Veganlığın tanımı bellidir; hayvanlara gereksiz yere zulmetmemek için mümkün olduğunca hayvansaldan uzak durmaktır. Bu görüşü haklı bulan herkes vegandır. Bir insan vegan olduğu zaman yaşam şeklini hangi derecede değiştirdiği vegan olup olmamasını etkilemez. Kimisi sadece kürk almaz, kimisi sadece et yemez, kimisi de hayvansal hiçbir şey almadığı gibi orangutanlara zulmetmemek için palm yağlı ürün almaz, böcek ilacı ve hayvansal gübre kullanılmadan üretilen sebzeleri arar, hayvansal deney içerdiği için korona aşısı bile olmaz. Bir insan vegan olduğu zaman hayatını ne derece değiştirdiği vegan olup olmaması ile ilgili değil doğruculuğu ile ilgilidir. Ne kadar doğrucu ise hayatını veganlık doğrultusunda o kadar değiştirir. Çünkü “doğruculuk” insanın düşünceleri ile davranışlarının uyuşması demektir. Bu sebepten dolayı veganlık bir zihin yapısıdır. Veganlık kapsayıcı olmalıdır. Alt dallara ayrılmamalı tam tersine hayvan refahı için et yemeyen vejetaryenler vb. de kapsamalıdır. Ben veganlığın çok sulandırıldığını bu sebepten dolayı da vegan hareketin gücünün zayıfladığını düşünüyorum. Çoğu insan veganlığı haklı bulduğu halde veganlığın bu kadar somutlaştırılması (örn: veganlar et, süt, yumurta kesinlikle yemez; yün ve deri giymez; hayvan deneyi varsa ilaç almaz, bal bile yemez) sebebiyle hayatlarında hayvan refahı için en basit değişiklikleri bile yapmıyor. Bu somutlaştırmayı en çok da veganlar yapıyor. Bunun bir sonucu olarak bu başlıktaki tanımlar ortaya çıkıyor ve hayvan zulmü karşıtlığı konusunun ciddiyeti azalıyor.