cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

2 + 12 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • ama bunlar amerikada oluyo savunması

    vegan belgesellerinin ve et, süt endüstrisiyle ilgili gerçekleri gösteren örneklerin yurtdışında çekilmiş olmasından ötürü duyduğum bir itiraz. "AmA BUNLAR AMERİKADA BÖYLE,TÜRKİYEDE BÖYLE DEĞİL" KENDİ ÜLKEMİZDEN SOMUT ÖRNEKLER GÖZE VURULMADIKÇA KİMSEYE GERÇEK GİBİ GELMEYECEK SANIRIM. YOK MUDUR ŞÖYLE "AL SANA KANIT" DİYEBİLECEĞİMİZ VERİLER?

    evet genellikle karşılaşılan "ama bunlar türkiye'de olmuyor" savunması çok fazla duyduğumuz bir navegan cümlesi. nedense sütaş vb firmaların reklamından alışkanlık gibi geliyor bana daha çok, romantik bir bakış açısı var sektöre karşı, sanki böyle köyde yetişiyormuş gibi her şey.

    veganlık hakkında düşündüğüm sıralar sabaha doğru what the health belgeselini izlerken Amerika'nın en büyük besi çiftliğindeki 1 dakikalık kesit ilgimi çekmişti, çiftliğin bulunduğu alandaki balıklar kıyıya vuruyordu hayvancılığın yaydığı zehir yüzünden bunlar da abartmış dedim fakat sonra Türkiye'nin en büyük besi çiftliğini googleladım, direkt olarak bir yer bulamadım fakat tokat Niksar'a büyük bir tane yapılmış, daha sonra tokat Niksar googlelayıp haberlere baktım ve kıyıya vuran balık haberini gördüm, daha önce de olmuş bu olay. o günden beri veganım ve bu başlık sözlüğe üye olmama neden oldu. bu arada haber linki için tıklayın

    Aşağıdaki resmi, Türkiye'de geçmişte görevli olduğum bir etlik piliç yetiştirme (broiler) tesisinde çektim.

    görsel

    doğal ortamda en az 6 ayda yetişkin hale gelen ilkel tavuk canlısının aksine -tavuk sanılan- bu hayvanlar tesise 1 günlük ve ~50 gr. gelip ortalama 40 gün sonunda yetişkin ve yaklaşık 3 kg. olarak kesime gidiyor.Bu süreç içersinde içeriği gdo malzemelerden oluşan yemlerle besleniyorlar.Gelen hayvanın sayısı ile yem içeriği, civcivleri getiren ve piliç olarak geri alıp keserek kendi markasıyla satan, herkesin bildiği büyük firmaların kontrolünde.


    resmin çekildiği gün, hayvanlar 22 günlük olmasına rağmen hareket alanları çok kısıtlı idi.Kesim öncesi son bir hafta kala bir kısmı erken kesime gitse de zemin tamamen dışkı ile kaplı ve hayvan yoğunluğundan görülemez hale geliyor.Yem ve suya ulaşmak isteyen hayvanlar birbirlerini çiğnemek zorunda kalıyor.


    40 günlük ömürleri süresince toprak ve gün ışığı görmeden, doğal beslenme ile yeterli hareket imkanları olmadan -hatta kanaatimce stres altında- büyüyen bu hayvanların sağlıklı da (bağırsak, kas, kolajen yapı gelişimi vs.) olmadıkları görüşündeyim.


    büyüme sürecindeki nispeten küçük hayvanlar sürekli ayıklanıp "onlar hasta, zaten ölecek, sürü ort.ağırlığını olumsuz etkiliyorlar" vs. gerekçe ve ticari yalanlarla onlarca hayvan öldürülüyor ya da ölülerin atıldığı çukurda ölüme terkediliyor.


    kesime gitmeden önce hayvanlar kafeslere tıklım tıklım doldurulurken kötü muamele görüyor dolayısı ile ciyaklıyorlar.aksi ticari açıdan zararla sonuçlanacağından gerekçeler hazır; "başka işçi yok, iş acil...."


    Mekanın ısıtılmasında kulanılan fosil yakıtların denetimsiz baca gazları, hayvanların kesime gitmesine müteakip yapılan temizlikte kullanılan kimyasalların ve atık suların tesisin bulunduğu kırsala, yer altı sularına verdiği zararlar madalyonun diğer yüzünün bir kısmı.


    Market vs. den satın alınan bu ürüne dair markalardaki "İyi tarım" sertifikasının hayvan refahı ile alakası yoktur; sadece kayıtlar ile takip edilebilirlik gelişir.


    satılan herhangi bir hazır gıdada (poğaça, pasta vs.) bulunan yumurtaların ise yukarıda yazdıklarımdan daha kötü şartları olan kafes sistemli üretimden elde edildiğini biliyorum.


    Yazdıklarım tavukçuluğun sadece benim şahit olduğum kısmı.Kesimhane prosedürü ve orada gördükleri muamele ile Memeli hayvanların durumunu düşünmek dahi istemiyorum.

    Bir havyana elinden geldigi kadar iyi bakip, en iyi ortamda onu ozgurce buyutsen bile; eger sonunda onu, yemek icin bir arac olarak gorup, olduruyorsan sen bir katilsindir. Bu kadar basit. Bu yapilanlari 'et' tuketerek destekleyenler de, dolayli olarak, katiller.

    Sonradan gelip bir de esitsizlik, insan cinayetlerinden yakiniyorlar. E siz ayni eylemi diger hisseden canlilara yapmiyor musunuz ya da desteklemiyor musunuz? Sonradan kimse iyilikten, medeniyetten, sefkatten, insanliktan (?) bahsetmesin lutfen.

    Butun bu olanlari gordukten sonra mizantropi sonucuna vardim.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk