evliliğin ilk altı ayı bu şekilde geçti ve ben denize çıktım tekrar. dört ay sonunda eve döndüğümde artık yeni bir şehir ve yeni bir evde yaşıyorduk ve eşim bana yeni evimize hayvansal gıda girmeyeceğini söyledi. ne kadar sevindiğimi anlatamam. tabi sordum kendisine vegan mı oldun diye ancak olmadığını sadece benim için böyle bir karar aldığını ama öğrendiklerinden sonra hayvansal ürünleri tüketmekten soğuduğunuda açıkladı. kendisi kişiliği gereği bir şeyi tam olarak benimseyemediyse kendisini o zümreye ait hissetmez. eve geldim ve artık neredeyse bir yıldır vegandım. artık günlük hayatta bir çok alışkanlık oturmuştu. eşimle ilgili ilk farkettiğim onda da bir çok alışkanlığın gelişmiş olduğuydu. mesela o da her alınan ürünün arkasını okur, vegan ürünler satan yerleri araştırır olmuştu. bir gün annesinin evine gittik ve köfte vardı yemekte. ben herkesten önce yiyip masadan kalktım henüz yemekler servis edilmeden. kokular rahatsız ediyordu çünkü. salonda otururken iki dakika sonra eşim geldi ve yemek yiyemediğini ağzındaki köfteyi yutamayıp çıkardığını söyledi. tabi içimde uçan kelebeklerin rengarenk olduğunu söylememe gerek yok sanırım. o büyük bir değişim içindeydi. belki gerçekten benimsediği için belki benim için belki kendisi için belki de hepsi için bir yola girmişti. kendisine vegan demeyi reddediyordu hala ama yaşamı vegandı. dışarıda birisi kahvenin yanında bisküvi verirse bazen yiyor bazen yemiyordu mesela. birkaç ay sonra tekrar gemiye çıktım.çevre baskısı içinde bir parantez açayım. hala olduğu gibi ve henüz 'dönmemişken' daha yoğun olarak insanların tacizlerine maruz kalıyordu. bilgi kirliliği ve basmakalıp cümlelerden tekrar bahsetmek istemiyorum ama o süreçte bunlarla hem de en sevdiklerinden bu sözler gelirken uğraşmak zor olmalı.