cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

14 + 5 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • the end of all evil

    jeremy locke 'un 2006 tarihli kitabı. şu link ten ücretsiz indirilebilir. sesli kitap olarak youtube'a da girmiş. dinlemek isteyenlere link .


    pişmanlık dolu edit : kitabı sonuna kadar dinleyince süper faşist bir yere doğru yöneldiğini farkettim. bir kitabı paylaşmadan önce bitirmem gerektiğini yüzüncü kez tekrar öğrendim. neyse başı biraz iyi en azından.. :)

    Türkçe'ye meal gibisinden bir alıntıyı çeviriverdim.


    ''Kötülüğün insanları nasıl kontrol ettiğini anlamak için doğal ilkeler ile hukuki yasalar arasındaki farkı anlamak gerekir. Doğal ilkeler, size özgürlük ve anlayış sunan gerçeklerdir. Yasa ise biat eden köleler yaratmayı amaçlayan bir yalandır.


    Doğal ilkeler kökenlerini gerçeklikten alırlar. Onlar dünyanızı tanırken edindiğiniz deneyime dayalı bilgilerdir. Zekanız sayesinde yaptığınız her şeyde doğal ilkeleri keşfedersiniz. Ateşin yaktığı, dikenin battığı, elmanın tadı gibi bilgiler, deneyimden doğru anlaşılmış doğal ilkelerinizdir. Yasalar ise, insanların düşünme ve anlayışlarını kısıtlamak için zalim zihinler tarafından yaratılmış kökeni olmayan fikirlerdir.


    Örneğin yasa, kraliçenin sizden üstün olduğunu söyleyebilir. Fakat bu bir gerçek değil, dayatmadır. Kraliçenin üstünlüğü, geçerliliğini size doğru yönelttiği baskı, tehdit ve şiddetten alır. Sizin zorunlu ya da gönüllü kabulünüze dayanır. Evrensel, doğal bir ilke değildir. Yasalar, doğal ilkeleri taklit etmek için kendilerini otoritenin ardına gizler ve insanlar zalimlerin yasalarını doğal ilkeler gibi kabul ettiklerinde artık onlara sorgulamadan biat ederler. Böylece özgürlükleri, yetenekleri ve bilgelikleri kısıtlanır. Yasaların da amacı budur.''


    -


    Kitabı bitirdikten sonra mevzuyu birlik bilincinden görmeye çalıştım. Çünkü maşallah dualizmin doruklarına çıkarıyor okudukça.


    Kısaca ivılın özgürlüğün zıttı olduğunu, otoritenin özgürlüğümüzü konfor, güvenlik vaadiyle ya da bir düşman yaratarak, olmadı baskı ve şiddetle elimizden almaya çalıştığını söylüyor. Fakat eşzamanlı olarak ivılı, otoriteyi ve kültürü düşman ilan ederek şiarının bir benzerini holografik olarak yeniden üretiyor. Lakin tanımladığı düşmanın karşısına bireyin sonsuz özgürlüğünü ve biricikliğinden kaynaklı gücünü koyduğu için tam olarak otorite-köle ilişkisinin aynısını yaratmıyor. Yine de ikilik üzerinden kurduğu bu ilişkinin çatışması, taraflar bertaraf olmadan çözümsüzlükte kalmaya mahkûm.


    Savaşın kazananı olmuyor, çünkü her galibiyette tahakküm el değiştirip duruyor. Biz buna son vermeye geldiysek, her durumda birlik ve hiçlik bağlantısıyla düşünmemiz gerek. Bu açıdan evil, uzaylı değil. O da bizden nanet olası.


    Acı, kimilerine bilgelik, kimine zalimlik veriyor. Öte yandan aşkın bir benlik, zulmetmeden zalimlik rolünü, böbürlenmeden bilgeliği ortaya koyabilir.


    Çünkü o bilir ki;


    Zalim insan da, içinde aynı saf özü taşıyan fakat gaflete düşmüş biridir. Onun zulmünü engellemek kimi zaman ancak şiddetle mümkün olur. Zarar vermeyen ama durduran bir şiddet. Hiçe, here ve bire an be an erişebilenler, doğal olarak kendilerine doğru gelen şiddeti kaynağına yönlendirerek bertaraf edebilirler. Hatta bazen dönüştürüp bir hediye olarak bile sunabilirler. Bu müthiş bir simya işi ve gerçekten mümkün. Ha gayret. ❤

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk