hayvansal gıda kelimesindeki sorun hayvanın bir parçasının endüstrileşen tüketim içerisinde ihtiyacı bile olmayan insana yemek arzı olarak yer almasıdır. örneğin gerçek bir etobur olan aslanın yediği şey hayvansal gıda değil, direkt hayvandır. bu yüzden sanırım naveganların yediklerine hayvan demeye yüzleri olmuyor, ortada milyar dolarlık bir endüstri var sonuçta. et kelimesinin başlı başına yanlış olduğuna katılmıyorum çünkü et, kökeni ve anlamıyla insan ve hayvan bedeninin kas ve yağdan oluşan doku parçası demektir. ten anlamında da kullanımı vardır yine insan ve hayvan için. bu kelimedeki sorun, zaten semantik olarak şiddeti içinde barındırmasına rağmen (yani insanlar tabaklarındakinin bir başka canın bedenine ait olduğunun ve ona ulaşma sürecine şiddetin haliyle dahil olduğunun zaten farkında) bunun bir pazarlama stratejisiyle ihtiyaç ve hak olarak sunulmasıdır. düşündüğünüzde bir marketin internet sitesinde kategorilerden birinin "beden parçası" anlamı olması çok korkunç ama zaten burada anahtar kelime "düşündüğünüzde". ben dikkat edebildiğim zaman et için ceset diyorum. ceset kelimesi insanlara özellikle itici geliyor ama zaten yedikleri şey tam da bu. işin içinde bir endüstri olduktan sonra geri kalan her şey zaten bir "ürün" oluyor, bunda sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yok maalesef o endüstriyi tamamen ortadan kaldırmaktan başka. bunun için de hoşunuza gitmeyecek ama navegan ve hayvanlar üzerinde deneylerden sonra piyasaya sürülen ürün gamına sahip devasa şirketlerin vegan ürünlerini de tüketmemek ve endüstriye bağımlılığı en aza indirmek gerekiyor. ama mesela "hayvansal ürün tüketmiyorum" gibi bir cümle kurmak istemeyenler de "hayvana ait şeyleri hayatıma sokmuyorum" diyebilir. şey kelimesinden küçümseme anlamı çıldırabilirse de burada naveganlara asıl ulaşması gereken kısım zaten "ait" kelimesi. yani o "ürün" o hayvandan başka kimseye ait değil anlamında.