cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

12 + 15 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • kapitalizm

    Kavramların birbirine girdiği kapitalizmin masum bir ekonomik politikalar bütünüymüş gibi tanımlandığı ve hakkında güzellemeler yapıldığı tuhaf bir başlık.

    Öncelikle veganların muhalif olduğu ya da ahlaki bulmadığı tek konunun hayvan sömürüsü olmadığı hususunda anlaşalım.

    İnsan sömürüsü, adalet, eşit gelir dağılımı, çocuk hakları, kölelik, yoksulluk, savaş, şiddet bunlar gibi onlarca mevzuya da karşı duruş sergileyebilir bir vegan.
    -bunlar ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi anlatmaya gerek yoktur diye umuyorum-

    Bunların yanında Hayvan sömürüsü de kapitalizmin çıktılarından birisi.

    İhtiyaç fazlası üretip-tükettirdiği için daha fazla sömürüye zemin oluşturma.
    Daha insan merkezli politikalar.
    Daha fazla üreme.
    daha fazla büyüme.
    daha fazla şehirleşme.
    daha az doğal alan.
    daha kirli bir çevre.

    Tuhaf olan bir veganın bütün bunlara uygun zemin hazırlayan bir ekonomik sisteme karşı durması değil kapitalizm güzellemesi yapmasıdır
    Kapitalizm tüm insanların eşit şartlar altında özgürce ticaret yapabildiği bir sistem olarak ne güzel de betimlenmiş.Şimdi gerçeklere dönelim.Halka vergi üzerine vergi gelirken büyük şirketlerin vergilerinin silinmesi eşit şartlar ve özgür ticaret midir? Kapitalizmin vahşileştiği noktada veganizmin ortaya çıkması tesadüf değildir.Bu şuan için ne kadar bireysel gözükse de ileride kapitalizme karşı kendi kitlesini tabanını yaratacaktır. Büyük şirketler kendilerini kapitalist sistemde var etmek için ileride ne kadar kendilerini 'veganize' etseler de bir şekilde çöküşü yaşayacaktır.İnsan varoldukça ticaret bitmez ama ticaret yapmanın tek sistemi kapitalizm değildir.Çünkü her şeyin tüketime bağlandığı, sadece kar hırsıyla insanların,doğanın,hayvanların sömürüldüğü bir sistem bu ve sadece bir avuç insanın çok para kazanması için dönüşüme uğramış.Ülkemizde Kaz dağlarında binlerce agaç kesilip Kanadalı altın şirket sahibi olan bir aileye, bir zümreye peşkeş çekilmesi gibi.Bu durumda bu özgür ticaret alanında bizim özgürlüğümüzün kısıtlandığını düşünmüyor musunuz? Vegan olan biri özünde sömürüye karşı çıkan biridir ve bu kapitalizmle çelişmektedir, tabii veganlığın ekmeğini kapitalizm kaşığıyla yemiyorsa..
    Veganlık dediğimiz şey SADECE hayvan sömürüsüne karşı bir duruştur. Kendi karşı olduğunuz şeylerle veganlık tanısı vermek gibi absürt hareketlere gerek yok.
    sizi ilgilendiren şey sadece hayvan sömürüsü ise veganlığı sadece bu çerçevede sınırlı tutuyorsanız bile kapitalizmin sayesinde artan hayvan sömürüsünü göz ardı edemezsiniz diyorum. ikisi arasındaki bağı görmek için einstein olmaya da gerek yok hani. bunun neyini farkedemiyor ve göremiyorsunuz cidden anlamıyorum.

    şuraya bir link bırakayım da belki okur ve interneti vegan peynir siparişi vermek dışında bir amaç için de kullanmış olursunuz.

    https://phys.org/news/2018-11-capitalism-world-wildlife-populations-humanity.html

    insanin icindeki boslugu tuketmelerini saglarayak gecici olarak dolduran sistemdir. sadece ihtiyaclari dogrusunda tuketim yapanlari hic sevmez. en cok sevdigi ise her seye arzu duyan ve sahip olmak isteyen insanlar

    part 1


    aklımızın alamayacağı tonlarca faydasının yanı sıra ciddi zararları da olabilen ekonomik sistem. bu sebeple, ne amerikan tutucu ekonomik liberaller gibi tamamıyla serbest piyasayı ve neredeyse sıfır devlet müdahalesini ne de devletin tüm ekonomiyi ve fiyatları kontrol ettiği sosyalizmi ekonomik model olarak uygulamak lazım. komünizme hiç girmiyorum çünkü bir ekonomik model ve ideoloji olarak işe yaramadığını 26 aralık 1991 tarihinden beri biliyoruz. kapitalizmin tonlarca faydasının yanı sıra yarattığı ciddi zararlara, sosyalizmin getirdiği çözüm önerilerini uygulamak akıllıca gibi duruyor. işte tam da burada karşımıza keynezyen kapitalizm çıkıyor. bunu şöyle düşünebilirsiniz: kapitalizm, serbest piyasa ve serbest ticaretin getirdiği faydalar sebebiyle üstünüze giymek isteyeceğiniz bir elbise. fakat bu elbise zamanla ekonomik krizler, gelir adaletsizliği, doğanın katledilmesi, hayvancılık endüstrilerinin mezalimi gibi birçok sorunu ortaya çıkartıyor. bu sorunları elbisenin yırtıklarına/defolarına benzetebiliriz. zamanla yıpranan ve defoları ortaya çıkan kapitalizm elbisesinin üzerindeki yırtıkları, sosyalizmin çözüm önerileri ile yamayabiliriz. işte tam da bu yüzden sol partilere, sendikalara ve stklara ihtiyacımız olduğunu her zaman söylerim. kapitalizm üzerinize giymek isteyeceğiniz ama zamanla yıpranan bir elbiseyken, sosyalizm hiçbir zaman üzerinize giymek isteyeceğiniz bir elbise değil yalnız bunu da söylemekte fayda var. yani özetle keynezyen kapitalizm şunu söyler: devlet ekonomiye, ona olan güveni yeniden sağlamak ve onu daha istikrarlı hale getirmek için gerekirse müdahale eder. serbest piyasanın ve serbest ticaretin daha iyi işlemesi için kriz zamanlarında devlet müdahale ediyor ekonomiye yalnız, sosyalizmle karıştırmayalım. bu minvalde kapitalizmin diğer olumsuz yanlarına da devlet müdahale edebilir gerekirse der keynes. ekonomisini bugün keynezyen kapitalist ekonomik modele göre yöneten ülkelerden almanya'yı örnek verebiliriz mesela.

    part 2


    ben de bir keynezyen kapitalist olarak, ekonomiye en rasyonel ve mantıklı yaklaşımın keynezyen ekonomik model olduğunu düşünüyorum. ne para hırsı ve daha fazla kar uğruna tonla sorun yaratan tutucu ekonomik liberal sistem (hard kapitalizm asdasdas) ne de serbest piyasa, rekabet ve serbest ticaretin faydalarını göremediğimiz sosyalizm. bu noktada eleştirmek istediğim 2 tip insan var. birincisi kar hırsı uğruna doğayı katleden ve her türlü evrensel ahlak ilkesini hiçe sayan iş adamı, para babası kodamanlar. ikincisi ise kapitalizmin her türlü faydasından yararlanıp bu faydalardan zerre bahsetmeyen, kapitalizmi yerden yere vuran sosyalistler. birincisinin nasıl bir tip olduğunu zaten biliyorsunuz anlatmama gerek yok. fakat ikincisine elimde şöyle çok güzel bir örnek var. bu hasan piker denen moron kapitalizmin başkenti olan west hollywood los angeles'ta yaşayan, kapitalizmin allahı bir girişim/şirket olan twitch sayesinde ayda 50,000 dolardan fazla kazanan ve tüm bunlara rağmen kapitalizmin yararlarından zerre bahsetmeyip kapitalizmi yerden yere vuran bir sosyalist. tamam kapitalizmi yerden yere vur da, bu kadar faydalanıyorsan yararlarından da bahset bir zahmet. bu sosyalist arkadaşımızı, sosyalist olmanın gereğini yerine getirip kazandığı aylık 25,000 doları los angeles'ın meşhur evsizleriyle paylaşmaya davet ediyorum asdafdsad. geçen yayınlarından bir tanesinde veganlara, evcil hayvan sahibi olmak kölelikle neredeyse aynıdır çünkü mal statüsünde hayvan demişti adgsdafhas. bir de muslims for progressive values diye bir organizasyonda görev almış zamanında. muslims? progressive values? ay tam oksimoron bu ikisinin yan yana gelmesi ahsfdhfasgd. şimdi niye moron dediğimi anlıyor musunuz ?



    "rötuşlu kapitalizmin pembe bir düş olduğunu eklemek isterim."


    evet almanlar da öyle diyordu. her ülkenin kendi ekonomisinin yani kendi başının çaresine bakması gerektiği yerde neden evrensellik iddiası olsun ki? ekonomik faydayı konuşuyoruz burada. ekonomik faydanın ne olduğunu anlayabiliyor musun acaba? alman'ın ülkesine uyguladığı kapitalist ekonomik model, eğer kapitalizmin doğaya verdiği olumsuz etkilerden arındırılmışsa niye hintliyi de düşünmek zorunda olsun ki? sanki hintlilerin içinde bulunduğu durumun sebebi almanlarmış gibi. sosyalizmin/marksizmin/komünizmin başarısız olmasının sebebi tam da bu işte. o kadar hayalciler ve gerçeklikten o kadar uzaklar ki 7,8 milyar insanın ekonomik çıkarını maksimize etmeye çalışıyorlar. 83 milyon alman, 1 milyar 383 milyon hintli'nin ekonomik çıkarını düşünmek zorunda. işte size solcuların gerçekçilik seviyesi ?. bir de "aynı veganlıkta olduğu gibi sosyalizm etik bir mecburiyettir." demişsin. buna pek bir şey yazasım yok zira sesli sesli kahkaha attım evin içinde kusura bakma ?. keşke bunu gulaglarda 21 milyon insan öldüren yoldaş stalin'e de söyleseydin. ayrıca bayer ag'nin ceo'su marijn dekkers değil werner baumann'dır. bilgilerin yanlış ve geriden geliyor. tıpkı sosyalizm gibi..



    #6707 ." ekonomik faydayı konuşuyoruz burada" ifadesini gördüm de. yooo onu konuşmuyoruz.. o zat-ı şahanenizin kuruntusu.

    burada veganlığı ve kapitalizmin güya veganlığa açtığı alanı konuşuyoruz." neden almanya hindistan' düşünsün ki ?" diye sormak zaten veganizmi anlamayan bir bakışın verimsiz ifadesi olabilir en fazla. yani hayvanların hakları diyoruz? hayvan sömürüsü? hani bütün hayvanların yaşam hakkııı? hayvanları da mı vatandaşlığına göre değerlendiriyoruz asadsadasdas :))? belli ki epey uzak bir yerden veganlık anlamaya çalışılmış ama menzil yetmemiş.


    işte demem o ki eğer alanı ülke sınırlarıyla kısıtlamak gibi ilkel bir yaklaşımı benimsersek bunun sonucu doğal olarak milliyetçilik olacak ki dostum biz onu almayalım bence ya. milliyetçi vegan :))) ama kendi üstün milletinin koyunu için vegan ajajhahaa ... başka ilginç fikir var mı? sadece kendi ülkesinin lgbti komunitesi için savaşan queer. yok daha neler. cadı da yakalım mı? ayrıca başka ülkenin refahıyla ilgilenmeyen ülke oranın savaşıyla, kaynağıyla da epey ilgili oluyor. yaş yeter mi bilmem, körfez savaşı bunun hikayesidir (şok !!!). e dediğimiz bu? hintliyi sömüreyim ama sürünürse bana ne. ya gerçekten veganlık bu kadar 20.yy kaldırmaz. o veganlık değil. başka bir şey.


    stalin'e gelirsek. e dedik zaten onu. sscb ... değil mi? yazılanı okumama sinyallerini ben önceden aldım ama böylece teyit etmiş olduk. evet sosyalizm bir idealdir. eşitlik ilkesini benimsemeden gidilecek yol belli. abd'sinden avrupa'sına her ülke kendi sevimli diktatör adayını boşuna mı parlatıyor? resmen abc'sini öğretmek zorunda kaldım, hicap. kapitalizmi yaşamasak, bilmesek yutturacaklar.


    not: marijin dekkers'in şu andaki bayern ceo'su olduğunu iddia etmemiştim. ceo olduğu dönemdeki bir açıklamasına referans verdim ama işte okumak lazım yazılanı. google'a "bayer ceo'su" diye aratmadan önce yazdığımı bir okusaydın serin kafayla. ;) ben eksikliği gördüm ziyadesiyle. ama kapatırız, birlikte çalışarak. yardımı esirgemem.

    az önce "The Social Dilemma" belgeselini izledim. belgesel sosyal medyanın toplumları nasıl kutuplaştırdığını, sosyal medyanın içinde yaşadığımız şu zırva post-truth çağında yalanı ne kadar çabuk yayıp gerçeğe nasıl önem vermediğini, devasa teknoloji/sosyal medya şirketlerinin daha fazla kar uğruna milyarlarca insanı nasıl manipüle ettiğini çok güzel anlatıyor. evet son cümlemden de anlayabileceğiniz gibi bunların hepsini daha fazla kar uğruna yapıyor bu şirketler. teknoloji/sosyal medya şirketlerinin iş modeli, çılgın bir hırsla daha fazla kar elde etmek üzerine kurulu bir iş modeli. algoritmalar da, tamamıyla yapay zeka kontrolünde karı nasıl maksimize ederiz üzerine işliyor. bir kere oluşturulmuşlar mühendisler ve yazılımcılar tarafından o kadar. geri kalanı algoritma "machine learning" ile hallediyor. evet aynen öyle düşündüğünüz gibi. her gün girdiğiniz instagram, facebook, google gibi devasa şirketlerin algoritmalarını insanlar kontrol etmiyor. yapay zekanın kontrolünde. tutucu ekonomik liberalizmin yani devletin piyasaya neredeyse hiç müdahale etmediği, devlet tarafından düzenlenmemiş kapitalizmin uzun vadede ne kadar yıkıcı sonuçları olduğunu gösteriyor belgesel amacı bu olmasa da. sadece piyasaya işi bırakırsan halin harap yani. hatta sonlara doğru Adam Smith'in "invisible hand'ine" bile bir eleştiri var üstü kapalı da olsa. unutmayın bu belgesel, regüle edilmemiş serbest piyasanın/kapitalizmin sadece bir alandaki zararlı etkisini gösteriyor. işin bir de doğa katliamı, hayvancılık endüstrisi mezalimi, küresel ısınma gibi çok daha ciddi boyutları var. belgeselin sonunda da çözüm olarak regülasyon, regülasyon, regülasyon diye bağırıyor sosyal medyayı bize anlatan silikon vadisi çalışanları. bu da beni ekonomiye en mantıklı yaklaşım olduğunu düşündüğüm ekonomik modele getiriyor: aykırı müdahaleci ekonomik liberalizm yani keynezyen kapitalizm. piyasaların üst otorite olan devlet tarafından gerekirse regüle edildiği, amerikan tipi kapitalizmin ortaya çıkardığı zararlı etkilerin devletin piyasaya gerektiğinde müdahalesiyle önlenebildiği ve serbest piyasanın yararlarından hala faydalanılmaya devam edildiği bir ekonomik model. model ülke de almanya.


    özet: amerikan tipi tutucu ekonomik liberal kapitalizmin ufak bir eleştirisi.


    not: bu kadar iyi bir belgesel beklemiyordum. imdb puanım: 9/10. değerlendirdiğim 165 belgesel/film arasından 14 tanesine 10 puan, 22 tanesine 9 puan vermişim. yani sizin anlayacağınız: belgeseli izleyin.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk