cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

19 + 15 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • karnizm

    insanları belli hayvanları yemeye koşullayan inanç sistemi veya ideoloji. Birçok insan hayvan yemeyi bir seçim değil, bir norm olarak görür. Hayvana hayvan dedirtmeyip, et dedirten bu ideolojidir. okuma ve araştırma yaparken bu kavram karşınıza ingilizce "carnism" olarak da çıkabilir.

    Karnizm, insanların başta et olmak üzere, hayvansal ürünlerin kullanımını ve tüketimini desteklediği yaygın bir ideolojidir ve insanlığın diğer hayvanlarla ilişkisine dair tartışmalarda kullanılan bir kavramdır. Karnizm, çeşitli savunma mekanizmaları ve çoğunlukla sınanmamış varsayımlarla desteklenen en hakim görüş sistemidir. Karnizm terimi, sosyal psikolog ve yazar Melanie Joy tarafından 2001 yılında ortaya atıldı ve "Neden Köpekleri Sever, Domuzları Yer Ve İnekleri Giyeriz? (2009)" adlı kitabıyla popüler hale geldi.


    Bu ideolojinin merkezinde, et yemenin "doğal", "normal", "gerekli" ve (bazen) "iyi" olarak kabul edilmesi yer alır. Karnizmin öne çıkan bir özelliği, yalnızca belirli hayvan türlerinin gıda olarak sınıflandırılması ve başka türlere uygulandığında kabul edilemez zulüm olarak reddedilecek uygulamaların bu hayvanlar için kabul edilebilir bulunmasıdır. Bu sınıflandırma kültürel olarak görecelidir; Kore'de bazıları tarafından yenen köpekler Batı'da evcil hayvanken, inekler Batı'da yenir ancak Hindistan'ın genelinde korunurlar.


    Vikipedi'deki "Carnism" makalesinden çevrilerek alıntılanmıştır.

    Karnizm, insanların, hayvanların tüketilmesinin yenmesinin sömürülmesinin tuhaflığını görmezden gelmesine neden olan ve onları bazı hayvanları bazı biçimlerde kullanmaya, yemeye, tüketmeye koşullayarak normalleştiren paradigma olarak ifadelendirilmiştir. kavramı ilk defa bu çerçevede kullanan kişi, melanie joy isimli bir sosyal psikologdur. “carn” “et” veya “beden” anlamına gelirken, “ism” bir düşünü yaşama biçimini temsil eder. Bu durumda, Karnist birey, “hayvansal gıda ve ürün tüketimini ihtiyaç gibi argümanlarla koşullanarak benimsemiş; normalize etmiş; zihninde ve vicdanında “gereklilik” gibi çeşitli savunu mekanizmalarıyla rasyonalleştirmiş, meşrulaştırmış kişidir” denilebilir. bu bağlamda, vegan olmayan bireyler için bir ifade kullanımı gerekliliği şart ise? [ingilizce non-vegan kelimesinden esinlenilerek türetilen], türkçeye farsça ön ek alarak geçmiş olan ve ne yazık ki artık kullanım sıklığı artarak türkçeleştirilmiş olan navegan kelimesinin kullanımı yerine karnist ifadesinin kullanımı, daha uygun olabilir. (not: kişisel fikrim "vegan olmayanlar" ifadesinin yeterliliği üzerinedir).


    Düşünceye göre Karnizm örtük, görünmez, koşullandırılmış bir durumdur. Buna göre, insanlar hayvanları kullanmanın tüketmenin yemenin, zorunlu bir koşul değil de bir seçim olduğunu nadiren anlarlar. Dünyanın dört bir yanındaki et yiyen kültürlerde, insanlar genellikle neden bazı hayvanları tüketip, kullanıp, yiyip diğerleri için aynı eylem ve düşünce kalıplarını kullanmadıklarını Düşünmezler. Kültürlere, yaşam alışkanlıklarına, öğretilere oturmuş olan bu koşullandırmayı sorgulamazlar. bunun bir seçim olabileceğinin farkında olmazlar. Karnizmin insanı bir koşullandırma olarak nasıl etkilediğini, insanlar, fark etmediği sürece, hayvan tüketimi ile ilgili yaşam seçimlerini özgür olarak yapamazlar; çünkü özgürlüğün oluşabilmesi için öncelikle farkındalık gereklidir.Karnizm baskın bir inanç sistemi olduğu için ve çoğunluğun düşünü sistemini oluşturduğu için öncesinde adlandırma gereği duyulmamıştır. (2010 yılında kavram olarak ortaya konmuştur). ilkeleri ve uygulamaları, yaygın olarak kabul edildiği için, Karnistik düşünce genellikle sorgulanmaz, bu nedenle de görünmez kalır. Bu çerçevede, “Çoğu insan sömürüye, şiddete karşıdır ve bu nedenle kendisini sağlam tutmak ve savunmak için, karnizm, insanların hayvana yönelik sömürü sisteminin şiddetinin veya sömürü sisteminin var olduğu gerçeğinin farkına varmalarını önlemek amacıyla tasarlanmış bir dizi psikolojik savunma mekanizmasını kullanır.” Düşüncesi ortaya konulabilir.


    Joy'un "neden köpekleri sever, domuzları yer ve i̇nekleri giyeriz /. why we love dogs, eat pigs, and wear cows: an ıntroduction to carnism” (2009) kitabı karnistik düşüncenin tartışılması açısından önemli bir adımdır. joy (2010), insanların et yemeye olan bağlılıklarını korumak ve hayvansal ürünleri tüketmenin bir sonucu olarak yaşanabilecek herhangi bir suçluluğu bastırmak için hepçillerin (omnivorların) üç gerekçelendirme tipine (savunma türüne) sahip olduğundan bahseder: 1. necessary gerekli: “et gerekli besinleri sağlar” gerekçesi (savunusu) 2. natural. doğal: “insanların doğal etobur olduğuna, et yemenin biyolojimizde yazılı olduğu fikrine, eti doğal olarak canımızın çektiğine ve türümüzün et yemek için evrimleştiğine” dair gerekçeler 3. normal. “bireyin et yiyerek büyüdüğü ve bunun normal bir şey olduğu” gerekçesi (savunusu). daha sonraki yıllarda melanie joy'un belirttiği gerekçelendirme (savunma) kategorilerine (3n’ye), gerçekleştirdikleri ampirik araştırmada, piazza ve arkadaşları tarafından dördüncü bir madde daha eklemiştir: “nice” güzel, lezzetli. araştırma, çeşiti üniversitelerden psikoloji bölümü akademisyenlerinden oluşan geniş bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir (piazza et al, 2015).

    (bkz:Et yemenin gerekçelendirilmesi / araştırma / 4Ns)

    joy, m. (2010). why we love dogs, eat pigs, and wear cows. an introduction to carnism. san francisco, CA: Red Wheel/Weiser.

    Piazza et al (2015) rationalizating meat consumption: the 4Ns, Appetite 91, 114–128

    ideolojiler üstü bir ideolojidir. ineğin yaşamını değersiz gören bir sağcıyla solcunun farkı tam olarak nedir? konu şayet hayvan sömürüsünü meşrulaştırmaksa; sağcısının, solcusunun, feministinin, maçosunun nasıl tek vücut olabildiklerini gördük, görüyoruz.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk