tbmm'de hayvan hakları ile ilgili toplantıda sadece kedi köpekleri savunan bazı stk'ların aksine tüm hayvanlar için konuşan ve engellenmek istenen hayvan özgürlüğü aktivisti. link
Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
tbmm'de hayvan hakları ile ilgili toplantıda sadece kedi köpekleri savunan bazı stk'ların aksine tüm hayvanlar için konuşan ve engellenmek istenen hayvan özgürlüğü aktivisti. link
bu hanımefendi için çok ılımlı düşünüyordum ve birçok insanın üzerine gidiyor olmasını çok sinir bozucu buluyordum. fakat geçen zaman içinde gözlemlediğim kadarıyla görüyorum ki kendisi "kendisi gibi düşünmeyen ve kendi cenahından olmayan" kimseye vegan olsun ya da olmasın kesinlikle saygı duymuyor. öte yandan söylemlerinden ve tutumlarından türkiyedeki tek vegan kendisiymiş gibi davrandığı izlenimini alıyorum. Sanki bir tek kendisi veganmış, bir tek kendisi veganlıkla ilgili içerikler paylaşıyormuş ve bir tek onun dedikleri doğruymuş gibi garip bir tutumu var. piyasada veganlığı anlatan kendi kitaplarından çok daha iyi bir sürü faydalı içerik olmasına rağmen hiçbiri yokmuş gibi davranıyor. çok acayip. kaba tabirle sanki veganlık bir dinmiş de bir tek ona inmiş, yazdıkları da veganlığın kuranıymış gibi bir hali var. Bir de bunun konuyla ilgisi yok ama söylemezsem olmaz, son zamanlarda takipçi satın aldığına da şahit oldum. bir gecede takipçisinin on bin civarında arttığını şans eseri fark ettim. sonra da çabuk çabuk değil ama hızlı hızlı azaldı takipçileri. daha önce de benzer bir şeye denk gelmiştim ama herhalde yanlış hatırlıyorum diyerek üstünde durmamıştım. meğer takipçi alıyormuş. neyse beni ilgilendirmez.
edit ekleme: ne olursa olsun kadına hakaret edenleri, kişiliğine saldırıda bulunanları her durumda kınıyorum.
bu sözlük zülal kalkandelen'e iftira atanlarla dolmuş. çok yazık. bu kadar emek verip veganlar tarafından böylesine haksızlıkla karşılanması inanılır gibi değil. kitabı ambargolu olduğundan ve kitapçılarda bulunmadığından kendisi kitabını duyurmak zorunda kaldığını kaç defa yazdı. Ben şahsen kaç defa diğer kitapları tavsiye ettiğini gördüm, duydum. festivallerde dağıttığı broşürlerde diğer kitaplar da yazıyor. Ben murat kınıkoğlu'nun kitabını ilk ondan duydum. söyleşilerinde diğer kitapları önerdiğine tanık oldum. hiç de dediğiniz gibi bir tavrı yok. nedir insanların hayvanlar için didinip duran bir vegan aktivistle derdi?
geçen hafta bir arkadaşım daha onun kitabı sayesinde vegan oldu. burada yazılan çoğu şeyin aksine son derece iyi niyetli, alçakgönüllü ama çok haksız önyargılara maruz kalan değerli bir gazeteci, yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti. iyi ki var.
vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü üzerine kitap yorumu
dün bağımsız hayvan hakları topluluğu ile birlikte
veliefendi hipodromu'nda at yarışlarını protesto eyleminde basın açıklamasını okumuş. daha önce at yarışları hakkındaki bu yazısı nedeniyle at yarışı camiası ile davalık olmuştu. dünkü açıklamanın videosu burada
At yarışı öyle büyük bir endüstri ki eyleme katılan aktivistlere bravo.
geçtiğimiz günlerde at yarışları için eylem yapan kişi. eylemden eyleme kimse destek vermedi diye ver yansın etmeleri sayesinde haberim oldu. bence bize kimse destek vermedi demeden önce eylem planlarını gözden geçirmekte fayda var. Eğer serzenişler duyuluyorsa ama eylem duyulmuyorsa burada stratejik olarak bir hata yapılıyor demektir. keşke haberimiz olsaymış da destek olsaymışız.
Destek verilmedi dediği sosyal medyada eylem yapıldıktan sonra duyurulması için destekti. eylemi bilerek duyurmadan yaptıklarını, çünkü duyurulsa TJK'nın engellemek için girişimde bulunacağını bildiklerini bağımsız hayvan hakları topluluğu'ndaki bir arkadaşımdan öğrendim. zülal kalkandelen'in söylediğini farklı yansıtmak doğru değil. twitter'da yazdığı şuydu: "Et markası Aytaç bitkisel köfte çıkarınca yüzlerce paylaşım yapılıyor, bir vegan aktivist grup gidip Veliefendi Hipodromu’nda at yarışını protesto ediyor tık yok, destek yok..."
O kadar haklı ki. eylem yapılmış, bunu yayalım bunu diye destek vermiyor çoğu kişi. neyse medyada çok yer aldı eylem, tv'de bile gördüm bu sabah. katılan aktivistlere teşekkürler!
türkiye jokey kulübü'nün veliefendi hipodromu tesislerinin önünde okuduğu basın açıklaması
twitter'dan baktığımda beni engellediğini gördüğüm kişi. ferhan şensoy'un kitabıyla ilgili çıkışını eleştirmiştim, sanırım bunun için. bir kitaptaki bir karakter kötü, sapık, katil falan olabilir. bu yazarını kötü insan yapmıyor. sapla samanı karıştırmış.
o da yazan kişi sapık, kötü insan filan demedi. bu konunun sürekli bilerek çarpıtılması, veganlar tarafından bile bunun yapılması üzücü. dediği şuydu: hayvana tecavüzün mizah konusu yapılmasına karşıyım. tecavüz elbette kitapta konu olabilir ama gülmece şeklinde sunulmamalı. hangi konsept içinde anlatıldığı çok önemli.
buradan tweet dizisine de ulaşılabilir.
bu tweet dizisinde yazdıklarına aynen ben de katılıyorum. o kitabı okuyup hayvana tecavüz ile dalga geçenlerle dolu sosyal medya.
açıkçası bu tür keskin tavırlar genellikle ters tepiyor. bir şeyi savunurken onun polisi olmamaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum. veganlık polisi, din polisi, edebiyat polisi, x polisi, y polisi...
mağdurların ofansif mizah malzemesi olmasına ben de karşıyım. ama bu beni bağlar. bu gerçekten çok zor bir konu, bir insan, başka bir insana neyi yazıp neyi yazamayacağını söyleyebilmeli mi? ifade özgürlüğü nerede başlıyor? nerede bitiyor? ya da bitmeli mi? nabokov'un lolita'sına hiç kimse bir şey diyemiyorken pedofili konusunu işleyen başka romanlara neden deniyor? sonuçta bu tür talepler sansür anlamına geliyor eninde sonunda. her platformda ifade özgürlüğünü savunurken hoşumuza gitmeyen şeylerin yasaklanmasını talep etmek çok merkeziyetçi ve kolaycı bir yaklaşım değil mi? türkiye'de insanlar genellikle sorunlarını yasaklayarak çözmeye çalışıyor. bunun sonuç verdiğine inanmıyorum. mesela kendisinden farklı düşündüğüm için beni engellemesi bence anti-demokratik bir tavır.
herkes istediğini engelleyebilir. onun kadar haksız saldırıya uğrasam ben de engellerim. fikir özgürlüğü tecavüzün mizahının yapılmasını kapsamamalı benim düşünceme göre de. o da düşüncesini herhangi bir saygısızlık yapmadan dile getirip, şensoy'a da bana da hakaret etmeyin demişti buradan görülebilir. ondan önce başkaları da paylaşmıştı konuyu, o da görüşünü dile getirdi. konuyu çarpıtmaya gerek yok.
evet, içinde mizahi öğe olmayan bir sayfayla, okumadığı, belki de yazarın okuyucuyu rahatsız etmek istediği için yazdığı bir kitap üzerinden linç başlatıyor. dediğim gibi, bu polislikten, sansürcülükten başka bir şey değil. bu zihniyetle gideceksek miller'ı, nabokov'u, sade'ı, küçük iskender'i de yakmamız gerekir. açıkçası bu tavrın televizyonda şarap kadehlerini sansürleyen ya da oscar wilde'ı hapse atan insanların tavırlarından bir farkı olduğunu düşünmüyorum.
beni hiçbir saldırıda bulunmadığım halde engelleyebilir, tabii ki hakkı. ben de onu anti-demokratik ve tahammülsüz olarak niteleyebilirim. bu da benim ifade hakkım.
benim konu üzerine söyleyeceğim son söz bu.
bu konudaki ilk paylaşımı yapan zülal kalkandelen değildi. aktif bir twitter kullanıcısıyım ve ondan önce bu konuyu paylaşanlar vardı. dolayısıyla linç başlattı söyleminiz gerçek dışıdır. o kitapta hayvanlar ve kadına tecavüz üzerinden mizah yapılıyor. Siz bunu eğlenceli ve komik bulabilirsiniz ama bence ve başka insanlar için de korkunç ve bunu söyleme hakkımız var. bir vegan olarak o rezil ifadeleri mizah olarak görebilmeniz bana göre acayip. her neyse linç deniyorsa onu başlatan zülal kalkandelen değildi! sürekli iftira atılıyor burada.
9027; deri kullanıyorsanız vegan değilsiniz dedi evet. açıkçası buna zerre kadar katılmıyorum, beni kim nasıl tanımlıyor zerre kadar da umurumda değil, bana göre ben veganım dediğim noktadan sonra yaptığım seçimler önemlidir benim için (ama sizi kırmayayım hadi dediğiniz gibi olsun,ben bitkisel beslenen biriyim). beslenmeden başlamak en kolayıdır, çünkü her öğünde yeni bir seçim yaparsınız, giyim kuşamı ise değiştirmek komple farklı bir konu. Çok ucuza deri olmayan ayakkabılar var evet ve ihtiyaç duyduğumda da onlardan alıyorum zaten ama 10 yıl önce aldığım ayakkabılarımı da atmıyorum, atmayacağım. buzlukta kalan son eti yemekten farkı yoksa bu durumun, çöpün yanına bırakmak da buzlukta kalan eti başkasına ikram etmekten farkı yok, ben yemiyorum ama sen yiyebilirsin, bu durum hala birilerinin ceset kemirdiği gerçeğini değiştirmiyor. nasıl ki 35 yıl et yedim ve bunu kabul ediyorsam, giyim tercihlerimde de yün, kaz tüyü, ipek deri kullandım, inkar etmiyorum, bağışladıklarım da oldu ama hala duranlar da var, çoğunluğunu artık giymiyorum ama giydiklerim de var, lütfen kimse kendini en mükemmel benim aman da şunu yapmıyorum vs diye pohpohlamasın, bu haltı bu kararları verene kadar yedik, çok net.
kürk - deri kıyaslamasına gelince, halen daha ikisinin aynı şey olmadığını düşünüyorum evet. ama bu deri kullanmayı normal gördüğüm anlamına gelmiyor, sadece kürkü için yetiştirilen hayvan ile eti için yetiştirilip eti alındıktan sonra yan ürün olarak derisi kullanılan (ya da ben öyle biliyorum) hayvan aynı değil, söylemeye çalıştığım şey şuydu, derisi kullanılan hayvan derisi kullanılmayacak olsaydı bile eti için öldürülecekti, bu nedenle esas problem et yemek demek istemiştim, kürkü için kullanılan hayvanda ise direkt olarak problem kürkü giymeyi arzulamak, kastettiğim şey buydu.yoksa evet ikisi de yaşamak isteyen bir canlının cildidir, ama derideki birincil problem et yemektir.
veganlık sadece beslenme ile ilgili değil. deri giyen vegan olmaz. bunu bu çağda artık savunmayın. üstelik deri eşyalar sadece et için katledilen hayvanların derisi ile yapılmıyor, doğrudan deri için de çok sayıda hayvan öldürülüyor. her ne olursa olsun yaşamak isteyen ama katledilen bir hayvanın beden parçasını birtakım israf hesapları yapıp üzerinizde taşımanız ve bunu veganım diyerek yapmanız inanılmaz. bu videoyu da buraya koyayım.
Arkadasım yazdıklarını hayretlerle okudum.
Öncelikle bitkisel beslendiğini kabul etmen güzel.
Ancak sen bir vegan değilsin eğer kürk deri kullanımını et tüketmemekle bir tutmuyorsan.
10 yıl önce aldığın ayakkabıyı kimse atmanı istemiyor. Biz de atmıyoru zo kadar zengimn değiliz malesef. keşke atıp sıfırdan dolap döşeme şansımız olsa. Ancak Kürk deri kıyasının nasıl aynı olmadığını düşünüyorsun onu da anlamadım? İkisi de bu hayvanlardan rızası dısında alınıyor. Senin sacını zorla kesip alsak ya da derini yüzsek, ayrı seyler ya sorun değil mi dersin?
keşke yorum yapmadan önce veganlığın anlamına bir baksaydınız orda yan ürün olursa vegandır mı yazıyor? yan ürün insan, köpek ve kedi derisi kullanır mısınız?
Veganlık, hayvanlara yiyecek, giyecek veya başka herhangi bir amaçla her türlü sömürü ve zulmü önlemeyi amaçlayan bir yaşam biçimidir.
Severim kendisini paylaşımlarını beğeniyorum ve destekliyorum. fakat giyim tarzında biraz düzenleme yapsa daha iyi olur diye düşünüyorum zaten insanlar veganlara sıcak bakmıyor rengarenk hippie gibi giyinmesine gerek yok ama daha insanların kulak vereceği bir giyime sahip olması daha iyi olurdu. radyo da çok önemli olmayabilir fakat tv de önem arz ediyor.
fikir belirtme çatısı altında az da olsa yargılıyorsunuz. bir tanecik bir insan bu, hepimiz uykudayken yıllardır sömürüye karşı ses çıkaran. giyimini kendi isteğine göre seçmiştir herhalde diye düşünüyorum. ayrıca siyah tüm renk tayfını soğuran, empatinin rengidir.
vegan festivallerde ekibi ile siyah gözlük ve siyah kostümleri ile gerilip oturup bacak bacak üstüne atarak etrafa nefret saçan vegan aktivist kişisi. veganlığı kendi tekelinde zanneden, kimin vegan olduğuna kimin olmadığına karar verebileceğine kendisini ve bazı meczupları inandırmış, ortama negatiften başka bir şey saçmayan ablamız. tutarsızlıklarına herkes tarafından değinilmiş ben açmıyorum fakat, aktivizm sadece çığırtkanlık değildir. osho kafası ile oluşturduğu müritlerini toksik bir şekilde yöneten, manipülatif bu kadın aktivizmi poposunun bir köşesinden anlamıştır. Ne yazık ki BİR KİŞİNİN EGOSUNA BAĞLI AKTİVİZM İŞLEMEMEKTEDİR. AKTİVİST OLARAK DAHA YAPICI, GÜVEN VEREN, OPTİMİST, GERÇEKTEN ÜRETEN VE FAYDA SAĞLAYAN İNSANLARI GÖRMENİZ DİLEĞİ İLE.
bu kullanıcının yazdıklarının tam tersi bir insan zülal hanım. insanların güneş altında gözlük takmasını bile eleştiren birinin yazdıklarını ciddiye akacak değilim tabii. ülkemizin en etkili hayvan özgürlüğü aktivistine böyle saldıran biri ya hayvancılık endüstrisindendir ya da kötü kalplidir. iyi ki var dediğim birkaç insandan biri zülal kalkandelen.
Bu arada vegan devrimi ve hayvan özgürlüğü adlı kitabı 3 yıl sonra ambargodan kurtulmuş. ronnie lee ile enfes bir röportaj da var. ek bölümlerle tam bir kaynak olmuş. buraya da linki bırakayım.