cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

11 + 5 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • hayvanları kısırlaştırmak

    Kendini kısırlaştıran kaç kişi var? (Ben yokum)
    Sorumluluğunu üstlendiği hayvanı kısırlaştıran kaç kişi var? ( Ben yokum ama olmak üzereydim)
    Neden?
    Çünkü aslında hayvan ırklarını kendi ırkımızdan korumaya çalışıyoruz!
    İşte bir öykü...
    Anne köpek... 4 yavrusu var... köyün birinde... avlanıp besleyerek büyüttüğü 4 yavru... yazlıkçılar o yavrulardan korkar... O yavrular alınıp yazlıkçılardan uzak bir araziye sıcağın bilmem kaç derece olduğu bir günde terk edilir... ölmek üzereyken yine insanlar tarafından kurtulurlar... önce barınak... sonra sahiplendirme işlemleri... hepsi sahiplendirilir. Birisinden haber gelir, barınakta kaptığı mikroptan ölmüştür... diğerleri ise kendilerine bakan insanlar tarafından kısırlaştırılır. Çünkü o insanlarında sorumluluğunu üstlenebileceği hayvan sayısı sınırlıdır!
    Ben şimdi kimlere kızayım???
    O hayvanlar doğal ortamlarında kendi kendilerini döndürüp yaşayabilecekken...
    Üstelik o hayvanlar insan yaşamı için hiç bir tehdit bulundurmamakla beraber özellikle insanlardan uzak durmaya çalışırken!
    Üstüne birde anne köpeğin ölüsü bulunur, vurulmuştur! Bir daha doğurmasın diye...

    Çözüm müdahale değil! Çözüm kısırlaştırmak değil! Çözüm anlatmak... hissettirmek... empati... saygı... saygı... saygı....
    Hayvanların bizim koyacağımız mamalara aslında ihtiyacı yok hayvanların bizim tarafımızdan rahat bırakılmaya ihtiyacı var... mama koyuyoruz çünkü onları yerlerinden ettik... yiyebileceklerinin üstüne asfalt döktük... eve alıyoruz çünkü dışarda başka insanlar tarafından neye maruz kalacağını biliyoruz... sabır...sabır...sabır...
    hangi doğal ortam? o ormanlık alanda ne bulup yiyeceklerini zannediyorsunuz? yavrular öldüğünde anne onları yiyerek beslenirdi sonra zamanla o da ölürdü.
    tabii ki hayvanları insan ırkından korumaya çalışıyoruz. n’apalım sizin gibi kısırlaştırmak çözüm değil deyip hiçbir şey yapmayıp kendi hallerine mi bırakalım. emin olun elimden gelse insan ırkının kısırlaşmasını isterdim hatta direkt yok olalım ve tüm gezegen hayvanlara kalsın ve rahat etsinler. ama toz pembe bir hayat yok. şu an durum bu, zamanında hayvanları evcilleştiren insan, heryeri beton yapan insan ve şimdi hayvanları istemeyen yine insan ama hayatta kalmaya çalışan insanlara maruz kalan hayvanlar.
    geçmişten günümüze insanlar yüzünden yaşanan değişiklikleri sokaktaki canlara mal edemezsiniz. onların iyi yaşayabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor.
    evcil hayvan kısırlaştırmama nedenlerinde insanların çok bahaneleri var. doğaya müdahale etme, anneliği yaşasın istiyorum, soyları tükenecek vs.
    ve kısırlaştırmaya karşı olan insanları bencil olarak görüyorum. doğalarına karışmayın diyerek kenara geçemezsiniz. gerisini düşünmek zorundasınız. bizden önce avlanarak yaşıyorlardı ama günümüzde evcilleştirildiler ve yaşayacakları besin bulabilecekleri bir doğa kalmadı.
    inanılmaz bir üreme ve popülasyon var, bildiğiniz gibi her doğumda da bi bebek doğurmuyorlar. her yeni bebek yeni bir acı demek, malum yemek bulamayıp açlıktan ölen, kardeşinin yavrusunun ölüsünü yemek zorunda kalan, saçmalara maruz kalan, tecavüze uğrayan hayvanlar sokak hayvanları. arabayla vurup kaçanlarla, iple kedi köpeği asarak, köpeğin makatına biber sokup üstüne sakız yapıştıran insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz, bu nedenlerle gönül ister ki sokakta iyi insanların bakabileceği kadar kedi köpek olmalı, güven altına başka türlü nasıl alırız bilmiyorum, zaten üreme çok hızlı bunu kontrol altına almak çok çok zor. unutmayın ki araba altında kalan, kanser olan hayvanların çoğunluğu kısırlaştırılmamış hayvanlardır.
    çiftleştirmediğiniz hayvanları evde kızgınlık geçirmelerini izlemek dinlemek mantıklı gelmiyor.
    en tav olduğum şey ise erkek kedi köpeklerin kızgınlık döneminde dışarıya salınması, bu nasıl bir kafa? amaç belli, sorumsuzluk had safhada. bu durum aklıma, elinde cins köpeğinin tasmasını tutarken sokak köpeğine vuran kişiyi getirdi.
    bir de erkekleri kısırlaştırmayıp dişileri kısırlaştıran kafa var, aman aman.
    ayrıca kedi ve köpeklerdeki çiftleşme isteği insanlardakiyle aynı değildir, o duygudan mahrum kalmasın diye hiç düşünmeyin.
    evdeki üç çocuğum da kısır, sokakta baktığım çocukları da kısırlaştırıyorum.
    hayvanların doğasını düşünüyorum diyerek sorumluluklardan kaçmayın.
    benim en şaşırdığım şeylerden biri hayvanların kısırlaştırılmasına şaşıran, karşı çıkan insanlar.. gerçekçi bir çözüm önerisi olmadan içi boş 'erdem' cümleleri kurmak kolay. elbette ki hayvanların yaşayacak yer bulamaması, kendi doğalarını yaşayamamaları insanlığın suçu.. elbette ki olması gereken asfaltların sökülmesi ve doğanın canlanması.. ama yapabilir miyiz? mümkün mü bu şu an? yaşayacakları güvenli ortamlar sağlayamadığımız hayvanların kontrolsüzce üremesinin ve korkunç acılara maruz kalmasının daha doğru olduğunun düşünülebilmesine gerçekten hayret ediyorum.
    veganlar ve cins evcil hayvanlar başlığında bu konudaki düşüncelerimi okuyabilirsiniz.
    -sorunuz hiç benim mantığıma uygun değil. dileğim genetiğiyle oynanmış laboratuvarda üretilmiş tüm cins hayvanların keşke soyları tükense de o hayvanlar acı çekmeye devam etmeseler. bulldog, pug gibi cinsler basık burunlarından dolayı nefes sorunu çekiyorlar; italyan tazıları kemikleri çok ince en ufak düşmede kırılabilir; samoyed, sibirya kurdu türkiye’ye ait köpekler mi, sıcakta acı çekiyor köpekler, soğuk ülke cinsini getirmiş burda bakıyor, leğene buzlu su yapıyor ama tepede 40 derece güneş var; corgi, orantısız vücut şeklinden dolayı kalça bel sorunları çekiyor; scottish fold ve iran kedisini söylemeye gerek bile yok acı çektiği için sakin olan kedilerde kulaklarında eklem ağrıları, göz, cilt, bağırsak hastalıkları çekiyorlar. bu hayvanlar neden üretiliyor, acı çektikleri aşikar iken sırf görseli güzel, fotoğrafta iyi çıkar diye insanlar tarafından tercih ediliyor. yani cins hayvan talebinde bulunan insanlar zaten kısırlaştırmanın öneminin farkında değildir ve sokaktaki cana pislik gibi bakar. bu nedenle sorunuz benim açımdan oldukça alakasız, öncelikle o kişilerin evde hayvan bakma nedenlerini düzeltmemiz gerekli, para verip evde hayvan beslemekle sokakta zor durumda olan bir canı eve alıp ona yoldaş olmak bambaşka bir zihniyet. yani biz başka yerdeyiz, kendilerine hayvansever diyen cinsseverler çok başka yerlerde.
    -ben sokak hayvanları diyorum siz cins hayvan diyorsunuz. ne yani biz sokaktaki canlara bakmayı bıraksak, cins hayvan ticareti mi duracak. onlar bizim kafamıza keşke gelebilse de herkes sokaktan evlat edinse bakın o zaman nasıl güzel bir dünyamız olur.
    +++
    +++
    -asla doğru bulmadığınız konuya gelecek olursak, benim üç yavrum var, uzuvları yerinde dışarıdan sağlıklı gözüküyorlar fakat birinin sürekli kullanması gereken ilaçları var, birinin özel mama kullanması gerekiyor ve fiyatı gerçekten çok yüksek ve biri de psikolojik olarak hasta aşırı bir agresyonu var uyutulacaktı ama yaşadıklarından dolayı bu hale gelmesinin suçlusu o değildi ve buna gönlüm razı olmadı (pitbull değil, ne miksi olduğunu bilmediğimiz bir sokak köpeği), bizi bildiğiniz ısırıyordu saldırıyordu yaralandık ama çok uğraştım çok emek verdim hayvan psikolojisi profesörleri eğitmenler bir sürü insana götürdüm gösterdim, yani demem o ki birine bakmanız için illa ki kolu bacağı olmaması gerekmiyor, dışarda kalsa öleceğini bildiğiniz ve maddi manevi bakıma muhtaç olan çocuklara da birilerinin bakması gerekiyor. sanıyorum ki şu an engelli bir hayvana bakmıyorsunuz. 3 kere felçli köpeklere ve bir kediye geçici yuvalık yaptım. gerçekten çok sorumluluk ve en önemlisi vakit isteyen bir şey, herkes yapamaz bakamaz. düşündüğünüz kadar kolay değil. hem fiziken hem zihnen yorucu bir şey. tabii ki her zaman öncelik engelli hayvanların ama bunun için vaktinizin ve sabrınızın olması gerekli, benim çalışma hayatımdan dolayı felçli bir bebekle ilgilenecek vaktim olmuyor ama görme engelli bir kediyi daha ailemize eklemeyi düşünüyorum.
    -bir kez doğum yaptıktan sonra tabii diyen biriyle kısırlaştırma konusuna hiç girmeyeyim. yeterince konuştum zaten.
    -kalıcı bir çözüm falan olmayacak, tek yapabildiğimiz bulunduğumuz çevreyi iyileştirmek, insan ırkı yok olana kadar hiçbir canlıya bu dünyada rahat yok.
    Şu an elimde doğumu yakın bir sokak kedisi var. Haldır huldur geçici/kalıcı yuva arıyorum günlerdir kimsenin umrunda değil!!! Sokaklar hastalıktan açlıktan mahvolmuş kedi köpek kaynıyor bunlara bakmaya gelince kimse bakmıyor ne hikmetse konu kısırlaştırmaya gelince yok “anneliği tatsın” yok doğalarına karışmayın, yok hayvanın sevişmesine mani olmayın??? Ay okudukça, duydukça çıldırıyorum. Kedi köpeğin annelik duygusu dediğiniz en fazla 2 ay, sonrasında yeterince büyüyen yavrusuyla bile çiftleşebilecek hayvanların anneliğinden bahsediyorsunuz. DOĞAL ALANLARI YOK ÇÖP YEMEYE ÇALIŞIYORLAR AÇLIKTAN. Bu sefaleti durdurabilmenin tek yolu da kısırlaştırmadır. Hadi bakalım change my mind

    Veganlığın gri bölgelerinden biridir. kısırlaştırma, hayvanın beden bütünlüğüne karışmaktır. ne var ki, şehirlerde yaşayan kedi-köpek popülasyonunu kontrol altına almak adına kötünün iyisi bir seçim yapmak zorundayız. aksi halde yaşamlarına uygun dizayn edilmemiş şehirlerde açlıktan, hastalıktan ya da kaza sonucu ölen çok sayıda yavru var. bir kar-zarar hesabı yapılınca kısırlaştırma daha uygun gözüküyor. öte yandan, bu hiçbir şekilde kısırlaştırmanın etik olduğunu göstermez - apaçık beden bütünlüğüne müdahaledir. bu yüzden de gri bölgedir. en iyisi uzun vadede bu hayvanların yaşayabilecekleri, özgürce çoğalıp üreyebilecekleri yaşam alanları için girişimlere başlamaktır. tabi şimdilik sadece bir düşünce de olsa bir yerden başlamalıyız değil mi.

    hayvanlarin hayatlarina kisirlastirma, eve hapsetme, ne yiyeceklerine, ne zaman disari cikacaklarina karar verme gibi mudahelelere karsi olmama ragmen bir yanim malesef kisirlastirmayi savunuyor. evcillestirdigimiz hayvanlar besin zinciri disinda oldugu icin bir sekilde bizim mudahele etmemiz gerekiyor bir yerde. bu konular iki ucu b*klu degnek. yapilsa sorun yapilmasa sorun.

    hayvanlara tecavüz edilen yakılan öldürülen işkence çektirilen bu zamanda kısırlaştırmadan yanayım. bi köpek sonrası binlerce köpek dünyaya getirir ve dünya da hala evcilleşmemiş insanlar varken onlara hediye sunmak olur bu yavrular

    Hayvanların 'dur biraz çiftleşeyim de ailem olsun' bilinciyle veya herhangi bir bilinçle değil vücudunun salgıladığı hormonlar sayesinde çiftleşip çoğalmak istemesine insan tarafından müdahale edilmesidir.


    Annelik, babalık, abilik, ablalık, amcalık veya yenge, endişelik gibi bir kavram olmadığından çiftleşmek tamamen hormonsal bir ihtiyaçtır ve günümüz şehirlerinde bir kedi veya köpegin ( bu ikisi olarak söylüyorum en yaygın evcil hayvan olarak) normal bir köy/kırsal alanda karşılaşmayacağı kadar karşı cinsiyle karşılaşacağını, doğal ortamlarında yılda en fazla 1 kez gebe kalacakken şehirlerde yılda 4 ve daha fazla sayıda gebe kalacağını dikkate alırsak, şehir içinde kısırlaştırmak demek hayvanın, koşması, oynaması, sevilmesi, sevinmesi anlamına geliyor. Aksi durumda yıl boyunca yavrularını korumak ve diger karşı cinlerden kendini korumakla geçen korku dolu bir ömür geçiriyor. O korkunç hayatı veren de bizleriz zaten...

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk