar. bu gerçekten çok zor bir konu, bir insan, başka bir insana neyi yazıp neyi yazamayacağını söyleyebilmeli mi? ifade özgürlüğü nerede başlıyor? nerede bitiyor? ya da bitmeli mi? nabokov'un lolita'sına hiç kimse bir şey diyemiyorken pedofili konusunu işleyen başka romanlara neden deniyor? sonuçta bu tür talepler sansür anlamına geliyor eninde sonunda. her platformda ifade özgürlüğünü savunurken hoşumuza gitmeyen şeylerin yasaklanmasını talep etmek çok merkeziyetçi ve kolaycı bir yaklaşım değil mi? türkiye'de insanlar genellikle sorunlarını yasaklayarak çözmeye çalışıyor. bunun sonuç verdiğine inanmıyorum. mesela kendisinden farklı düşündüğüm için beni engellemesi bence anti-demokratik bir tavır.


    i.ibb.co


    evet, içinde mizahi öğe olmayan bir sayfayla, okumadığı, belki de yazarın okuyucuyu rahatsız etmek istediği için yazdığı bir kitap üzerinden linç başlatıyor. dediğim gibi, bu polislikten, sansürcülükten başka bir şey değil. bu zihniyetle gideceksek miller'ı, nabokov'u, sade'ı, küçük iskender'i de yakmamız gerekir. açıkçası bu tavrın televizyonda şarap kadehlerini sansürleyen ya da oscar wilde'ı hapse atan insanların tavırlarından bir farkı olduğunu düşünmüyorum.


    beni hiçbir saldırıda bulunmadığım halde engelleyebilir, tabii ki hakkı. ben de onu anti-demokratik ve tahammülsüz olarak niteleyebilirim. bu da benim ifade hakkım.


    benim konu üzerine söyleyeceğim son söz bu.

    veganlık sadece beslenme ile ilgili değil. deri giyen vegan olmaz. bunu bu çağda artık savunmayın. üstelik deri eşyalar sadece et için katledilen hayvanların derisi ile yapılmıyor, doğrudan deri için de çok sayıda hayvan öldürülüyor. her ne olursa olsun yaşamak isteyen ama katledilen bir hayvanın beden parçasını birtakım israf hesapları yapıp üzerinizde taşımanız ve bunu veganım diyerek yapmanız inanılmaz. bu videoyu da buraya koyayım.

    Arkadasım yazdıklarını hayretlerle okudum.

    Öncelikle bitkisel beslendiğini kabul etmen güzel.

    Ancak sen bir vegan değilsin eğer kürk deri kullanımını et tüketmemekle bir tutmuyorsan.

    10 yıl önce aldığın ayakkabıyı kimse atmanı istemiyor. Biz de atmıyoru zo kadar zengimn değiliz malesef. keşke atıp sıfırdan dolap döşeme şansımız olsa. Ancak Kürk deri kıyasının nasıl aynı olmadığını düşünüyorsun onu da anlamadım? İkisi de bu hayvanlardan rızası dısında alınıyor. Senin sacını zorla kesip alsak ya da derini yüzsek, ayrı seyler ya sorun değil mi dersin?

    fikir belirtme çatısı altında az da olsa yargılıyorsunuz. bir tanecik bir insan bu, hepimiz uykudayken yıllardır sömürüye karşı ses çıkaran. giyimini kendi isteğine göre seçmiştir herhalde diye düşünüyorum. ayrıca siyah tüm renk tayfını soğuran, empatinin rengidir.

    bu kullanıcının yazdıklarının tam tersi bir insan zülal hanım. insanların güneş altında gözlük takmasını bile eleştiren birinin yazdıklarını ciddiye akacak değilim tabii. ülkemizin en etkili hayvan özgürlüğü aktivistine böyle saldıran biri ya hayvancılık endüstrisindendir ya da kötü kalplidir. iyi ki var dediğim birkaç insandan biri zülal kalkandelen.


    Bu arada vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü adlı kitabı 3 yıl sonra ambargodan kurtulmuş. ronnie lee ile enfes bir röportaj da var. ek bölümlerle tam bir kaynak olmuş. buraya da linki bırakayım.

    (bkz:vegan devrimi ve hayvan özgürlügü)

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk