cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

5 + 9 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • türcülük / cinsiyetçilik kesişimselliği, feminizm

    Fabrika grevi sürecinde çıkan yangında ölen 129 kadını anma günü olan 8 Mart haftasında, Hayvan özgürleşmesi / feminizm, Hayvan hakları / kadın hakları, Türcülük / cinsiyetçilik kesişimselliğinde bu yazının değerlendirilmesinin anlamlı olacağını düşündüm. Everydayfeminism.com’dan alıntıladım. özetleyerek ve türkçeleştirerek paylaşıyorum. Yazının tamamına ilgili siteden ulaşabilirsiniz.


    Neden hayvan özgürleşmesi feminist bir meseledir?

    5 neden


    1. Hayvan Bedenleri de Nesneleştirilir


    Nesneleştirmek, kişinin bedeninin ve yaşamının bir başkasının zevki veya yararı için var olduğu anlamına gelir. medyadaki kadın bedenleri söz konusu olduğunda çoğumuz nesneleştirme retoriği konusundan haberdarız. Ayrıca, kadınların rutin olarak tecavüze uğradığını, dövüldüğünü, taciz edildiğini ve öldürüldüğünü biliyoruz. Jean Kilbourne'un belirttiği gibi, “…bir insanı bir şeye, bir nesneye dönüştürmek, o kişiye karşı şiddeti meşrulaştırmanın ilk adımıdır.” Bedenleri nesnelleştirdiğinizde, bu bedenleri belirli bir amaç için hizmet eden şeyler olarak görürsünüz. Benzer şekilde, insan olmayan hayvan bedenleri, tüketilebilecek veya acı verici veya etik olmayan bilimsel projelerde kullanılabilecek tensel nesnelere indirgenir. Hayvan bedenleri acı, zevk ve çeşitli duygular yaşayan ve sosyal ağlarda var olan bağımsız varlıklar olarak görülmezler. Bu nedenle hayvanlar, çoğu zaman sorgulanmayan korkunç şiddet sistemlerine katlanmak zorunda kalırlar.


    2. Hayvan Bedenleri ve Tecavüz Kültürünün Normalleştirilmesi


    hayvanlar cinsiyetlendirilir. O halde hayvanlara uygulanan işkenceler cinsiyetlerine özel olacaktır ve dişi hayvanlar için üreme kapasitelerinin ve vücutlarının nasıl kontrol edileceğinin büyük ölçüde belirlenmesi şaşırtıcı değildir. Fabrika çiftçiliği ve hatta “mutlu” çiftliklerde kullanılan önlemler, zorla cinsel ilişki ve şiddet içeren baskı sistemlerini kurumsallaştırmaktadır. Her yıl öldürülen hayvanların çoğu fabrika çiftçiliği sistemiyle katledilmektedir. Dişi hayvanlar, tekrarlanan tecavüz ve sürekli gebeliklerle dolu bir hayata katlanırlar ve “tüketildikten” sonra katledilirler. tavuklar büyük oranda yumurta üretmek üzere yetiştirilirken, "Rafe rocks" "Tecavüz askıları" -tohumlama sırasında hayvanları zapt etmek için kullanılan cihaz için gerçek bir endüstri terimi- inek ve domuz gibi hayvanların sürekli olarak döllenmesini sağlamak için kullanılır, bu onların üzerinde inanılmaz bir strestir. yumurta bağlama ve hastalık gibi ağrılı üreme rahatsızlıklarına neden olur. Feministlerin tecavüz kültürüne karşı mücadelesinde, tecavüze uğramış ve işkence görmüş insan dışı hayvan bedenlerinin tüketilmesi durumu da dikkate değerdir.


    3. “Aile İçi Şiddet”, “Hayvan sömürüsü” ilişkisi


    “Zalimliklere İpucu Olarak Hayvan İstismarı” başlıklı makalesinde Diana S. Urban (new York times), Fbi Analistlerinin, hayvan istismarını, gelecekteki şiddet davranışlarının değerlendirilmesinde dört temel indikatörden biri olarak kullandıklarını belirtir. Hayatın erken dönemlerinde insan olmayan hayvanlara zarar vermek ile insanlara zarar vermek arasında açık bir ilişki vardır. Bazı kaynaklarda, çocuk istismarının olduğu evlerin 'inde hayvan istismarının da meydana geldiği belirtilmektedir. Güvenli barınak -sığınma evi- arayan kadınların yarısından fazlası, şiddet uygulayan partnerlerinin evcil hayvanlarına zarar verme tehditinde bulunduğunu belirtmektedir. Çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet ile insan olmayan hayvanlara yönelik şiddet arasındaki ilişki, ataerkilliğin, azınlıkta olan ve çoğu zaman güçsüz olan bireylere nasıl zarar verebildiğini göstermektedir. Şiddet kesişimseldir, bu nedenle şiddeti sona erdirmek için “hak hareketleri” ortak olmalıdır. İnsan olmayan hayvanlar da ataerkillikten benzer şekillerde muzdariptir.

    Devamı...


    4. Kesişimsellik Tüm Ezilen Grupları İçermelidir


    Herhangi bir yerde, “hayvanlar bile kadınlardan daha iyi muamele görüyor!” diyen bir feminist yorum görme olasılığı yok denecek kadar azdır. İnsan olmayan hayvanlara yönelik olarak “dil”, belirli bedenlerin diğerlerinden daha değerli olduğunu öne süren ve ardından belirli grupların kötü durumunun diğerlerinden daha önemli veya anlamlı olduğunu öne süren ahlaki bir hiyerarşiyi sürekli olarak kullanır. Benzer bir tutum, bir grubun hak mücadelesinin, diğer bir grubun hak mücadelesinden önce dikkat çekmesi gerektiği veya her iki grubun da benzer baskı alanlarına sahip olması durumuna rağmen, bir grubun diğerinden daha iyi muameleyi hak ettiği varsayımıyla da söylemlere yansıyabilir. Bunun net bir örneği, radikal feminizmin, trans halkı, baskıyı kendileriyle aynı şekilde deneyimlediklerine inanmadıkları düşüncesiyle dışlamalarında da görülür. (trans-exclusionary radical feminism [TERF]) Ya da, beyaz olmayan kadınlar, ırksallaştırılmış toplumsal cinsiyet baskısı altında olmasına rağmen, “toplumsal cinsiyet” baskısını daha acil bir mesele olarak gören ve ırkçılığın feminist gündemlerinde önemli olmadığını düşünen bazı beyaz feministlerin de yaklaşımları buna benzerdir. Kesişimsellik, bu tür tutumlarla başa çıkmaya yardımcı olan teorik bir gelişmedir. …… hayvanlar, beyaz olmayan insanlar, kadınlar, engelliler, LGBTQIA+ toplulukları, vs. oldukça kötü durumdadır. Her grubun durumunu, ne kadar kötü durumda olduklarına göre “sıralamaya” çalışmak ya da tüm dikkatleri bir grubun hak mücadelesine vermek gerektiğini varsaymak doğru olmayacaktır. Tüm bu baskı alanları, aynı sistematik kötülüğün yan ürünleridir -beyaz üstünlükçü ataerkilliğin oluşturduğu bir kötülük- . Bu gruplardan birine, diğerlerinden daha ​​iyi davranılması, önemsenmesi gerektiğini deklare etmek, bu baskıların iç içe geçme ve hatta birbirlerine bağımlı olma biçimlerini de tamamen göz ardı etmek olur.


    5. Toplum Hayvanlar Hakkında da Yalanlar Üretir


    kültürel senaryolar, sorunlu davranışları doğallaştırmak için de kullanılır. Bu Senaryolar, insan olmayan hayvanlara işkence edildiği, katledildiği, tecavüze uğradığı, böylece tat bağımlılığını tatmin etmek için kullanıldığı gerçekliğiyle uyuşmaz. Şiddete karşı ilgisizlik herhangi bir sosyal adalet hareketinde asla teşvik edilmemelidir. Kültürel senaryolar mitleri ve gelenekleri sürdürür. Bunlar, sorunlu davranışlarda bireyin kendisini rahat hissetmesini sağlar. Yapma gücüne sahip olduğu seçimler için sorumluluğu başka yöne yönlendirmesine izin verir.


    Not: Rafe rocks -tecavüz askısı- Hayvanlara “suni tohumlama” yoluyla tecavüz edilebilmesini sağlamak için kullanılan hareket imkânlarını kısıtlayan, dar, oluk benzeri bir aygıttır. Endüstrinin “suni tohumlama” olarak adlandırdığı yapay yolla gebe bırakma işlemi tecavüz askısı aracılığıyla gerçekleştirilir. Suni tohumlama sırasında, insan çalışan (işçi), bir kolunu hareket etmesi engellenmiş ineğin rektumuna sokar, diğer koluyla ucunda boğadan zorla çalınmış sperm* bulunan metal bir çubuğu ineğin vajinasından rahim girişine ulaşana kadar iter. Rektumdaki koluyla bastırarak döllenmenin gerçekleşmesini sağlar. Bu eylem, özgürlüğün kısıtlanması, beden bütünlüğünün ihlali, bedenine ve cinselliğine müdahale edilerek hamileliğe zorlanan ineğin cinsel istismarıdır, adı üzerinde tecavüzdür. sürekli hamile bırakılan ve süt sağma makinelerine bağlı yaşatılan ineklerin istismardan kaynaklı yaşam süreleri -insan müdahalesi olmayanlara oranla- yarı yarıya kısalmaktadır. Artık sömürülemeyecek hale geldiklerinde ise, başka bir sömürü merkezine, mezbahaya yollanmaktadırlar. Dünyada ve Türkiye’de sadece endüstride değil, köylerde de suni tohumlama yöntemi uygulanmaktadır.*sperm üretimi: Özel olarak seçilmiş boğaların “elektro-ejekülasyon” yöntemiyle, rektumlarına elektrik akımı verilerek boşalmaları sağlanır. sivilsayfalar.org’tan alıntı

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk