kapitalizm tüm irinlerin kaynağıdır.
Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
kapitalizm tüm irinlerin kaynağıdır.
az önce "The Social Dilemma" belgeselini izledim. belgesel sosyal medyanın toplumları nasıl kutuplaştırdığını, sosyal medyanın içinde yaşadığımız şu zırva post-truth çağında yalanı ne kadar çabuk yayıp gerçeğe nasıl önem vermediğini, devasa teknoloji/sosyal medya şirketlerinin daha fazla kar uğruna milyarlarca insanı nasıl manipüle ettiğini çok güzel anlatıyor. evet son cümlemden de anlayabileceğiniz gibi bunların hepsini daha fazla kar uğruna yapıyor bu şirketler. teknoloji/sosyal medya şirketlerinin iş modeli, çılgın bir hırsla daha fazla kar elde etmek üzerine kurulu bir iş modeli. algoritmalar da, tamamıyla yapay zeka kontrolünde karı nasıl maksimize ederiz üzerine işliyor. bir kere oluşturulmuşlar mühendisler ve yazılımcılar tarafından o kadar. geri kalanı algoritma "machine learning" ile hallediyor. evet aynen öyle düşündüğünüz gibi. her gün girdiğiniz instagram, facebook, google gibi devasa şirketlerin algoritmalarını insanlar kontrol etmiyor. yapay zekanın kontrolünde. tutucu ekonomik liberalizmin yani devletin piyasaya neredeyse hiç müdahale etmediği, devlet tarafından düzenlenmemiş kapitalizmin uzun vadede ne kadar yıkıcı sonuçları olduğunu gösteriyor belgesel amacı bu olmasa da. sadece piyasaya işi bırakırsan halin harap yani. hatta sonlara doğru Adam Smith'in "invisible hand'ine" bile bir eleştiri var üstü kapalı da olsa. unutmayın bu belgesel, regüle edilmemiş serbest piyasanın/kapitalizmin sadece bir alandaki zararlı etkisini gösteriyor. işin bir de doğa katliamı, hayvancılık endüstrisi mezalimi, küresel ısınma gibi çok daha ciddi boyutları var. belgeselin sonunda da çözüm olarak regülasyon, regülasyon, regülasyon diye bağırıyor sosyal medyayı bize anlatan silikon vadisi çalışanları. bu da beni ekonomiye en mantıklı yaklaşım olduğunu düşündüğüm ekonomik modele getiriyor: aykırı müdahaleci ekonomik liberalizm yani keynezyen kapitalizm. piyasaların üst otorite olan devlet tarafından gerekirse regüle edildiği, amerikan tipi kapitalizmin ortaya çıkardığı zararlı etkilerin devletin piyasaya gerektiğinde müdahalesiyle önlenebildiği ve serbest piyasanın yararlarından hala faydalanılmaya devam edildiği bir ekonomik model. model ülke de almanya.
not: bu kadar iyi bir belgesel beklemiyordum. imdb puanım: 9/10. değerlendirdiğim 165 belgesel/film arasından 14 tanesine 10 puan, 22 tanesine 9 puan vermişim. yani sizin anlayacağınız: belgeseli izleyin.
dersten alınan notun "argümantasyona" (!) dahil edildiğini de gördüm ya ne desem bilemedim :)) epic cringe.
bir de kapitalizmin, sosyalizmin falan salt ekonomizme indirgenmesi öfff facepalm. protestan ahlakı falan diyeceğim, uzun mevzular. gerçi işte vülger marksistler de böyle. eleştirdiğine dönüşmek diyebilir miyiz? eksiği yok fazlası var. deriz.
ya tamam. uzatmayayım, aynı "gerçek kapitalizm bu değil.rötuş gerek ekonomik modeli" gibi (böyle bir model var anladığım kadarıyla :) "komunist diktatörlüklere de rötuş yaparsın hatasını kapatırsın ekonomik modeli" uygularlar oradan da yaşasın hayvanların özgürlüğü. konıu kilit. benden bu kadar.
"gerçek kapitalizm bu değil.rötuş gerek ekonomik modeli" gibi (böyle bir model var anladığım kadarıyla :)"
e evet var öyle bir ekonomik model. ne anlatıyorum sabahtan beri. al, oku öğren:
daha varlığından bile haberdar olmadığın bir ekonomik modele niye "pembe bir düş" dersin ki? neyse benden de bu kadar. bilmediği bir ekonomik modele "pembe bir düş" diyen biriyle kafama silah dayasan da tartışmam.
#6707 ." ekonomik faydayı konuşuyoruz burada" ifadesini gördüm de. yooo onu konuşmuyoruz.. o zat-ı şahanenizin kuruntusu.
burada veganlığı ve kapitalizmin güya veganlığa açtığı alanı konuşuyoruz." neden almanya hindistan' düşünsün ki ?" diye sormak zaten veganizmi anlamayan bir bakışın verimsiz ifadesi olabilir en fazla. yani hayvanların hakları diyoruz? hayvan sömürüsü? hani bütün hayvanların yaşam hakkııı? hayvanları da mı vatandaşlığına göre değerlendiriyoruz asadsadasdas :))? belli ki epey uzak bir yerden veganlık anlamaya çalışılmış ama menzil yetmemiş.
işte demem o ki eğer alanı ülke sınırlarıyla kısıtlamak gibi ilkel bir yaklaşımı benimsersek bunun sonucu doğal olarak milliyetçilik olacak ki dostum biz onu almayalım bence ya. milliyetçi vegan :))) ama kendi üstün milletinin koyunu için vegan ajajhahaa ... başka ilginç fikir var mı? sadece kendi ülkesinin lgbti komunitesi için savaşan queer. yok daha neler. cadı da yakalım mı? ayrıca başka ülkenin refahıyla ilgilenmeyen ülke oranın savaşıyla, kaynağıyla da epey ilgili oluyor. yaş yeter mi bilmem, körfez savaşı bunun hikayesidir (şok !!!). e dediğimiz bu? hintliyi sömüreyim ama sürünürse bana ne. ya gerçekten veganlık bu kadar 20.yy kaldırmaz. o veganlık değil. başka bir şey.
stalin'e gelirsek. e dedik zaten onu. sscb ... değil mi? yazılanı okumama sinyallerini ben önceden aldım ama böylece teyit etmiş olduk. evet sosyalizm bir idealdir. eşitlik ilkesini benimsemeden gidilecek yol belli. abd'sinden avrupa'sına her ülke kendi sevimli diktatör adayını boşuna mı parlatıyor? resmen abc'sini öğretmek zorunda kaldım, hicap. kapitalizmi yaşamasak, bilmesek yutturacaklar.
not: marijin dekkers'in şu andaki bayern ceo'su olduğunu iddia etmemiştim. ceo olduğu dönemdeki bir açıklamasına referans verdim ama işte okumak lazım yazılanı. google'a "bayer ceo'su" diye aratmadan önce yazdığımı bir okusaydın serin kafayla. ;) ben eksikliği gördüm ziyadesiyle. ama kapatırız, birlikte çalışarak. yardımı esirgemem.
yüce zeus kimseye, bir ekonomik model olan kapitalizm başlığı altında "ekonomik faydayı konuşmuyoruz." diyecek cehaleti vermesin. sen şimdi ciddi ciddi veganlığın insanı da mı kapsadığını zannediyorsun? vay zırcahil minik solcu vay asdhfasdhgas ?. kendi küçük solcu hayal dünyanda "sosyalizm eşitliktir, hakça bölüşmektir. veganlık da eşitliktir, o zaman sosyalizmle veganlık iç içedir." diyecek kadar veganlıktan haberi olmayan zırcahil bir solcu olduğun o kadar belli ki asfgasdghas ??. bak sana bilal'e anlatır gibi veganlığın tanımını yapıyorum iyi dinle şimdi burayı: "Veganlık yiyecek, giyecek veya başka herhangi bir amaç için hayvanların sömürülmesine, acı çekmesine ve öldürülmesine mümkün olabildiği ve uygulanabilir olduğu ölçüde karşı olan ahlaki ve etik bir duruştur." sen veganlığı kendi minik solcu hayal dünyanda, hoşuna giden sosyalist ideolojinle yan yana koyarak kafana göre yeniden tanımlayamazsın. ee insanlar da hayvan, o zaman veganlık insanları da kapsar şeklinde veganlığı eğip bükmene izin vermem ben senin. veganlık tamamıyla ve tamamıyla insan olmayan hayvanlarla ilgilidir. insan hayvanıyla değil. başarısız ideolojilerinizin reklamını yapacağınız bir şey değil veganlık. veganlık gibi ahlaki ve etik bir duruşla, ekonomik modelleri de bu hayal dünyandan ötürü karıştırıyorsun işte ?. ben bir ekonomik model olarak kapitalizmden bahsederken, sen sosyalizmle birlikte bunları sanki ahlaki ve etik bir felsefeymiş gibi değerlendiriyorsun. bunlar ekonomik modeller alooooo, veganlık gibi ahlaki ve etik bir felsefe değiller. e solcusun normal bu irrasyonaliten. üniversitede marksist teori, ekonomik teoriler ve modeller ve daha birçok ekonomi dersi almış ve bunlardan b'nin altında notla geçmemiş bana mı anlatacaksın sen ekonomiyi ?. eşitlik ilkesini benimsemeden gidilecek yol belli demiş, abd ve avrupa diktatör adaylarını parlatıyor demiş bir de utanmadan ?? al sana kapitalist abd ve avrupa'nın diktatör adayları: Kim il-Sung, mao zedong, stalin, lenin, Kim Jong-il, maduro, enver hoca, Kim Jong-un, Pol Pot. bir de demiş ki sosyalizm bir idealdir. e defalarca denendi ve başarısız oldu işte o ideal, ne ideali daha? defalarca aksi ispatlandığı halde hala ideolojinize sıkı sıkı sarılmanız aynı dindarları hatırlatıyor bana. onlar da dogmatik bir halta inanıyor siz de. çok bir farkınız yok birbirinizden ?
rötuşlu kapitalizmin pembe bir düş olduğunu eklemek isterim. hiçbir kapitalizm yok ki kapitalistinin emrinden çıkmayan hükümetler, yönetimler inşa etmemiş olsun. ülkeleri kendi ölçeği içinde vatandaşına nasıl davrandığını düşünerek ele alacaksak, e tabii ki almanya güzel bir örnek gibi. ama evrensellik iddiası yoktur. kapatır sınırlarını. cennetini kendine vaat eder. bu sebeple bayer'in ceo'su marijin dekkers de çıkıp kanser için "ürettiğimiz ilaç masrafını karşılayacak batılı hastalar için. ilacı hindistan pazarı için üretmedik" deyiverir. artık o kapitalizmin hindistan ve dengi ülkeler için nasıl bir fayda ürettiğini kapitalizm muhipleri izah eder.
sosyalizm/komunizm söz konusu olunca tabii temkinli olmak lazım gene. daha çok bu bir ideal. bunu deneme iddiasıyla yola çıkanlar vahşi diktatörlükler, oligarklar yarattı. süründürdü milleti. hem de kapitalistlerden daha beter. yani sosyalizm o değil diyeceğim de sscb seviciliği de epey güçlü.kuzey kore öven de var. maduro öven de. ama nerede eğitim almak istiyorsun, nereye yerleşmek istersin diye sorduğunda almanya'dan, isveç'ten aşağısını söyleyen de çıkmıyor.
ama nihayetinde sosyalist bir ideale sahip değilseniz "batılı çocuklar kurtulsun, hintlilerin çocukları başının çaresine baksın." deyiverirsiniz. sosyalizm hindistan'daki çocuğu da dert edinir ideolojik olarak. faydası olsun olmasın. aynı veganlıkta olduğu gibi sosyalizm etik bir mecburiyettir. ülküdür.
ama orada da bir aklıevvellik söz konusu. onların da çoğunun ufku "insan" kadar. hayvana neden eşit davranması gerektiğini kafası almıyor. hayvan sömürüsüne karşı çıkmayan sosyalist , nasyonel sosyalistin sosyalisti gibidir maalesef.
"rötuşlu kapitalizmin pembe bir düş olduğunu eklemek isterim."
evet almanlar da öyle diyordu. her ülkenin kendi ekonomisinin yani kendi başının çaresine bakması gerektiği yerde neden evrensellik iddiası olsun ki? ekonomik faydayı konuşuyoruz burada. ekonomik faydanın ne olduğunu anlayabiliyor musun acaba? alman'ın ülkesine uyguladığı kapitalist ekonomik model, eğer kapitalizmin doğaya verdiği olumsuz etkilerden arındırılmışsa niye hintliyi de düşünmek zorunda olsun ki? sanki hintlilerin içinde bulunduğu durumun sebebi almanlarmış gibi. sosyalizmin/marksizmin/komünizmin başarısız olmasının sebebi tam da bu işte. o kadar hayalciler ve gerçeklikten o kadar uzaklar ki 7,8 milyar insanın ekonomik çıkarını maksimize etmeye çalışıyorlar. 83 milyon alman, 1 milyar 383 milyon hintli'nin ekonomik çıkarını düşünmek zorunda. işte size solcuların gerçekçilik seviyesi ?. bir de "aynı veganlıkta olduğu gibi sosyalizm etik bir mecburiyettir." demişsin. buna pek bir şey yazasım yok zira sesli sesli kahkaha attım evin içinde kusura bakma ?. keşke bunu gulaglarda 21 milyon insan öldüren yoldaş stalin'e de söyleseydin. ayrıca bayer ag'nin ceo'su marijn dekkers değil werner baumann'dır. bilgilerin yanlış ve geriden geliyor. tıpkı sosyalizm gibi..
part 2
ben de bir keynezyen kapitalist olarak, ekonomiye en rasyonel ve mantıklı yaklaşımın keynezyen ekonomik model olduğunu düşünüyorum. ne para hırsı ve daha fazla kar uğruna tonla sorun yaratan tutucu ekonomik liberal sistem (hard kapitalizm asdasdas) ne de serbest piyasa, rekabet ve serbest ticaretin faydalarını göremediğimiz sosyalizm. bu noktada eleştirmek istediğim 2 tip insan var. birincisi kar hırsı uğruna doğayı katleden ve her türlü evrensel ahlak ilkesini hiçe sayan iş adamı, para babası kodamanlar. ikincisi ise kapitalizmin her türlü faydasından yararlanıp bu faydalardan zerre bahsetmeyen, kapitalizmi yerden yere vuran sosyalistler. birincisinin nasıl bir tip olduğunu zaten biliyorsunuz anlatmama gerek yok. fakat ikincisine elimde şöyle çok güzel bir örnek var. bu hasan piker denen moron kapitalizmin başkenti olan west hollywood los angeles'ta yaşayan, kapitalizmin allahı bir girişim/şirket olan twitch sayesinde ayda 50,000 dolardan fazla kazanan ve tüm bunlara rağmen kapitalizmin yararlarından zerre bahsetmeyip kapitalizmi yerden yere vuran bir sosyalist. tamam kapitalizmi yerden yere vur da, bu kadar faydalanıyorsan yararlarından da bahset bir zahmet. bu sosyalist arkadaşımızı, sosyalist olmanın gereğini yerine getirip kazandığı aylık 25,000 doları los angeles'ın meşhur evsizleriyle paylaşmaya davet ediyorum asdafdsad. geçen yayınlarından bir tanesinde veganlara, evcil hayvan sahibi olmak kölelikle neredeyse aynıdır çünkü mal statüsünde hayvan demişti adgsdafhas. bir de muslims for progressive values diye bir organizasyonda görev almış zamanında. muslims? progressive values? ay tam oksimoron bu ikisinin yan yana gelmesi ahsfdhfasgd. şimdi niye moron dediğimi anlıyor musunuz ?
part 1
aklımızın alamayacağı tonlarca faydasının yanı sıra ciddi zararları da olabilen ekonomik sistem. bu sebeple, ne amerikan tutucu ekonomik liberaller gibi tamamıyla serbest piyasayı ve neredeyse sıfır devlet müdahalesini ne de devletin tüm ekonomiyi ve fiyatları kontrol ettiği sosyalizmi ekonomik model olarak uygulamak lazım. komünizme hiç girmiyorum çünkü bir ekonomik model ve ideoloji olarak işe yaramadığını 26 aralık 1991 tarihinden beri biliyoruz. kapitalizmin tonlarca faydasının yanı sıra yarattığı ciddi zararlara, sosyalizmin getirdiği çözüm önerilerini uygulamak akıllıca gibi duruyor. işte tam da burada karşımıza keynezyen kapitalizm çıkıyor. bunu şöyle düşünebilirsiniz: kapitalizm, serbest piyasa ve serbest ticaretin getirdiği faydalar sebebiyle üstünüze giymek isteyeceğiniz bir elbise. fakat bu elbise zamanla ekonomik krizler, gelir adaletsizliği, doğanın katledilmesi, hayvancılık endüstrilerinin mezalimi gibi birçok sorunu ortaya çıkartıyor. bu sorunları elbisenin yırtıklarına/defolarına benzetebiliriz. zamanla yıpranan ve defoları ortaya çıkan kapitalizm elbisesinin üzerindeki yırtıkları, sosyalizmin çözüm önerileri ile yamayabiliriz. işte tam da bu yüzden sol partilere, sendikalara ve stklara ihtiyacımız olduğunu her zaman söylerim. kapitalizm üzerinize giymek isteyeceğiniz ama zamanla yıpranan bir elbiseyken, sosyalizm hiçbir zaman üzerinize giymek isteyeceğiniz bir elbise değil yalnız bunu da söylemekte fayda var. yani özetle keynezyen kapitalizm şunu söyler: devlet ekonomiye, ona olan güveni yeniden sağlamak ve onu daha istikrarlı hale getirmek için gerekirse müdahale eder. serbest piyasanın ve serbest ticaretin daha iyi işlemesi için kriz zamanlarında devlet müdahale ediyor ekonomiye yalnız, sosyalizmle karıştırmayalım. bu minvalde kapitalizmin diğer olumsuz yanlarına da devlet müdahale edebilir gerekirse der keynes. ekonomisini bugün keynezyen kapitalist ekonomik modele göre yöneten ülkelerden almanya'yı örnek verebiliriz mesela.
liberalizmle karıştırıldığını görüyorum. kapitalizm kapital sahibinin faydasına göre işleyişi değişen bir sistemdir ki bu da mesela 1920'lerde abd elektrikle sokaklarını aydınlatırken britanya'nın hala sokaklarını gaz lambasıyla aydınlatmasını açıklar. çünkü gaz lambalarına vaktinde büyük yatırım yapılmış ve elektrik şirketlerinin önüne yasal engeller çıkarılmıştır. evet? hani ilerleme ve özgürlük? n'oldu?
ya da sizin ihtiyacınızı ucuza gören bir ürüne devlet , bir kapitalistin ricasıyla, çok yüksek gümrük vergisi ekler ve siz istediğiniz malı, mülkü değil de o ricacı kapitalistin ürününü seve seve almak zorunda kalırsınız? hani ilerleme? daha iyiye yol alış?
liberalizm ise kapitalizme yolu açan ideolojik kaidedir. kağıt üzerinde güzel açıklar özgürlük, hak vs. ama mezrada doğan çocuğun eğitime hakkına nasıl ulaşacağı ile ilgilenmez. prosedürel eşitlik dedikleri bir kavrama göre çarkını döndürür. gece gece yazdığıma bak.
insanin icindeki boslugu tuketmelerini saglarayak gecici olarak dolduran sistemdir. sadece ihtiyaclari dogrusunda tuketim yapanlari hic sevmez. en cok sevdigi ise her seye arzu duyan ve sahip olmak isteyen insanlar
boşluğun (bile) sömürgeleştirilmesi, metalaştırılarak tüketilmesi diye katkı sunulasi.