cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

13 + 5 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • zülal kalkandelen

    son zamanlarda pek takip etmiyorum ama sigara konusunda yasakçı bi tavır sergilemişse çok yanlış yapmıştır. vegan olduğu sürece isteyen istediğini yapar yer içer. yeşilaycı ve sağlıklı gıda tebliğcilerini hiç ama hiç sevmem.
    didim vegfestte standlarına gidememe sebebim olan kişi. bakışları öyle soğuk ve sertti ki gidip konuşmak soru sormak hak getire.

    4. dalga neo-marksist radikal feminaziler tarafından zaman zaman linçlenen biricik vegan aktivistimiz. feministleri sevmememin ne kadar doğru bir karar olduğunu her seferinde anlamak zorunda mıyım?

    Yaşam nöbetinde küstürdüğü vegan aktivistlerin yerini, karşı olduğu türcü hayvan seçerlerle doldurmaya çalışan, yazdıklarıyla yaptıklarının aynı olmadığı yazar.


    Severim kendisini paylaşımlarını beğeniyorum ve destekliyorum. fakat giyim tarzında biraz düzenleme yapsa daha iyi olur diye düşünüyorum zaten insanlar veganlara sıcak bakmıyor rengarenk hippie gibi giyinmesine gerek yok ama daha insanların kulak vereceği bir giyime sahip olması daha iyi olurdu. radyo da çok önemli olmayabilir fakat tv de önem arz ediyor.

    Deri yaşamak isteyen bir hayvanın beden parçasıdır ve deri giyerek onu normalleştirmek vegan olmayanların yaptığı bir davranış. Doğruyu söylüyor zülal hanım. çok da ucuza deri olmayan ayakkabılar var. hala üzerinde hayvan bedeninden parçalarla gezenler vegan değildir. sadece bitkisel besleniyorsunuz demektir. bunu söyleyene üstten bakıyor demek de anlaşılabilir gibi değil.

    bu hanımefendi için çok ılımlı düşünüyordum ve birçok insanın üzerine gidiyor olmasını çok sinir bozucu buluyordum. fakat geçen zaman içinde gözlemlediğim kadarıyla görüyorum ki kendisi "kendisi gibi düşünmeyen ve kendi cenahından olmayan" kimseye vegan olsun ya da olmasın kesinlikle saygı duymuyor. öte yandan söylemlerinden ve tutumlarından türkiyedeki tek vegan kendisiymiş gibi davrandığı izlenimini alıyorum. Sanki bir tek kendisi veganmış, bir tek kendisi veganlıkla ilgili içerikler paylaşıyormuş ve bir tek onun dedikleri doğruymuş gibi garip bir tutumu var. piyasada veganlığı anlatan kendi kitaplarından çok daha iyi bir sürü faydalı içerik olmasına rağmen hiçbiri yokmuş gibi davranıyor. çok acayip. kaba tabirle sanki veganlık bir dinmiş de bir tek ona inmiş, yazdıkları da veganlığın kuranıymış gibi bir hali var. Bir de bunun konuyla ilgisi yok ama söylemezsem olmaz, son zamanlarda takipçi satın aldığına da şahit oldum. bir gecede takipçisinin on bin civarında arttığını şans eseri fark ettim. sonra da çabuk çabuk değil ama hızlı hızlı azaldı takipçileri. daha önce de benzer bir şeye denk gelmiştim ama herhalde yanlış hatırlıyorum diyerek üstünde durmamıştım. meğer takipçi alıyormuş. neyse beni ilgilendirmez.


    edit ekleme: ne olursa olsun kadına hakaret edenleri, kişiliğine saldırıda bulunanları her durumda kınıyorum.

    bu sözlük zülal kalkandelen'e iftira atanlarla dolmuş. çok yazık. bu kadar emek verip veganlar tarafından böylesine haksızlıkla karşılanması inanılır gibi değil. kitabı ambargolu olduğundan ve kitapçılarda bulunmadığından kendisi kitabını duyurmak zorunda kaldığını kaç defa yazdı. Ben şahsen kaç defa diğer kitapları tavsiye ettiğini gördüm, duydum. festivallerde dağıttığı broşürlerde diğer kitaplar da yazıyor. Ben murat kınıkoğlu'nun kitabını ilk ondan duydum. söyleşilerinde diğer kitapları önerdiğine tanık oldum. hiç de dediğiniz gibi bir tavrı yok. nedir insanların hayvanlar için didinip duran bir vegan aktivistle derdi?

    o da yazan kişi sapık, kötü insan filan demedi. bu konunun sürekli bilerek çarpıtılması, veganlar tarafından bile bunun yapılması üzücü. dediği şuydu: hayvana tecavüzün mizah konusu yapılmasına karşıyım. tecavüz elbette kitapta konu olabilir ama gülmece şeklinde sunulmamalı. hangi konsept içinde anlatıldığı çok önemli.


    buradan tweet dizisine de ulaşılabilir.


    bu tweet dizisinde yazdıklarına aynen ben de katılıyorum. o kitabı okuyup hayvana tecavüz ile dalga geçenlerle dolu sosyal medya.

    herkes istediğini engelleyebilir. onun kadar haksız saldırıya uğrasam ben de engellerim. fikir özgürlüğü tecavüzün mizahının yapılmasını kapsamamalı benim düşünceme göre de. o da düşüncesini herhangi bir saygısızlık yapmadan dile getirip, şensoy'a da bana da hakaret etmeyin demişti buradan görülebilir. ondan önce başkaları da paylaşmıştı konuyu, o da görüşünü dile getirdi. konuyu çarpıtmaya gerek yok.

    9027; deri kullanıyorsanız vegan değilsiniz dedi evet. açıkçası buna zerre kadar katılmıyorum, beni kim nasıl tanımlıyor zerre kadar da umurumda değil, bana göre ben veganım dediğim noktadan sonra yaptığım seçimler önemlidir benim için (ama sizi kırmayayım hadi dediğiniz gibi olsun,ben bitkisel beslenen biriyim). beslenmeden başlamak en kolayıdır, çünkü her öğünde yeni bir seçim yaparsınız, giyim kuşamı ise değiştirmek komple farklı bir konu. Çok ucuza deri olmayan ayakkabılar var evet ve ihtiyaç duyduğumda da onlardan alıyorum zaten ama 10 yıl önce aldığım ayakkabılarımı da atmıyorum, atmayacağım. buzlukta kalan son eti yemekten farkı yoksa bu durumun, çöpün yanına bırakmak da buzlukta kalan eti başkasına ikram etmekten farkı yok, ben yemiyorum ama sen yiyebilirsin, bu durum hala birilerinin ceset kemirdiği gerçeğini değiştirmiyor. nasıl ki 35 yıl et yedim ve bunu kabul ediyorsam, giyim tercihlerimde de yün, kaz tüyü, ipek deri kullandım, inkar etmiyorum, bağışladıklarım da oldu ama hala duranlar da var, çoğunluğunu artık giymiyorum ama giydiklerim de var, lütfen kimse kendini en mükemmel benim aman da şunu yapmıyorum vs diye pohpohlamasın, bu haltı bu kararları verene kadar yedik, çok net.


    kürk - deri kıyaslamasına gelince, halen daha ikisinin aynı şey olmadığını düşünüyorum evet. ama bu deri kullanmayı normal gördüğüm anlamına gelmiyor, sadece kürkü için yetiştirilen hayvan ile eti için yetiştirilip eti alındıktan sonra yan ürün olarak derisi kullanılan (ya da ben öyle biliyorum) hayvan aynı değil, söylemeye çalıştığım şey şuydu, derisi kullanılan hayvan derisi kullanılmayacak olsaydı bile eti için öldürülecekti, bu nedenle esas problem et yemek demek istemiştim, kürkü için kullanılan hayvanda ise direkt olarak problem kürkü giymeyi arzulamak, kastettiğim şey buydu.yoksa evet ikisi de yaşamak isteyen bir canlının cildidir, ama derideki birincil problem et yemektir.

    bu konudaki ilk paylaşımı yapan zülal kalkandelen değildi. aktif bir twitter kullanıcısıyım ve ondan önce bu konuyu paylaşanlar vardı. dolayısıyla linç başlattı söyleminiz gerçek dışıdır. o kitapta hayvanlar ve kadına tecavüz üzerinden mizah yapılıyor. Siz bunu eğlenceli ve komik bulabilirsiniz ama bence ve başka insanlar için de korkunç ve bunu söyleme hakkımız var. bir vegan olarak o rezil ifadeleri mizah olarak görebilmeniz bana göre acayip. her neyse linç deniyorsa onu başlatan zülal kalkandelen değildi! sürekli iftira atılıyor burada.

    vegan festivallerde ekibi ile siyah gözlük ve siyah kostümleri ile gerilip oturup bacak bacak üstüne atarak etrafa nefret saçan vegan aktivist kişisi. veganlığı kendi tekelinde zanneden, kimin vegan olduğuna kimin olmadığına karar verebileceğine kendisini ve bazı meczupları inandırmış, ortama negatiften başka bir şey saçmayan ablamız. tutarsızlıklarına herkes tarafından değinilmiş ben açmıyorum fakat, aktivizm sadece çığırtkanlık değildir. osho kafası ile oluşturduğu müritlerini toksik bir şekilde yöneten, manipülatif bu kadın aktivizmi poposunun bir köşesinden anlamıştır. Ne yazık ki BİR KİŞİNİN EGOSUNA BAĞLI AKTİVİZM İŞLEMEMEKTEDİR. AKTİVİST OLARAK DAHA YAPICI, GÜVEN VEREN, OPTİMİST, GERÇEKTEN ÜRETEN VE FAYDA SAĞLAYAN İNSANLARI GÖRMENİZ DİLEĞİ İLE.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk