cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

8 + 11 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • frutaryen

    Ölmeden denemek istediğim beslenme şekli.Çok sağlıklı olduğu yönünde bir kac kişinin yorumuna tanık oldum ama şahsen denemesi biraz zor..
    Sebzelerinde tıpkı insan ve hayvanlar gibi hislerinin olduğunu toplanırken acı çektiğini düşünen ve onlar için farkındalık oluşturmaya çalışan akım aynı zamanda hayvansal gıda tüketimide yapmazlar. Örneğin patates yemezler çünkü patatesin topraktan ayrılması patatesin acı çekmesine neden olur anak elma yerler meyveler ağaçlar tarafından doğaya bırakıldığına insanlar sayesinde tohumlarının farklı yerlere iletileceğine inanılır. Sıklıkla çiğ tüketim yaparlar.
    Saygı duyduğum fakat katılmadığım bilimsel bir dayanağına rastlamadığım yaşam biçimi. Bu arada Gandi de bu şekilde besleniyormuş ve 82 yaşına kadar herhangi bir sağlık problemi yaşamadığı kaynaklarda mevcut. Kısacası zor
    Halkımız tarafından bilinmeye başlansa acaba “Ama meyvelerin de canı var”cıları türetir mi merak ettiğimdir.

    Dalından düşen her şey doğanın armağanıdır. Örneğin bir elma olgunlaşıp dalından düşünce toprakla ilişkisi kendiliğinden kesilir. Oysa sebzeyi biz topraktan koparırız. Sanırım temelinde doğanın işleyişine neredeyse hiç karışmadan sadece bir parçası olarak yaşama amacı yatıyor.


    atalarımız da iki ayak üzerine dikilmeden önce yere düşen meyveleri ve böcekleri yiyordu. Anatomik Yapımız bu yönde.


    Çekirdeği olmayan bir şeyi yememe gibi de düşünülebilir. Bunun mantığı da şu: bir patatesi yediğinizde onu tamamen yok etmiş oluyorsunuz ve bunu telafi edemezsiniz, oysa bir domatesi yediğinizde onun çekirdeklerinden bazılarını doğaya geri verebilirsiniz yani telafisi var. Gerçi günümüz tarımcılığında ve doyurulması gereken aşırı nüfus yoğunluğunu düşününce bütün bunların bir önemi yok ve doğadan uzaklaştıkça frutaryenlik de insan yapımı ürünlerin aşırı tüketimine dayalı olacaktır. En güzeli kendi bahçeniz olması belki de.

    çok fazla şeker tüketimi anlamına geldiği için sağlıklı olduğu konusunda şüphelerimin olduğu bir beslenme şeklidir. Takip ettiğim bir frutaryen var kullanıcı adı frutaryen :) hande gür. O kadar farklı çeşit meyve tüketiyor ki ve hepsi mükemmel görünüyor. Bir göndersinde frutaryen beslenme sayesinde göz renginin değiştiğini Ve gerçek göz renginin-renkli- ortaya çıkmaya başladığını yazmıştı. ilginç...

    başlığı gördüğümde ulan acaba gerçekten frutaryen beslenen insanlar yaşıyor mudur diye düşünmeme sebep olan ve bir üstteki entryde soruma cevap bulduğum beslenme şekli. frutaryen hanımın hesabını inceledim. yiyeceklerin titreşiminden falan bahsediyor. bu titreşimciler bana çok garip geliyor açıkçası. tabii bir felsefeyi tek kişiye bakarak yargılamıyorum, orası ayrı. öte yandan dalından düşen meyve konseptini anlamakta güçlük çekiyorum. bütün meyvelerin düşmesini mi bekliyorlar yemeden önce yoksa bu bir metafor mu? yani frutaryenlik deyince bir ağacın önünde elmanın düşmesini bekleyen, açlıktan karnı sırtına yapışmış biri geliyor gözümün önüne. gerçi baktığımızda büyük ihtimalle etçiller de veganlar için aynı şeyi düşünüyor. o yüzden ben en iyisi gideyim daha çok araştırayım bu konuyu.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk