Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
bir kere kadıköy'de hayvanlar için eylem yapıyordu, yanına gittim. çok içten konuştu. hayvanlardan söz ederken sesi titreyen, hayatını bu mücadeleye adamış bir gazeteci-yazar. Vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü kitabından çok faydalandım. türkiye'de veganizmin yayılıp güçlenmesinde en büyük katkıyı yapan aktivist. bunca yıldır her tür saldırıya rağmen yılmadan aktif bir şekilde mücadele ediyor. müthiş saygı duyuyorum. iyi ki var.
şu sıralar yazdığı "at yarışının gerisindeki sistematik zulüm" başlıklı yazısıyla çok fazla tepki görmekte olan kişi, twitter kullanıcıları varsa eğer, hayvan hakları adına ön cephe'de kendisine yardımcı olabilir aslında.
dün itibariyle ''av cinayettir.'' dediği için küfürler, hakaretler ve çeşitli saygısızlıklara maruz kalmıştır. üzücü olan kısım ise bu kadar düz mantık bir cümle kullanmasına rağmen böyle tepkiler alması bence. en en en üzücüsü ise buna artık alışmış olması... böyle bir şeyi kanıksamak pek mümkün değil ama. zaman zaman çeşitli fikir ayrılıkları yaşanıp tartışılsa da, ben kendisine sadece bunlara tahammülü sebebiyle bile çok büyük bir saygı duyuyorum.
neden bu kadının üzerine bu kadar gidildiğini anlamıyorum aynı dava için savaşıyoruz üstelik kendisi her gün ölüm tehditleri almasına rağmen veganlığı savunup yaymaya çalışıyor ki olması gereken de budur bence. niyet okumayı bırakmanız gerekiyor
İnstagramda vegan olmayanlardan olduğu kadar veganlardan da saldırıya uğradığını söyleyen büyük saygı duyduğum hayvan hakları aktivisti. Kim bu veganlar ve tam olarak hangi noktada ters düşüyorlar zülal hanım ile gerçekten merak ediyorum. Bilgisi olanlar paylaşırlarsa sevinirim.
Dün twitter'da bir sayfa tarafından veganizm: ahlakı, siyaseti ve mücadelesi kitabından "vegan devrim aslında anneler mutfakta et pişirmeyi reddettiğinde başlayacak." Diye bir alıntı paylaşıldı. Oysa kitaptaki o söz ona ait değil, kitabı birlikte hazırladıkları can başkent'e ait. Birçok hesap da bunu bilmeden zülal kalkandelen'i cinsiyetçi olmakla suçladı ağır ifadelerle ve çok dalga geçtiler. Ben sözün ona ait olmadığını açıkladıktan sonra da bu tartışma bir şekilde devam etti. Kadının siyasi görüşleri (ki bu da laik cumhuriyetçilik) sebebiyle ve kendini lider olarak konumlandırmasa bile ülkedeki ilk veganlardan biri olduğunu daha öncelerde belirttiği için veganizmde bir hiyerarşi yaratmaya çalıştığını sandıklarından onu vegan hareketten dışladıklarını belirtmiş birçok kişi.
hepimizin örnek alması gereken bir isim. seviyoruz kendisini ??✌
@zeynepersin, bir kişiyle kitap yazıyorsanız o kitaptaki her fikir size ait olacak diye bir kural yok. yazarın, diğer yazarın kimi fikirlerine katılmadığına ilişkin beyanı varsa böyle bir şey söz konusu olamaz. nitekim Zülal kalkandelen birçok konuda neye katılıp katılmadığını açıkça belirtiyor o kitapta. kaldı ki kitap zaten diyalog şeklinde. diyalog şeklinde olan kitaplarda kimin fikri kimindir, açıkça bellidir. lütfen bu tür şeylere dikkat edelim. insanlara söylemediği şeyleri söylemişler gibi davranmayalım. çünkü bu bizi iftiracı konumuna düşürür.
insanlar cahil üstadım ne yapacaksınız.. gerçekten artık her yerde her konuda cehalet görmekten bıkmış vaziyetteyim. yaşasın mizantropi ?
son zamanlarda bir klipte yer alan horoz dövüşü sahnelerinden dolayı tepki gösteren ve bundan dolayı ağır küfürler içeren tepkiler alan aktivist. ne veganlığı kaldı, ne kadınlığı, ne insanlığı, her türlü hakareti işitti maalesef.
feministleri sevmemek ve bunu bir erkeğin ağzından duymak. şaşırtmadınız.
Çok seviyorum kendisini tek başına mücadele etmesi gerçekten takdire şayan. Elinden gelen her şeyi hayvanların yaşam hakkı için yapıyor. bazen nasıl bir motivasyon buluyor böyle bir toplumda insan gerçekten hayret ediyor. Nitekim istese yurtdışına çıkıp orada yaşayabilecekken bu kadar ilkel bir toplumda karşılık bulmayı beklemesi işini daha da zorlaştırıyor. Bazen sesini her yerde duyuramadigi icin üzüldüğünü belirtiyor daha çok etki yaratmak istiyor fakat bunun pek bir imkanı yok gibi özellikle böyle bencil dünyalilar arasinda. Faytonlar, hayvan hapishaneleri, barınakların durumu, hayvan yarışları, hayvana eziyet ve birçok adaletsizliği her seferinde ilk paylaşan tepki gösteren elinden geldiğince eylem yapan birisi. sosyal medyada ona ve veganlara hakaret yağdıran ve dalga geçen aşağılık insanlarin dünyadan yok olmasını tüm benliğimle istiyorum.
Meyve veren ağaç taşlanır! Haksız yere saldıran kişiler, Hanginiz onun kadar mücadele ettiniz acaba? Diye sormak istiyorum. Hayvan hakları ve özgürlüğü için gece, gündüz demeden emek veren aktivist duruşuyla örnek olabilecek bir kişiye bu tarz saldırılar özellikle bu sayfada yakışmadı, hayal kırıklığı! Kendisini kutluyorum, ve doğru yolda olduğunu biliyorum Mücadeleye devam..?
'yasakçı zihniyete sahip bomboş bir insan' dedikleri ama neden yasakçı zihniyete sahip olduğunu bir türlü öğrenemediğim güzeller güzeli, temiz kalpli, art niyetsiz bir vegan aktivisttir.
avcılar tarafından ölüm tehdidi alan, havaalanında gözaltına alınan, faytoncuların, deve güreşçilerinin, at yarışçılarının, hayvancılık sektöründe hayvan sömürenlerin taciz ve hakaretlerine yıllardır maruz kalan ama yılmadan mücadele eden gazeteci-aktivist.
çok seviyorum ve saygı duyuyorum. hayvanlar için ve veganizmin yayılması için benim yaşımdan daha fazla zamandır didinen iyi yürekli bir aktivist. fazlasıyla kıskanıldığını düşünüyorum. veganizmi en yetkin şekilde anlatan bana göre o.
tbmm'de hayvan hakları ile ilgili toplantıda sadece kedi köpekleri savunan bazı stk'ların aksine tüm hayvanlar için konuşan ve engellenmek istenen hayvan özgürlüğü aktivisti. link
kendisini severek takip ediyorum ve mücadelesine, azmine saygım var.ancak sürekli olarak neyin daha vegan olduğuna karar vermesi, şunu şunu yapan vegan olamaz diye üst perdeden ifadeleri bana 0 vegan olmak mümkün değildir o zaman vegan olmak mümkün değildir ne anlamı var diyen na-veganları hatırlatıyor.vegan değilken almış olduğum eski deri ayakkabılarımı giydiğimi ama yenileri asla ama asla deri almadığımı söylediğim bir yorumuma, benim kürk giyen bülent ersoy'dan farkım olmadığını yazmış.var bir farkım, hem de çok farkım var.bu, veganlar arasında kimin daha çok vegan olduğuna ya da olmadığına karar verme olayı vegan olmayan insanların argümanlarına benziyor, o zaman ben de bu açıdan kendisini vegan olmayanlardan farklı göremiyorum.
edit: tam tahmin ettiğim gibi, benim vegan olmadığıma karar vermiş, hiç şaşırmadım, çünkü kendisi bu konuda karar mercii, kimseye bırakmıyoru bu alanı, bir tek kendisi haklı.Madem öyle hemen akşama gidip ceset yemeliyim, çünkü 10 yıl önce aldığım deri ayakkabılarımı giyiyorsam bunu da yapayım yani nedir?
geçen hafta bir arkadaşım daha onun kitabı sayesinde vegan oldu. burada yazılan çoğu şeyin aksine son derece iyi niyetli, alçakgönüllü ama çok haksız önyargılara maruz kalan değerli bir gazeteci, yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti. iyi ki var.
vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü üzerine kitap yorumu
dün bağımsız hayvan hakları topluluğu ile birlikte
veliefendi hipodromu'nda at yarışlarını protesto eyleminde basın açıklamasını okumuş. daha önce at yarışları hakkındaki bu yazısı nedeniyle at yarışı camiası ile davalık olmuştu. dünkü açıklamanın videosu burada
At yarışı öyle büyük bir endüstri ki eyleme katılan aktivistlere bravo.
Destek verilmedi dediği sosyal medyada eylem yapıldıktan sonra duyurulması için destekti. eylemi bilerek duyurmadan yaptıklarını, çünkü duyurulsa TJK'nın engellemek için girişimde bulunacağını bildiklerini bağımsız hayvan hakları topluluğu'ndaki bir arkadaşımdan öğrendim. zülal kalkandelen'in söylediğini farklı yansıtmak doğru değil. twitter'da yazdığı şuydu: "Et markası Aytaç bitkisel köfte çıkarınca yüzlerce paylaşım yapılıyor, bir vegan aktivist grup gidip Veliefendi Hipodromu’nda at yarışını protesto ediyor tık yok, destek yok..."
O kadar haklı ki. eylem yapılmış, bunu yayalım bunu diye destek vermiyor çoğu kişi. neyse medyada çok yer aldı eylem, tv'de bile gördüm bu sabah. katılan aktivistlere teşekkürler!
türkiye jokey kulübü'nün veliefendi hipodromu tesislerinin önünde okuduğu basın açıklaması
açıkçası bu tür keskin tavırlar genellikle ters tepiyor. bir şeyi savunurken onun polisi olmamaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum. veganlık polisi, din polisi, edebiyat polisi, x polisi, y polisi...
mağdurların ofansif mizah malzemesi olmasına ben de karşıyım. ama bu beni bağlar. bu gerçekten çok zor bir konu, bir insan, başka bir insana neyi yazıp neyi yazamayacağını söyleyebilmeli mi? ifade özgürlüğü nerede başlıyor? nerede bitiyor? ya da bitmeli mi? nabokov'un lolita'sına hiç kimse bir şey diyemiyorken pedofili konusunu işleyen başka romanlara neden deniyor? sonuçta bu tür talepler sansür anlamına geliyor eninde sonunda. her platformda ifade özgürlüğünü savunurken hoşumuza gitmeyen şeylerin yasaklanmasını talep etmek çok merkeziyetçi ve kolaycı bir yaklaşım değil mi? türkiye'de insanlar genellikle sorunlarını yasaklayarak çözmeye çalışıyor. bunun sonuç verdiğine inanmıyorum. mesela kendisinden farklı düşündüğüm için beni engellemesi bence anti-demokratik bir tavır.
evet, içinde mizahi öğe olmayan bir sayfayla, okumadığı, belki de yazarın okuyucuyu rahatsız etmek istediği için yazdığı bir kitap üzerinden linç başlatıyor. dediğim gibi, bu polislikten, sansürcülükten başka bir şey değil. bu zihniyetle gideceksek miller'ı, nabokov'u, sade'ı, küçük iskender'i de yakmamız gerekir. açıkçası bu tavrın televizyonda şarap kadehlerini sansürleyen ya da oscar wilde'ı hapse atan insanların tavırlarından bir farkı olduğunu düşünmüyorum.
beni hiçbir saldırıda bulunmadığım halde engelleyebilir, tabii ki hakkı. ben de onu anti-demokratik ve tahammülsüz olarak niteleyebilirim. bu da benim ifade hakkım.
benim konu üzerine söyleyeceğim son söz bu.
veganlık sadece beslenme ile ilgili değil. deri giyen vegan olmaz. bunu bu çağda artık savunmayın. üstelik deri eşyalar sadece et için katledilen hayvanların derisi ile yapılmıyor, doğrudan deri için de çok sayıda hayvan öldürülüyor. her ne olursa olsun yaşamak isteyen ama katledilen bir hayvanın beden parçasını birtakım israf hesapları yapıp üzerinizde taşımanız ve bunu veganım diyerek yapmanız inanılmaz. bu videoyu da buraya koyayım.
Arkadasım yazdıklarını hayretlerle okudum.
Öncelikle bitkisel beslendiğini kabul etmen güzel.
Ancak sen bir vegan değilsin eğer kürk deri kullanımını et tüketmemekle bir tutmuyorsan.
10 yıl önce aldığın ayakkabıyı kimse atmanı istemiyor. Biz de atmıyoru zo kadar zengimn değiliz malesef. keşke atıp sıfırdan dolap döşeme şansımız olsa. Ancak Kürk deri kıyasının nasıl aynı olmadığını düşünüyorsun onu da anlamadım? İkisi de bu hayvanlardan rızası dısında alınıyor. Senin sacını zorla kesip alsak ya da derini yüzsek, ayrı seyler ya sorun değil mi dersin?
fikir belirtme çatısı altında az da olsa yargılıyorsunuz. bir tanecik bir insan bu, hepimiz uykudayken yıllardır sömürüye karşı ses çıkaran. giyimini kendi isteğine göre seçmiştir herhalde diye düşünüyorum. ayrıca siyah tüm renk tayfını soğuran, empatinin rengidir.
bu kullanıcının yazdıklarının tam tersi bir insan zülal hanım. insanların güneş altında gözlük takmasını bile eleştiren birinin yazdıklarını ciddiye akacak değilim tabii. ülkemizin en etkili hayvan özgürlüğü aktivistine böyle saldıran biri ya hayvancılık endüstrisindendir ya da kötü kalplidir. iyi ki var dediğim birkaç insandan biri zülal kalkandelen.
Bu arada vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü adlı kitabı 3 yıl sonra ambargodan kurtulmuş. ronnie lee ile enfes bir röportaj da var. ek bölümlerle tam bir kaynak olmuş. buraya da linki bırakayım.