ingilizce'deki pain ve suffering ayrımı üzerinden düşünürsek, bitkiler ''pain'' denen sinyali kesinlikle algılıyorlar fakat ''suffer etmiyorlar.'' ama varlıklarına zarar verilmesinden kaynaklanan bir tepki ortaya koyuyorlar. bitkilerin süptil dünyasıyla tanışmış, onlarla iletişime geçmiş herhangi biri bunu anlar.
ben varolan her şeye özenle yaklaşılmasını savunuyorum. çünkü şeyler herşeyseldir, bize birbirinden kopuk gibi görünenler aralarındaki boşluk vasıtasıyla birbirlerine bağlıdırlar.
ayrıca bitkilere de özenle yaklaşılmasını istemek, veganlığa ters düşen bir durum değil. mevzuya dir coşkun tepkilerin, bu savı veganlığa ters köşe şeklinde algılamaktan kaynaklandığına inanıyorum. daha net söylemek gerekirse 'bitkilerin de canı var' söylemi endüstriyel tarıma, bitkilerin birer meta gibi ekilip biçilmesine, doğaya karşı normalleştirilen her türlü şiddete daha da incelikle bakılmasına davet ediyor bizi aslında.
hayvan haklarını savunurken, 'önce insan haklarını kurtaralım da' tepkisiyle, bitkilerin hissedebilirliğine karşı verilen bu tepkileri benzeştiriyorum. kurtuluş yok tek başına arkadaşlar..