cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

13 + 12 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • bilişsel tutarsızlık

    İnsanlar çoğu zaman, özellikle sevimli veya evcil olarak kodladıkları hayvanlara zarar vermekten kaçınırlar; hatta onlara şefkat gösterir, yardım etmek isterler. ancak aynı birey, başka insanlar tarafından öldürülmüş benzer hayvanları içeren yiyecekleri tüketmekte bir sakınca görmeyebilir. bu çelişkinin ardında yatan temel mekanizma *bilişsel tutarsızlık* (cognitive dissonance) olarak adlandırılır. leon festinger tarafından geliştirilen bu teoriye göre bireyler, birbirine zıt iki inanç veya davranışa aynı anda sahip olduklarında psikolojik bir rahatsızlık hissederler. bu rahatsızlığı azaltmak adına, bireyler çoğunlukla inançlarını yeniden yapılandırır ya da davranışlarını rasyonalize ederler.


    et tüketimi özelinde bu durum, "hayvanları seviyorum" inancı ile "hayvan eti yiyorum" davranışı arasındaki uyumsuzluğu içerir. araştırmalar, bu çelişkiyle başa çıkmak için bireylerin hayvanların zihinsel kapasitelerini küçümseme, onları "gıda" kategorisine sokma veya etik sorumluluğu başka aktörlere yükleme (örneğin: kasaba ya da market zincirine) gibi stratejilere başvurduklarını göstermiştir. bu süreç, et tüketimini sürdürülebilir kılmak adına ahlaki mesafeyi artırır.


    melanie joy’un tanımladığı "karnizm" kavramı da bu bağlamda önemlidir; kültürel olarak bazı hayvanları yemenin "normal" ve "doğal" olduğu fikri, bu bilişsel çelişkinin üzerini örten ideolojik bir örtü sağlar. joy’a göre karnizm, et yemenin bir “seçim” değil, bir “zorunluluk” gibi sunulmasını sağlayan kültürel bir filtre işlevi görür. bu filtre, insanların neden ineği değil de köpeği sevdiğini, tavuğu yediğini ama güvercine üzülüp ağladığını açıklayan bir tür zihinsel ayrıştırma sistemidir.


    karnizm, bilişsel tutarsızlıkla baş etmenin sistematik bir yolunu sunar. bu ideoloji sayesinde birey, örneğin bir kuzunun kesilmesini içgüdüsel olarak rahatsız edici bulsa da, onun etini yemeyi etik dışı saymaz. Çünkü karnistik inançlara göre o hayvan “yemek için var edilmiştir.” karnizm bu noktada üç temel savunmaya dayanır: et yemenin normal, doğal ve gerekli olduğu inancı. bu üç inanç, bireyin hem eti gönül rahatlığıyla tüketmesine hem de bu tüketimi ahlaken sorgulamamasına zemin hazırlar. oysa bu inançlar bilimsel olarak kolaylıkla çürütülebilir; örneğin et tüketimi biyolojik olarak zorunlu değildir ve tarih boyunca birçok kültür et tüketmeden yaşamıştır.


    en çarpıcı yanı ise karnizmin görünmezliğidir; çoğu kişi bu ideolojiyi benimser ama adını bile bilmez. İşte bu görünmezlik, onun en güçlü yönüdür çünkü sorgulanmaz, tartışılmaz ve doğuştan bir gerçeklikmiş gibi kabul edilir. halbuki karnizm, insanların hangi hayvanlara merhamet göstereceğine ve hangilerinin öldürülmesini umursamayacağına dair kültürel olarak koşullandırılmış bir inanç sistemidir.


    sonuç olarak, insanın zarar vermeyeceği bir hayvanın başkaları tarafından öldürülüp önüne yiyecek olarak gelmesini kabul edebilmesi, sorgulanmayan kültürel normların tetiklediği psikolojik savunma mekanizmalarıyla şekillenir.


    bu durum, bilişsel tutarsızlığı azaltmak için ahlaki değerlerde geçici ya da kalıcı değişimlerin yapılmasını gerektirir. fakat İnsanın kendi içsel tutarlılığını koruma çabası, bazen farkında olmadan etik körlükle sonuçlanabilir.

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk