Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.
eğitim için birkaç ay önce taşındığım yer (providence). nedense vegan gıda cennetine geleceğim gibi bir hayalim vardı taşınmadan önce. her markette binbir çeşit ürün olur, çok fazla vegan restoran olur, navegan restoranlarda da çok fazla çeşit olur diye hayaller kurmuştum.
buraya ankara'dan taşınan biri olarak hayallerimin büyük ölçüde boşa çıktığını görüyorum. türkiye'de olmayan ve cidden sevdiğim omlet yapılabilecek yumurta ikamesi var, daha fazla tofu çeşidi var, eyvallah. onun dışında ankara'daki marketlerden bulduklarımdan çok daha farklı değil açıkçası. gittiğim vegan restoranların çoğu eh... ama sanırım amerika'da göçmenler tarafından işletilmeyen (yani yerlisi oldukları yörenin yemeklerini yapmayan) restoranların çoğu eh zaten, vegan restoranlara özgü değil... etik bakkal, terradan, junk vegan, itz nutz'ın peynirleri ve yoğurdu gözümde tütüyor. bir de henüz kendime vegan bir komünite bulamadım...
insanlar eskiden çok daha fazla vegan restoran olduğunu, amerika'da veganlığın ivmesinin azaldığını söylüyorlar.
dünyadaki her canlının yaşam kalitesini düşürmüş, bir çok neslin tükenmesine sebep olmuş, Binlerce katliamdan sorumlu; yaşlı, çocuk, hayvan demenden bombalayan bir terrör devletini savunmak, en basit tabiri ile alçaklıktır.
Vegan toplumunu sömürmek amacıyla, vegan piyasasının genişlemesi sebebiyle, süper ülke diyen veganazilerin en yakın zamanda kendilerine karakter bulması dileğiyle..
bkz: binlerce dolarlık kedi, köpek satın alıp, hayvansever olduğunu sanan bireyler..
Kötülüğün vatanı, pasaportu, ideolojisi veya inancı yoktur; insan kötüyse kötüdür, ülke bağlamaz. Zulmü sadece tek bir devlete veya sisteme indirgemek, dünyanın geri kalanındaki kan gölünü aklama çabasıdır. Batı’nın kapitalist sömürüsü ve endüstriyel hayvancılık fabrikaları ne kadar vahşiyse, Doğu’nun otoriter rejimlerindeki insan hakları ihlalleri ve hayvan pazarları da o kadar vahşidir. Kuzey’in "gelişmiş" refahı içindeki gizli sömürgeciliği ne kadar ikiyüzlüyse, Güney’in yoksulluk ve kaos içindeki kontrolsüz şiddeti de o kadar gerçektir. Marksist, komünist veya kapitalist fark etmeksizin; sağ, sol ya da milliyetçi tüm rejimlerin tarihinde doğa yıkımı, toplu katliamlar ve "öteki" gördüğünü ezme gerçeği vardır. Zengin ülke sömürüsünü teknolojiyle, fakir ülke ise çaresizlikle maskeliyor; farklı inanışlara sahip toplumların hepsinde kurban edilen veya meta görülenler yine hep "zayıf ve dilsiz" olanlardır. Veganlık, bir dış politika aparatı veya bir "veganazi" komplosu değil; bu küresel ve ideolojiler üstü şiddet sarmalına karşı evrensel bir reddediştir. Zulmü sadece tek bir bayrağa yıkarak kendi vicdanınızı rahatlatamazsınız; mezbahadaki çığlık her dilde aynıdır ve her bayrağın altında aynı acıyı verir. Derdiniz gerçekten sömürüyse, önce tabağınızdaki kanlı siyaseti bırakın.