cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

5 + 16 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • bitkilerin acı çektiği yalanı

    Veganlık konusunun geçtiği her yerde duymamanın imkansız olduğu yalandır kendisi. Genellikle ama bitkiler de açı çekiyor diyen insanlar hemen Google’a girip “evrim ağacı bitkiler acı çekiyor” yazarak karşılarına çıkan yazıyı daha kendileri bile okumadan yorumlarına kaynak olarak yapıştırıverirler. Tabi birden bitki hakları aktivisti kesilen bu şahısların bitkileri falan düşündüğü yoktur. Öyle olsaydı önce yedikleri hayvanların ne kadar bitki yediklerini sorgularlardı.
    Şimdi her şeyi bir kenara bırakalım, bir kere evrimsel açıdan bitkilerinin açı çekebilmesinin bir anlamı yoktur. Acı çekmenin amacı hayvanların zararlı uyaranlardan kaçmalarını sağlayarak hayatta kalma şanslarını arttırmaktır. Hareket edemeyen bitkilerin acı çekmesinin bir anlamı yoktur. Acı çekme yetisi bitkilerde ortaya çıksaydı herhangi bir avantaj sağlamadığı için seçilime uğramayacaktı. Tabi bu kadar uzatmak bile boşunadır. Acı çekme yetisi çok karmaşık bir biyolojik süreç gerektirir. Nösiseptör, sinir sistemi ve beyin olmayan bir canlının acı çekmesi mümkün değildir. Bakın acı sinyali üretilse bile bunu algılayamaz, anlamlandıramaz. Bitkilerin hücresel düzeyde zararlı uyaranlara verdiği hormonal tepki acı çekmek değildir. Bitkilerin bunu algılayacak, yorumlayacak, hissedecek kapasiteye sahip değildir. Cildimiz güneşin zararlı ışınları ile karşılaşınca melanin salgılar, ancak biz bunu hissedemeyiz. Bitkilerdeki durum da buna benzerdir.
    Gelin sunun argümanlarınızı kanıtlarınızı ve makalelerinizi (ki evrim agcindaki o makaleleri okudaman anlamadan sunmayın) bizde sunalım sonra oturup vegan olmamak için başka bir bahane ararsıniz..
    kesinlikle ! özellikle, "vegan olmamak için başka bir bahane ararsınız" kısmı çok doğru, bu tür argümanları ben bahaneler sınıfında gördüğüm için ciddiye bile alıp cevaplayamıyorum..
    bir elma ağacından elmayı kopardığınız zaman o ağaç ölmüyor ya da kurtarılması zor bir duruma gelmiyor fakat hayvanlarda öyle değil. bu argumanı genellikle navegan dostlarıma kullanıyorum.

    ingilizce'deki pain ve suffering ayrımı üzerinden düşünürsek, bitkiler ''pain'' denen sinyali kesinlikle algılıyorlar fakat ''suffer etmiyorlar.'' ama varlıklarına zarar verilmesinden kaynaklanan bir tepki ortaya koyuyorlar. bitkilerin süptil dünyasıyla tanışmış, onlarla iletişime geçmiş herhangi biri bunu anlar.


    ben varolan her şeye özenle yaklaşılmasını savunuyorum. çünkü şeyler herşeyseldir, bize birbirinden kopuk gibi görünenler aralarındaki boşluk vasıtasıyla birbirlerine bağlıdırlar.


    ayrıca bitkilere de özenle yaklaşılmasını istemek, veganlığa ters düşen bir durum değil. mevzuya dir coşkun tepkilerin, bu savı veganlığa ters köşe şeklinde algılamaktan kaynaklandığına inanıyorum. daha net söylemek gerekirse 'bitkilerin de canı var' söylemi endüstriyel tarıma, bitkilerin birer meta gibi ekilip biçilmesine, doğaya karşı normalleştirilen her türlü şiddete daha da incelikle bakılmasına davet ediyor bizi aslında.


    hayvan haklarını savunurken, 'önce insan haklarını kurtaralım da' tepkisiyle, bitkilerin hissedebilirliğine karşı verilen bu tepkileri benzeştiriyorum. kurtuluş yok tek başına arkadaşlar..

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk