cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

14 + 12 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat

veganlıkla ilgili istatistikler

toplam sera gazlari salinimin yuzde 26'si tuketilen besinlerden dolayi saliniyor.

besinlerden gelen sera gazlarinin yuzde 58'i hayvansal besinlerden dolayi yayiliyor.

boylece toplam sera gazlari saliniminin yuzde 15'inden hayvansal besin tuketen insanlar sorumlu.


veriler 2018'deki bir arastirmaya dayaniyor. kaynak

arınç ekin

vegan felsefeci. benim için ondan felsefe dinlemenin en keyifli yanlarından biri de satır aralarında, örneklemelerinde freeganizm, veganizm, queer öğelerle karşılaşmanız.

bir sokrates sunumu: link
bir roland barthes sunumu: link

jelibon

tommy's bears mixed fruit jelibonu vegan. bazı opet'lerde bulunuyormuş ayrıca internette de bazı sitelerde var.

hissedebilirlik

hissedebilirlik (sentience), aslında sürekli kullandığımız kelimeler olan sezgi, duygu ve farkındalık sahibi olmak anlamlarına gelir. veganlar olarak etik anlayışımızın temeli de buraya dayanıyor. 'bitkiler de hissediyor onlar da canlı' görüşünün ortaya atılma sebebinin de temeli bu kavramın farklı anlaşılmasından kaynaklanıyor. bu kavram veganlıkla ilgili bir durum açıklanırken daha anlamlı ve açıklayıcı olması için öz farkındalık (Self-Awareness) anlamında kullanılmalı. bir uyarana tepki vermek söz konusu şeyi canlı yapar evet ama hissedebilir ve farkındalık sahibi yapmaz. farkındalık sahibi canlı uyaranı hisseder, kendi içinde onun için (istek, ret, kaçma-kaçınma, yaklaşma gibi) bir karar oluşturur ve bu davranışı uygular. bu yüzden etki-tepki ile, bilinçli bir davranışı ayırt etmeliyiz. bu farkı oluşturan şey ise bildiğimiz gibi sinir sisteminin varlığıdır. çünkü bu sistem ile canlı bir uyarı aldığında, kendini ayırt etmeye başlar, dış dünya ve 'kendi olma' durumlarını algılayabilir. şu an tüketmekte olduğumuz bitkisel besinlerin kendilerine ait bir farkındalığı yok, buna (bkz:bitkilerin acı çektiği yalanı) bu görüşü ortaya atan naveganların da inandığını düşünmüyorum. ancak ailenin ne olduğunu, sevmeyi, utanmayı, keyfi bilen insan dışı hayvanlar için durum böyle değil. bu konu çok fazla dile getirildi ancak özet ve basit bir açıklama yapmak istedim. hayvanlar kendilerini bilen ve tanıyan güzeller güzeli varlıklar. bitkiler de mükemmel güzellikteler ancak kendilikleri yok.




'Ben gözleri olan hiçbir canlının ölüsünü yeme hakkını kendimde görmüyorum.' sözünü çok severim, ben de buna benzer olarak kendi alanım (bkz:psikoloji) dahilinde 'öz farkındalığı olan hiçbir canlıyı sömürme hakkım olduğunu düşünmüyorum.' diyorum.



veganlar neden bal yemez

Bal arıların kendileri için ürettiği kışlık erzaktır.
İnsanlar bütün yaz arıların ürettiği bu erzağı onları dumanla etkisiz hale getirerek alır, yerine şekerli su koyar.

Empati: Ailemizle birlikte bütün yaz, kışı rahat geçirebilmek için tarlada bostanda çalışıp konserve, pekmez, salça ve kurutulmuş sebzeler, meyveler hazırlıyoruz. Birileri gelip evimize gaz bombası atıyor, bizi etkisiz hale getirip tüm erzağımızı çalıyor ve ölmeyelim de gelecek yaz tekrar erzak hazırlayabilelim diye bize makarna, tuz ve şeker bırakıyor.
Daha fazla başlık!
vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk