Bir insan hem hayvanlara acı çektirilmesini istemeyip hem de et ürünleri tüketebilir. Bunun olamayacağını düşünenler kendi fikirlerini sorgulasınlar.
Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
Bir insan hem hayvanlara acı çektirilmesini istemeyip hem de et ürünleri tüketebilir. Bunun olamayacağını düşünenler kendi fikirlerini sorgulasınlar.
bu kısa filmi izledikten sonra vegan kozmetik ürünlere yönelen insanlar olacaktir ve bu tabii ki güzel bir sey. fakat navegan insanların "hakli sömürü alanlari" diye bir sey olmadigini anlamalari gerek. kullandigin sampuan vegan olsun sonra aksam yemeginde hayvan ye. sampuanin deneyinde hayvan kullanilmasin fakat ben hayvan yiyebileyim. önemli olanin bu ikisi arasindaki etik celiskiyi anlamak oldugunu düsünüyorum. temel mantik ayni. bi hayvan aci cekmeden de ayni ihtiyacini farkli bi kaynaktan karsilayabilirsin. vegan sampuan ya da bitkisel gida. bir fark yok.
popüler oldugu icin insanlar, tepki göstermesi gerektigini hissettigi icin storylerine koyuyor, tweet atiyor gibi geliyor biraz da bana. keske bu hassasiyet sahici olsa ve her alana tasinabilse.
videoyu paylaşan insanlarsa işbu edimleriyle kendilerini bir ödevle mükellef kılmış oluyorlar. bir seçim anında (süpermarkette, eczanede, kozmetik mağazasında) bunu anımsayacaklarını umuyor, biliyorum.
vücudumuzun nasıl bir acı eşiği varsa, algımızın da bir tahammül eşiği var. bu eşiğin üzerine çıktığımızda hasıl olan 'kopukluk', hissiz hâl (numbness), ve hatta disosiyasyon (dissociation). ve pek tabii bu eşik, her organizmaya özel bir değerde.
hayvanlar üzerinde deneyi olduğu hâliyle aktarmak, bir 'travmatizan imaj' bütünü oluşturacak, tabi olan algının ya kaynaktan uzaklaşmasına, ya içeriği -anlamı- reddetmesine (koparak, hissizleşerek, disosiye olarak) sebep olacaktır.
bu yüzden "save ralph" gibi inisiyatifler önemlidir çünkü, altını çiziyorum, başından sonuna izlenmesi mümkündür: verinin algıdan anlağa, ve bilince geçişi mümkündür.
etkili bulmadığım bu kadar da popüler olmasına şaşırmadığım filmdir.izleyici sadece bir film izledi. duygularını yaşadı üzüldü sonra gidip vegan ruj markalarına baktı o kadar. tıpkı bir dram filmi izlemiş gibi. bir gün belki bir hafta etkisinde kalır sonra unutulur gider. üzüldüğü şey gerçek değil çünkü. sadece bir film karakteri o acıları çekiyor diye kazıcaklar beyinlerine. örneğin onlarca mülteci konulu film olmasına rahmen kim bu filmleri izledikten sonra mültecilere yardımda bulunmuştur ? bence kimse. sadece vicdan masturbasyonu yapıldı. üzüldüler paylaştılar o kadar. bütün gerçeklikten alıkoydular kendilerini. zaten sinemanın da amacı bu değil mi ? bu tıpkı sömürülen hayvanların koşullarının daha vicdanlı olmasını söyleyen refahçıların yaptığı gibi. insanlara gerçeğin bizzat kendisini gostermeli gerçekten kaçmak insana bahane yaratır.
düşüncenizde doğruluk payı çokca var ancak ben yine de durumun bundan biraz daha ince olduğunu düşünüyorum. günümüzde "algı" kelimesi çok kötü bir anlam yüklenmiş biçimde kullanılsa da, insanların bu tarz işler sayesinde, algıda seçicilik bakımından değişeceği, gelişeceği yönünde inancım yüksek. cruelty free logosu olan "zıplayan tavşan" (leaping bunny) bugüne kadar hatrı sayılır sayıda insanın görse dahi anlam veremeyeceği bir logoyken şimdi bir ürünün arkasında bunu görmelerinin anlamı bambaşka. yine bu video ile aynı değişimi v-label için de söyleyebiliriz.
bunun dışında işin bir de hayvanlar üzerinde deney yapan firmalar açısından bambaşka bir boyutu var. bu firmalar bugüne kadar yaptıkları adeta yanlarına kar kalmış bir biçimde hayatlarına devam ederken, haftalardır "deney yapan firmalar" "deney yapmayan firmalar" gibisinden bir sürü liste, sosyal medya vb platformlarda hayli dikkat toplamış durumda ve bütün bu markalar da (maalesef durumu onlar açısından kar/zarar odaklı ele aldığımızda) bu rüzgarı arkalarına almak ya da karşı durmak ikilisinden birine yönelecekler. bugün sadece ralph bu etkiyi yarattıysa, öncesinde yapılan uzun uzun belgesellerin, yazılan kitapların, bütün eylemlerin, bütün çabanın kollektif bir biçimde meyvesidir bu durum ve bu etki yarın öbür gün çok daha fazla olacaktır. çünkü kimse kalkıp durduk yere save ralph'i üretmedi, öncesinde bir sürü yol denendi, bir sürü konu aktarıldı ve o doğrular ya da yanlışlar nihayetinde bu projeyi yapılmalı/yapılabilir hale getirdi.
yetmez ama evet
Save Ralph ile bir kez daha gördük ki, insanlığımız için aşmamız gereken çok engel var. Çünkü bu engelin ta kendisi biziz.Evet, kendi ‘keyfimiz’ ve ‘mutluluğumuz’ sanrısı altında kozmetik sektörü başta olmak üzere pek çok sektör temsilcisinin zenginleşmesine dair kaynakları görüyoruz. Başka bir deyişle, yaşama hakkı olan canlıları öldürerek devleşmemizin özetini izliyoruz bize ayna tutan bu sahnelerde.Umarım bu sahnelerden hepimiz bir ders alır ve" Hayvanların sömürülmesine " artık bir son veririz.''
Danaların kafası kesilsin çünkü hamburger güzel.
Ama tavşanların derisi yüzülmesin oy kıyamam.
Kuzular daha sütten kesilmeden annelerinden ayrılıp katledilsin çünkü pirzola çok enfes
tavşanların gözüne iğne yapmasınlar oy agucuk.
İkiyüzlülük, sahtekarlık.
konu kendi tabaklarına gelene kadar, insanların aslında ne kadar güzel empati kurduğunu, "hayvan hakları savunucusu" olduğunu görmemi sağlamıştır. her gün kullanılan şampuanlarda, nemlendirici kremlerde bu şiddeti görmeden hayatlarına devam edebiliyorlar ancak böyle bir video gördüklerinde tepki gösteriyorlar, sonrası, aynı ürünleri kullanmaya devam etmekten geçiyor. "aktif bir tepki göster, bir tavır takın" konusunda milyonlarca insan sınıfta kalıyor, bunu onlara söyleyen, gösteren veganlar ise agresif oluyor (bkz:‘veganlar çok agresif’ sorunsalı) halbuki tek istedikleri konfor alanlarına kimse dokunmasın, günlük yaşamdaki alışkanlıkları hiç değişmeden, sadece kendilerine "hayvan sever" "doğa dostu" gibi sıfatları eklesinler.