cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

13 + 12 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • yazarların film ve dizi tavsiyeleri

    Dün izledim. Animasyon film. Ruben Brandt, Collector. Harikaydı.
    Dizi olarak da Anne with an e . Her bölümününde beni mutlu etti. Anlatamadığım değişik bir ruh haline büründüm.
    mr monk. 3 defa baştan bitirdim ve tekrardan başlamayı düşünüyorum. türü polisiye. obsesif kompulsif eski polis, dedektif olan adrian monk her bölümde bir cinayeti aydınlatıyor. ama hayatında tek bir amacı var, araba bombasıyla ölen karısını kimin öldürdüğünü bulmak. çok çok iyi bir dizi.

    the bletchley circle. bletchley park'ta şifre çözücü olan çalışan kadınların savaş bittikten sonra döndükleri hayatı anlatıyor ve bu da polisiye. tam bir ingiliz dönem dizisi.

    forever. ölmeyen bir adli tabibin cinayetleri çözmesini anlatan bir dizi. yüzyıllardır ölmeyen bir karakter olmasına rağmen dizi bilimkurgu öğelerden çok(hatta bilimkurgu demek biraz zor) polisiyeye kayıyor. 1 sezon sürmesine asla anlam veremediğim izlerken çok zevk veren bir dizi. seni özlüyorum dr henry morgen ve abe.
    Teströl és lélekröl adlı macar filmi. hiçbir şekilde veganlıkla alakalı bir film değil ama ben bu filmi izledikten sonra hayatımda bir şeyler değiştirmeye karar verdim ki daha önce veganlıkla ilgili belgeselleri falan izlemiş olmama rağmen. çok değişik bir etkisi oldu filmin bende. çok da güzel bir film değil şimdi kesin izleyin de diyemem ama bir büyükbaş hayvancılık şirketinde geçiyor ve hayvanlara yapılan deneyler gösteriliyor fakat sadece bir kısmında hepsinde de değil.
    the lobster. aslında önersem mi, önermesem mi acayip kararsızım. yorumlarda baya vakit kaybı olduğunu öne sürenler de mevcut ama ilginçti ben beğendim. birazcık bahsedeyim, distopyaydı. ilişkilere dair kinayeli bi anlatımı vardı, ortak özelliklere sahip olduğunu düşündüğün insanı aramayla, yanlız yaşamanın ayıplandığı evlenilmesi gerektiği bi dünyayla alay edilmişti. farklı bi film isteyenler izleyebilir.

    swiss army man. hayatı ölümle anlatan, çok güzel aynı zamanda komik bi filmdir. osuruk evet bildiğimiz osuruktan, acayip bir film çıkmış.

    dizi olarak da the 70s showu izlemekteyim, komik izle geç dizilerinden. 20 dakikalık güzel bir sitcom dizisi.
    the stranger. 8 bölümlük bir dizi, netflixte var ama ben internetten bulup izledim. tam bir ingiliz polisiye dizisi (broadchurch gibi) dün akşam başlamıştım bugün öğlen bitirdim. seveceğinizi düşünüyorum bu tarzdan hoşlanıyorsanız.
    ricky gervais severler için, after life. hem çok hayatın içinden, öyle uçarı kaçarı olaylar yok çok gündelik bir dizi. hem de ricky'nin kendine has sarkastik yaklaşımı ile beraber her fırsatta savunduğu ifade özgürlüğünden çok güzel parçalar var.


    spring summer fall winter... and spring

    'Tutku, bağlanmayı doğurur; bağ, öldürme isteğini… Sahiplenme duygusu, öldürme isteğini doğurur.'
    izleyin, izlettirin.


    bu başlığa bakmayı seviyorum film ve dizi bağımlısı olarak. grand budapeste hotel'i sevenler varsa(izlemeyenler kesinlikle izlemeli) aynı yönetmen olan wes anderson'dan the french dispatch vizyonda timothee chalemet oynuyor. 3 hikayeden oluşuyor film ilk 2 hikayeye bayıldım.


    komedi ve vampirlerin birleşiminden oluşan film what we do in the shadows eğlenceli bir film izlediğinize asla pişman etmez.


    Doktor caligari'nin muayenehanesi (1920).

    Gercek ile sanri arasindaki cizgi, otoriteye ne kadar guvenebiliriz gibi konulari isleyen eski bir alman korku filmi.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk