cpm_inboxCount

Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

7 + 6 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat
  • vegan hatip sömürüsüz yatılı

    vegan dediğin veganlığı politik bir duruş olarak da ele almalı.

    konuyu etik ve hatta psiko-politik yönden değerlendirebilmeli.

    veganlığın bir tür bedensel tutum, direniş olduğunu aklından çıkarmamalı.

    bedenle direnmenin bu dünyada en onurlu şeylerden biri olduğunu göstermeli.

    veganlığın kapitalizmin en temel sömürü biçimlerini hedef aldığını yansıtmalı.

    az soldan yürümeli; liberal, neo-liebral politikaların sömürüye dayandığını görebilmeli.

    en önemlisi de geleceğin kapitalizme karşı vegan-politik düzlemde inşa edilirse yaşanmaya değer olacağını haykırmalı.


    evet, aynı anda vegan-etik ve vegan-politik olmalı.

    kapitalizm dogayi somurdugu icin, doga da hayvanlarin yasam alani oldugu icin dolayli olarak katilmamiz gereken onermelerdir. ek olarak vegan-minimalist olmali.

    Vegan olduğunuz anda hem politik hem de etik bir duruşun tarafı olmuşsunuzdur. Et yiyin, süt için, peynirimizi almayı unutmayın diyen milyar dolarlık bir sömürü endüstrisine kafa tutarak, “sen yemeğinin nasıl geldiğini çok düşünme, sadece ye” diyen para odaklı bir sisteme, “aaa kızım sağlıklı olmak için süt içmelisin” diyen kabullere, “kurban kesmek farzdır” diyen dini kurallara, “kedimi severim, ineği de yerim” diyen iki yüzlülüklere çomağınızı sokmuşsunuzdur. Olmalı değil, olmuşsunuzdur.

    Kim demişti bilmiyorum ama hep aklımda: veganlık bir gün değil, her gün yaptığım bir seçim. Vegan oldum, bitti olmuyor. Bizim zaten en büyük ortak noktalarımızdan biri sistemin sunduklarını olduğu gibi kabul etmememiz, sorgulamamız. Bunu vegan olduktan sonra da devam ettirmek gerekiyor.


    Örneğin İlaç sektörünün hayvan deneyinin en büyük faili, hayvan çiftçiliğinin en büyük destekçisi (Dünyadaki antibiyotiklerin yüzde elliden fazlası endüstrideki hayvanlara veriliyor) olduğunu, devasa bir canavar olarak atıklarıyla ve karbon ayak iziyle doğayı mahvettiğini bilmemiz gerekiyor. Bu yüzden bu sektöre muhtaç kalmayacak şekilde bedenimize özen göstermemiz gerekiyor. hayvanların iyiliği için kendimize iyi bakmamız gerekiyor.


    Global bir markanın vegan ürün çıkarması ilk bakışta olumlu bir gelişme olarak algılansa ve ileride veganlar için daha fazla arz olacağına dair umut verse de piyasada vegan ürünlerin artmasıyla yetinmememiz gerekiyor. o markanın yüzde yüz vegan olacağı bir gelecek rüyasıyla bugünü harcamamız gerekiyor. O ürünün o rafa gelme sürecinde dolaylı olarak sömürülen hayvanları da düşünmemiz gerekiyor. Markanın navegan üretimi tamamen bırakması için baskı uygulamak gerekiyor. karbon ayak izini ve dolaylı sömürüyü azaltmak için yerli ve küçük çaplı üretime destek vermek gerekiyor.


    Ama hepsinden önemlisi, tüketim üzerine kurulu sistemin bize dayattığı ihtiyaç tanımını yeniden şekillendirmemiz gerekiyor. Konformist olamayız, yetinmemeli ve hatta rahatsız etmeliyiz. Yani bizim minimalist, aktivist ve anarşist olmamız gerekiyor. Evet, bize çok iş düşüyor ve dünyayı kurtarma görevinin bize kalmış olması da haksızlık. Ama biz yapmazsak kim yapacak?

    vegansozlukcom vegansozlukcom vegansozluk