arkasındaki eziyet ve sömürüyü bile bile nefsini doyurmak için bir canlının öldürülüp fantezi öğesi haline gelmesini(yemek) kabul etmek ayrı, çimenlerde yürürken böcek ezmek çok ayrı diye düşünüyorum. Bilinçli olarak tabiiki yapmazsın, mesela yağmur yağdığında özellikle sokağın ortasından yürümeye çalışıyorum çünkü sümüklü böcekler vıcır vıcır koşturuyorlar ortalıkta, sonra çıtır bir ses.
Bir de eklememiz gereken şöyle bir etken var diye düşünüyorum; şehirlerde yaşayanlar olarak doğayı(ve tüm canlıları) gücümüz yettiğince sömürüyoruz fakat bunun karşılığında geri verdiğimiz iyi hiç bir şey yok. Yani, doğanın döngüselliğine katkı sağlayan değil çıkmaz sokakla son bulan bir sistem kurmuşuz yaşıyoruz. buna ek olarak kabul etmek gerek ki doğa da zaten ölüm var. fakat ölen canlıdan sırasıyla o kadar çok şey besleniyorki bu döngünün vazgeçilmez bir parçası. o yüzden çimende ezdiğin böcek en azından toprağa karışıp besine dönüşüyor.
yapmamız gereken olabildiğince zararsız olmak ve birarada yaşayabilmeyi öğrenmek.