cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

15 + 10 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • meyvecil

    veganlığımın ikinci yılında oruçlarla desteklediğim uzun bir sürecin sonunda meyvecil beslenmeye geçiş yapmıştım.


    inanılmaz bir yaşam sevinciyle doluyor insan. bir kuş kadar coşkulu ve enerjik oluyorsun. lakin bu varoluşu paylaşacak bir çevren yoksa hayırdan çok şer getiriyor halin.


    yükselen frekansınla yepyeni hassasiyetler geliyor. nasıl desem, üçüncü bir kulak çıkmış gibi mesela. daha fazla duyuyor, algılıyor olmak şehir yaşamında bir dezavantaj oldu benim için. zaten maşallahım vardı önceden de.


    ama ne olursa olsun, meyvecilliğin benim için doğru beslenme türü olduğuna inancım tam. insan için diyesim var ama demiyorum çünkü herkes ayrı bir evren.. ki köfteden meyveye uzuun, çileli bir geçiş süreci de var.


    salatalık, domates, ceviz, fındık, patlıcan, kabak gibi meyve olduğunun ayırdında olmadığımız bir çok nimet var.


    meyvedeki şeker, izole edilmiş bir şeker olmadığı, meyvenin asidi, proteini, lifiyle beraber bütünsel bir besin olarak geldiği için zararlı şekerlerden çok farklı bir yerde duruyor.


    meyvecil beslenmede karşılaşılan önemli bir sorun meyve asitlerinin dişlere bir süre sonra zarar vermesi. bu sorunun kaynağı, sık yenilen öğünler. yemek tek öğüne indirildiğinde her açıdan mükemmel bir şey oluyor.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk