benzer amacı taşıyan başlıklar sözlükte olsa da buraya da yazmak istedim.
insanın kibrini gördüğüm, dünyanın efendisiymiş gibi etrafta gezinmesine tanık olduğum günden beri bir gariplik vardı içimde. insanın dünyada mutlulukla yaşamaya değil, hükmetmeye çalıştığını, diğer canlılarla hayatı paylaşmayı değil, tüm canlıları kendine hizmet etmeye zorladığını fark ettiğimde ise veganlığın kapıları açılmıştı benim için. bu dünyaya gelmeyi, var olmayı, yaşamayı ve ölmeyi insanlara, kendimize özel bildik ve bizden başka her canın doğmasına, hayatını nerede geçireceğine ve ne zaman öleceğine karar veren olduk. çok iğrenç bir kibir, kendini beğenmişlik bu.
kendini allah'ın, tanrının kulu olarak görenler, diğer canlılara tanrılık, allah'lık taslar halde, kendini bilime adamış olanlar, bilimin açıkca söylediğini kendi konforundan dolayı görmezden gelir halde, kendine hayvan sever diyen, diğer hayvanın ölümünden, cesedinden keyif alma peşinde iken gidebileceğim tek yol olarak veganlığı gördüm hayatımda. bir de baktım ki, veganlar da vejetaryenlere üstünlük kurma peşinde, bir hata ile içinde "peynir altı suyu tozu" olan ürünü kullandı diye, başka bir vegana öfke kusma derdinde, aktivizm adı altında yola ilk çıkanlardan olduğu, bir meslek dalında yola çıkan ilk vegan olduğu için, kendinden sonra gelenlerin önünü tıkama, tüm kazancı, popülizmi kendi alma derdinde. ben desen zaten toplumdan kopmuş, izole bir köyde, dışarıdan hepinize çomak uzatır halde, ama merak etmeyin bu söylediklerimin çok daha ağırlarını kendime yöneltiyorum zaten.
önden gelen not: kimseyi itham etmiyorum ha, kalkıp şimdi iftiracı falan da demeyin, sadece kendi gereksiz fikrimi belirttim.