cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

3 + 10 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • kapitalizm

    /
    2
    tolstoy "Mezbahalar var oldukça savaşlar sürecektir." derken aslında kapitaliST DÜZENİN hayvan sömürüsüNE dem vurmuş! KAPİTALİZM'İN VEGANLARI İÇİNE ÇEKME ÇABASI DA AYRI BİR KONUDUR. halA birçok hayvan dostumuz mezbahalarda korkunç bir şekilde acı içinde katlediliyor. VEGANLAR OLARAK ETİK BİR DURUŞ SERGİLEMELİ, KAPİTALİZM'E KARŞI HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ DAİMA SAVUNMALIYIZ.

    az önce "The Social Dilemma" belgeselini izledim. belgesel sosyal medyanın toplumları nasıl kutuplaştırdığını, sosyal medyanın içinde yaşadığımız şu zırva post-truth çağında yalanı ne kadar çabuk yayıp gerçeğe nasıl önem vermediğini, devasa teknoloji/sosyal medya şirketlerinin daha fazla kar uğruna milyarlarca insanı nasıl manipüle ettiğini çok güzel anlatıyor. evet son cümlemden de anlayabileceğiniz gibi bunların hepsini daha fazla kar uğruna yapıyor bu şirketler. teknoloji/sosyal medya şirketlerinin iş modeli, çılgın bir hırsla daha fazla kar elde etmek üzerine kurulu bir iş modeli. algoritmalar da, tamamıyla yapay zeka kontrolünde karı nasıl maksimize ederiz üzerine işliyor. bir kere oluşturulmuşlar mühendisler ve yazılımcılar tarafından o kadar. geri kalanı algoritma "machine learning" ile hallediyor. evet aynen öyle düşündüğünüz gibi. her gün girdiğiniz instagram, facebook, google gibi devasa şirketlerin algoritmalarını insanlar kontrol etmiyor. yapay zekanın kontrolünde. tutucu ekonomik liberalizmin yani devletin piyasaya neredeyse hiç müdahale etmediği, devlet tarafından düzenlenmemiş kapitalizmin uzun vadede ne kadar yıkıcı sonuçları olduğunu gösteriyor belgesel amacı bu olmasa da. sadece piyasaya işi bırakırsan halin harap yani. hatta sonlara doğru Adam Smith'in "invisible hand'ine" bile bir eleştiri var üstü kapalı da olsa. unutmayın bu belgesel, regüle edilmemiş serbest piyasanın/kapitalizmin sadece bir alandaki zararlı etkisini gösteriyor. işin bir de doğa katliamı, hayvancılık endüstrisi mezalimi, küresel ısınma gibi çok daha ciddi boyutları var. belgeselin sonunda da çözüm olarak regülasyon, regülasyon, regülasyon diye bağırıyor sosyal medyayı bize anlatan silikon vadisi çalışanları. bu da beni ekonomiye en mantıklı yaklaşım olduğunu düşündüğüm ekonomik modele getiriyor: aykırı müdahaleci ekonomik liberalizm yani keynezyen kapitalizm. piyasaların üst otorite olan devlet tarafından gerekirse regüle edildiği, amerikan tipi kapitalizmin ortaya çıkardığı zararlı etkilerin devletin piyasaya gerektiğinde müdahalesiyle önlenebildiği ve serbest piyasanın yararlarından hala faydalanılmaya devam edildiği bir ekonomik model. model ülke de almanya.


    özet: amerikan tipi tutucu ekonomik liberal kapitalizmin ufak bir eleştirisi.


    not: bu kadar iyi bir belgesel beklemiyordum. imdb puanım: 9/10. değerlendirdiğim 165 belgesel/film arasından 14 tanesine 10 puan, 22 tanesine 9 puan vermişim. yani sizin anlayacağınız: belgeseli izleyin.

    dersten alınan notun "argümantasyona" (!) dahil edildiğini de gördüm ya ne desem bilemedim :)) epic cringe.

    bir de kapitalizmin, sosyalizmin falan salt ekonomizme indirgenmesi öfff facepalm. protestan ahlakı falan diyeceğim, uzun mevzular. gerçi işte vülger marksistler de böyle. eleştirdiğine dönüşmek diyebilir miyiz? eksiği yok fazlası var. deriz.


    ya tamam. uzatmayayım, aynı "gerçek kapitalizm bu değil.rötuş gerek ekonomik modeli" gibi (böyle bir model var anladığım kadarıyla :) "komunist diktatörlüklere de rötuş yaparsın hatasını kapatırsın ekonomik modeli" uygularlar oradan da yaşasın hayvanların özgürlüğü. konıu kilit. benden bu kadar.

    #6707 ." ekonomik faydayı konuşuyoruz burada" ifadesini gördüm de. yooo onu konuşmuyoruz.. o zat-ı şahanenizin kuruntusu.

    burada veganlığı ve kapitalizmin güya veganlığa açtığı alanı konuşuyoruz." neden almanya hindistan' düşünsün ki ?" diye sormak zaten veganizmi anlamayan bir bakışın verimsiz ifadesi olabilir en fazla. yani hayvanların hakları diyoruz? hayvan sömürüsü? hani bütün hayvanların yaşam hakkııı? hayvanları da mı vatandaşlığına göre değerlendiriyoruz asadsadasdas :))? belli ki epey uzak bir yerden veganlık anlamaya çalışılmış ama menzil yetmemiş.


    işte demem o ki eğer alanı ülke sınırlarıyla kısıtlamak gibi ilkel bir yaklaşımı benimsersek bunun sonucu doğal olarak milliyetçilik olacak ki dostum biz onu almayalım bence ya. milliyetçi vegan :))) ama kendi üstün milletinin koyunu için vegan ajajhahaa ... başka ilginç fikir var mı? sadece kendi ülkesinin lgbti komunitesi için savaşan queer. yok daha neler. cadı da yakalım mı? ayrıca başka ülkenin refahıyla ilgilenmeyen ülke oranın savaşıyla, kaynağıyla da epey ilgili oluyor. yaş yeter mi bilmem, körfez savaşı bunun hikayesidir (şok !!!). e dediğimiz bu? hintliyi sömüreyim ama sürünürse bana ne. ya gerçekten veganlık bu kadar 20.yy kaldırmaz. o veganlık değil. başka bir şey.


    stalin'e gelirsek. e dedik zaten onu. sscb ... değil mi? yazılanı okumama sinyallerini ben önceden aldım ama böylece teyit etmiş olduk. evet sosyalizm bir idealdir. eşitlik ilkesini benimsemeden gidilecek yol belli. abd'sinden avrupa'sına her ülke kendi sevimli diktatör adayını boşuna mı parlatıyor? resmen abc'sini öğretmek zorunda kaldım, hicap. kapitalizmi yaşamasak, bilmesek yutturacaklar.


    not: marijin dekkers'in şu andaki bayern ceo'su olduğunu iddia etmemiştim. ceo olduğu dönemdeki bir açıklamasına referans verdim ama işte okumak lazım yazılanı. google'a "bayer ceo'su" diye aratmadan önce yazdığımı bir okusaydın serin kafayla. ;) ben eksikliği gördüm ziyadesiyle. ama kapatırız, birlikte çalışarak. yardımı esirgemem.

    rötuşlu kapitalizmin pembe bir düş olduğunu eklemek isterim. hiçbir kapitalizm yok ki kapitalistinin emrinden çıkmayan hükümetler, yönetimler inşa etmemiş olsun. ülkeleri kendi ölçeği içinde vatandaşına nasıl davrandığını düşünerek ele alacaksak, e tabii ki almanya güzel bir örnek gibi. ama evrensellik iddiası yoktur. kapatır sınırlarını. cennetini kendine vaat eder. bu sebeple bayer'in ceo'su marijin dekkers de çıkıp kanser için "ürettiğimiz ilaç masrafını karşılayacak batılı hastalar için. ilacı hindistan pazarı için üretmedik" deyiverir. artık o kapitalizmin hindistan ve dengi ülkeler için nasıl bir fayda ürettiğini kapitalizm muhipleri izah eder.


    sosyalizm/komunizm söz konusu olunca tabii temkinli olmak lazım gene. daha çok bu bir ideal. bunu deneme iddiasıyla yola çıkanlar vahşi diktatörlükler, oligarklar yarattı. süründürdü milleti. hem de kapitalistlerden daha beter. yani sosyalizm o değil diyeceğim de sscb seviciliği de epey güçlü.kuzey kore öven de var. maduro öven de. ama nerede eğitim almak istiyorsun, nereye yerleşmek istersin diye sorduğunda almanya'dan, isveç'ten aşağısını söyleyen de çıkmıyor.


    ama nihayetinde sosyalist bir ideale sahip değilseniz "batılı çocuklar kurtulsun, hintlilerin çocukları başının çaresine baksın." deyiverirsiniz. sosyalizm hindistan'daki çocuğu da dert edinir ideolojik olarak. faydası olsun olmasın. aynı veganlıkta olduğu gibi sosyalizm etik bir mecburiyettir. ülküdür.

    ama orada da bir aklıevvellik söz konusu. onların da çoğunun ufku "insan" kadar. hayvana neden eşit davranması gerektiğini kafası almıyor. hayvan sömürüsüne karşı çıkmayan sosyalist , nasyonel sosyalistin sosyalisti gibidir maalesef.

    part 2


    ben de bir keynezyen kapitalist olarak, ekonomiye en rasyonel ve mantıklı yaklaşımın keynezyen ekonomik model olduğunu düşünüyorum. ne para hırsı ve daha fazla kar uğruna tonla sorun yaratan tutucu ekonomik liberal sistem (hard kapitalizm asdasdas) ne de serbest piyasa, rekabet ve serbest ticaretin faydalarını göremediğimiz sosyalizm. bu noktada eleştirmek istediğim 2 tip insan var. birincisi kar hırsı uğruna doğayı katleden ve her türlü evrensel ahlak ilkesini hiçe sayan iş adamı, para babası kodamanlar. ikincisi ise kapitalizmin her türlü faydasından yararlanıp bu faydalardan zerre bahsetmeyen, kapitalizmi yerden yere vuran sosyalistler. birincisinin nasıl bir tip olduğunu zaten biliyorsunuz anlatmama gerek yok. fakat ikincisine elimde şöyle çok güzel bir örnek var. bu hasan piker denen moron kapitalizmin başkenti olan west hollywood los angeles'ta yaşayan, kapitalizmin allahı bir girişim/şirket olan twitch sayesinde ayda 50,000 dolardan fazla kazanan ve tüm bunlara rağmen kapitalizmin yararlarından zerre bahsetmeyip kapitalizmi yerden yere vuran bir sosyalist. tamam kapitalizmi yerden yere vur da, bu kadar faydalanıyorsan yararlarından da bahset bir zahmet. bu sosyalist arkadaşımızı, sosyalist olmanın gereğini yerine getirip kazandığı aylık 25,000 doları los angeles'ın meşhur evsizleriyle paylaşmaya davet ediyorum asdafdsad. geçen yayınlarından bir tanesinde veganlara, evcil hayvan sahibi olmak kölelikle neredeyse aynıdır çünkü mal statüsünde hayvan demişti adgsdafhas. bir de muslims for progressive values diye bir organizasyonda görev almış zamanında. muslims? progressive values? ay tam oksimoron bu ikisinin yan yana gelmesi ahsfdhfasgd. şimdi niye moron dediğimi anlıyor musunuz ?



    part 1


    aklımızın alamayacağı tonlarca faydasının yanı sıra ciddi zararları da olabilen ekonomik sistem. bu sebeple, ne amerikan tutucu ekonomik liberaller gibi tamamıyla serbest piyasayı ve neredeyse sıfır devlet müdahalesini ne de devletin tüm ekonomiyi ve fiyatları kontrol ettiği sosyalizmi ekonomik model olarak uygulamak lazım. komünizme hiç girmiyorum çünkü bir ekonomik model ve ideoloji olarak işe yaramadığını 26 aralık 1991 tarihinden beri biliyoruz. kapitalizmin tonlarca faydasının yanı sıra yarattığı ciddi zararlara, sosyalizmin getirdiği çözüm önerilerini uygulamak akıllıca gibi duruyor. işte tam da burada karşımıza keynezyen kapitalizm çıkıyor. bunu şöyle düşünebilirsiniz: kapitalizm, serbest piyasa ve serbest ticaretin getirdiği faydalar sebebiyle üstünüze giymek isteyeceğiniz bir elbise. fakat bu elbise zamanla ekonomik krizler, gelir adaletsizliği, doğanın katledilmesi, hayvancılık endüstrilerinin mezalimi gibi birçok sorunu ortaya çıkartıyor. bu sorunları elbisenin yırtıklarına/defolarına benzetebiliriz. zamanla yıpranan ve defoları ortaya çıkan kapitalizm elbisesinin üzerindeki yırtıkları, sosyalizmin çözüm önerileri ile yamayabiliriz. işte tam da bu yüzden sol partilere, sendikalara ve stklara ihtiyacımız olduğunu her zaman söylerim. kapitalizm üzerinize giymek isteyeceğiniz ama zamanla yıpranan bir elbiseyken, sosyalizm hiçbir zaman üzerinize giymek isteyeceğiniz bir elbise değil yalnız bunu da söylemekte fayda var. yani özetle keynezyen kapitalizm şunu söyler: devlet ekonomiye, ona olan güveni yeniden sağlamak ve onu daha istikrarlı hale getirmek için gerekirse müdahale eder. serbest piyasanın ve serbest ticaretin daha iyi işlemesi için kriz zamanlarında devlet müdahale ediyor ekonomiye yalnız, sosyalizmle karıştırmayalım. bu minvalde kapitalizmin diğer olumsuz yanlarına da devlet müdahale edebilir gerekirse der keynes. ekonomisini bugün keynezyen kapitalist ekonomik modele göre yöneten ülkelerden almanya'yı örnek verebiliriz mesela.

    liberalizmle karıştırıldığını görüyorum. kapitalizm kapital sahibinin faydasına göre işleyişi değişen bir sistemdir ki bu da mesela 1920'lerde abd elektrikle sokaklarını aydınlatırken britanya'nın hala sokaklarını gaz lambasıyla aydınlatmasını açıklar. çünkü gaz lambalarına vaktinde büyük yatırım yapılmış ve elektrik şirketlerinin önüne yasal engeller çıkarılmıştır. evet? hani ilerleme ve özgürlük? n'oldu?


    ya da sizin ihtiyacınızı ucuza gören bir ürüne devlet , bir kapitalistin ricasıyla, çok yüksek gümrük vergisi ekler ve siz istediğiniz malı, mülkü değil de o ricacı kapitalistin ürününü seve seve almak zorunda kalırsınız? hani ilerleme? daha iyiye yol alış?


    liberalizm ise kapitalizme yolu açan ideolojik kaidedir. kağıt üzerinde güzel açıklar özgürlük, hak vs. ama mezrada doğan çocuğun eğitime hakkına nasıl ulaşacağı ile ilgilenmez. prosedürel eşitlik dedikleri bir kavrama göre çarkını döndürür. gece gece yazdığıma bak.

    insanin icindeki boslugu tuketmelerini saglarayak gecici olarak dolduran sistemdir. sadece ihtiyaclari dogrusunda tuketim yapanlari hic sevmez. en cok sevdigi ise her seye arzu duyan ve sahip olmak isteyen insanlar

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk